|
|
|
Atasözleri -
Alfabetik Sırayla Atasözleri
|
Dilenci bir olsa şekerle beslenir.Yardım bekleyen kimselerin çokluğu, onlara yeterli olacak derecede el uzatabilmeye engeldir.Dilenci torbası dolmaz.Şundan bundan yardım istemeyi geçinme yolu seçmiş kişi bunun rahatlığına o kadar alışmıştır ki, çalışmadan hayatını sürdürmek isteği, ne kadar varlık elde etmiş olursa olsun son bulmaz.Dilenciye borçlu olma, ya düğünde ister, ya bayramda.Çıkarını aramaktan başka bir şey düşünmeyen kimse ile ilişkin olmasın. Çünkü çıkarı uğruna olmadık yerde senin onurunu kırabilir.Dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim.Dilini tutmaması yüzünden başına belâ gelen kişi bunun pişmanlığıyla "dilim dilinseydi de söyleyemez olsaydım" der.Dilin cirmi küçük, cürmü büyük.Dil, küçük bir uzuvdur ama konuşma onunla yapılır ve söylenen sözlerle kimi zaman büyük suçlar işlenebilir.Dilin kemiği yok.Söylenen sözlerde bir uyum, akılcılık, mantık birliği, hakka hukuka uygunluk bulunmalıdır. Ne var ki, pek çokları için bu kural geçerli değildir. Çıkarına göre daha önce söylediğine uymayan, bunun tersi olan sözler söylenebilir.Dilsizin dilinden anası (sahibi) anlar.Herkesin kendine özgü bir doğası, huyu, meşrebi vardır. En iyi ilişkiyi, o kişinin bu özelliklerini en iyi bilen kurabilir.Dinsizin hakkından imansız gelir.Kötülük beklenen kişiden korunmanın çaresi, bazan daha kötü yaratılıştaki birinden gelir.Dişi köpek kuyruğunu sallamayınca, erkek köpek ardına düşmez, (dişi yalanmayınca erkek dolanmaz).Kadın yüz vermese, erkek onunla ilgilenmez.Doğan anası olma, doğuran anası ol.Bir çocuk annesinin değerini, kendisi de çocuk sahibi olduktan sonra bilir. Daha önce gereği gibi bilmez.Doğmadık çocuğa don (kaftan) biçilmez.Ele geçeceği, ortaya çıkacağı daha belli olmayan şey için ele geçmiş, varmış gibi düşünüp ona göre bir işe kalkışmak yanıltıcı olur.Doğruluk minarede kalmış (onun da içi eğri).Dünyada doğru kimse kalmamıştır. Doğru sandığımız binde bir kişi de aslında eğridir, dıştan göründüğü gibi değildir.Doğrunun yardımcısı Allah'tır.İşlerinde doğruluktan ayrılmayan kişiye Tanrı her zaman yaıdım eder.Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.Gerçeğin söylenmesi işlerine, çıkarlarına gelmeyenler, bunu dile getirenleri çıkarlarını tehlikeye attıkları için sevmezler. Sevmek şöyle dursun onları çıkarlarının çevresinden uzaklaştırmak isterler.Doğru söyleyenin bir ayağı üzengide gerek.Doğru söyleyen kişi, bulunduğu yerden uzaklaşmaya hazır olmalıdır. Çünkü, doğru sözlülüğü yüzünden kendisinden hoşlanılmayacak, orada barınamayacaktır.Doğru söyleyenin tepesi delik olur.Doğru söyleyen çok düşman kazanır ve onların karşı saldırılarına hedef olur.Doğru söz acıdır, (Hak söz ağıdan acı gelir).Kusurları, yanlışları, düzensizlikleri, yolsuzlukları, kötülükleri.. bütün çıplaklığıyla ortaya koyan ve eleştiren sözler, bunları yapanlara acı gelir.Doğru söz yemin istemez.Yemin, kuşkulu sözün doğruluğuna inandırmak içindir. Sözün doğruluğuna kuşku yoksa yemine gerek yoktur.Doğuran avrat azraili yenmiş.Yeni doğan çocuklarda ölüm oranı yüksektir. Ama kadın doğurmaya devam eder, azrailin alamayacaklarını da dünyaya getirir ve böylece azraili yenmiş olur.Dokuz at bir kazığa bağlanmaz.- Bir işin başına birçok kimse birden getirilmemelidir. Çünkü anlaşamazlar, birbirlerine saldırırlar.- Birçok azılı, zayıf bir güvenlik tedbiri ile zaptedilemez.Domuzdan toklu çıkmaz.Kötü huylu kimsenin çocuğu melek huylu olamaz.Domuz derisi (-nden) post olmaz, eski düşman dost olmaz. .İslâm dinine göre domuz pis hayvandır. Eti yenmez, üzerinde namaz Kılınamayacağı için derisinden post bile yapılmaz. Ne kadar temizlenirse temizlensin onun derisinden post yapılmazsa, ne kadar yakınlık gösterirse göstersin, eski düşmandan da, dost olmaz. Domuzun kuyruğunu kes yine domuz.Yaratılıştan kötü olan kişinin bazı yönlerini düzeltseniz de mayasındaki bozukluğu gideremezsiniz.Donsuzun gönlünden dokuz top bez geçer.Bir şeyden yoksun olan kişinin gönlünden, o şeyden bol bol edinmek geçer. Onun hayalini kurar.Dost acı söyler,Kusurumuzu görenler, canımız sıkılmasın diye bunu söylemeye çekinirler. Görmediğimiz, görenlerin de söylemediği kusurlar sürüp gider. Gerçek dost, düzeltilmesi için o kusurları söyler. Başkalarının söylemediği o sözler bize acı gelir ama doğrudur.Dost başa bakar, düşman ayağa.Bu sözde 'baş' ve 'ayak' kelimeleri ikbal ile düşkünlüün simgeleridir. Dost, yükselmesini istediği başımıza basar. Düşman ise kaymasını istediği ayağımıza.Dost bin ise azdır, düşman bir ise çoktur.Dost sayısı ne kadar artarsa artsın gene azdır. Düşmanlık edecek kişi bir tane bile olsa gene de çoktur.Dost dostun ayıbını yüzüne söyler.Gerçek dost ayıbımızı yüzümüze karşı söyler. Bu bizi uyarmaya, kusurumuzu düzeltmeye yarar. Ayıbımızı arkamızdan, başkalarına söyleyen kovculuk etmiş olur, dost böyle yapmaz.Dost dostun eğerlenmiş atıdır.Gerçek dost, dostunun sıkışık anında yardıma koşmaya hazırdır.Dost evinde başını bağla, düşman evinde tırnağını kesKişi, dostunun yanında iyi, gönül açıcı davranışlarda, düşmanın yanında zararlı davranışlarda bulunur.Dost (akraba) ile ye iç, alışveriş etme.Alışverişte iki taraf da kendi çıkarını düşünür. Yakın kimseler arasındaki alışverişte de bu böyledir. O yüzden, alışveriş sonunda dostluklar bozulabilir.Dost (iyi dost) kara günde belli olur.İyi günde kimin dost, kimin düşman olduğu anlaşılmaz. Çünkü paylaşılacak acı yoktur, fedakârlık yoktur. Kötü günde ise içinde bulunulan acı, dostlarca paylaşılır. Fedakârlık göstermek gerekiyorsa buna katlanılır. Acılar paylaşılırken ortada görünmeyenlerin gerçek dost olmadıkları anlaşılır.Dostluk başka, alışveriş başka.İki kişi arasındaki dostluk, alışverişte birinin öteki adına fedakârlıkta bulunmasını gerektirmez. Çünkü sonuçta kazanç sağlanacak ve yaşam sürdürülecektir. Dostlarla yapılan alışverişlerde gösterilen fedakârlıklar kazançtan yoksunluğa yolaçabilir.Dostluk kantarla, hesap (alışveriş) miskalleYakın dostlar arasındaki alacak verecek hesabı fedakârlık konusu haline getirilmeyip, inceden inceye yapılmalıdır.Dostun attığı taş, baş yarmaz.Dostlarımız bizim iyiliğimizi isterler. Hatalarımızı düzeltmemiz için gerekirse acımasızca eleştirirler. Ama bu bizim gücümüze gitmez. Biliriz ki, bu eleştirilerin altında iyiliğimizi isteme duygusu vardır.
|
|
|