Felsefe

Fotoğraf

Eşek-Evvel PDF Yazdır e-Posta
Atasözleri - Alfabetik Sırayla Atasözleri

Eşeğe altın semer vursan eşek yine eşektir.

İnsanlıktan yoksun kişi kılık kıyafet, makam ve unvan­la değer kazanmaz.

Eşeğe (katıra) cilve yap demişler, çifte (tekme) atmış.

Kaba insanlar, şaka yapmayı, sevgisini göstermeyi bil­mezler. Ya gülünç duruma düşerler ya da kinci olurlar.

Eşeğe marifetini göster demişler, yıkılıp ağnamış.

Kaba ve ahmak kişinin yaptığı işler de kaba ve kırıcı olur.

Eşeği dama çıkaran, yine kendi indirir.

Güç ve kötü bir iş yapan kişi, bu işi kendisi düzeltmek zorundadır.

Eşeği düğüne çağırmışlar, "ya odun eksik, ya su" demiş.

İşi, gücü başkasına hizmet etmek olan, aşağılanmaya alışmış bir kişi, kendisinin ağırlanacağı anlamını taşıyan bir çağrı alsa şöyle düşünür; "Bu çağrı, beni ağırlamak için de­ğil, kendilerine hizmet ettirmek içindir." Böyle düşünmekle de haklıdır.

Eşeğini sağlam bağla, sonra Allah'a ısmarla (komşunu hırsız çıkarma), (Eşeği bağla, işini sağla).

İşini sağlama almak için elinden gelen tüm çabayı gös­terip önlemlerini aldıktan sonra başkasına veya Allah'a ema­net edeceksin.

Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme: Kimi uzun der, kimi kısa.

Kimseyi ilgilendirmeyen, yalnızca seni ilgilendiren iş­lerini herkesin önünde yapma. Çünkü her kafadan bir ses çı­kar, herkes bir akıl vermeye kalkar. Sen de etkilenip yanlış iş yapabilirsin. Kendi karaıını kendin ver. Kimsenin karış­masına meydan verme.

Eşeğin ölümü köpeğe düğündür.

Kimi zaman bir kişinin uğradığı zarar, bir başkası için çıkar kaynağı olur.

Eşeği sahibinin dediği yere bağla da varsın kurt yesin.

Sana emanet edilen bir işi, sahibinin isteğine uygun bi­çimde yap. Eğer kötü bir sonuç doğarsa, sen sorumlu tutul­mazsın.

Eşeği süren (tımarlayan) osuruğuna katlanır.

Kaba işlerle veya zevksiz işlerle uğraşmak zorunda ka­lan, ondan gelecek kötü, iğrenç karşılığı göze almalıdır.

Eşek at olmaz, ciğer ot olmaz.

Bir şeyin aslını değiştirmek mümkün değildir. Bayağı şey, yüksek nitelik kazanamaz. Kötü maya, iyiye dönüşmez.

Eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez, (Kör bile düştüğü çukura bir daha düşmez).

En aptal kişiler bile başlarına gelen felâketlerden, yap­tıkları hatalardan ders alırlar, ikinci kez o hatayı yapmazlar.

Eşek, çamura çökerse, sahibinden gayretlisi olamaz.

İşi bozulan, dara düşen bir kimseye yakınlarından yar­dım gelir. Ama en büyük çabayı kendisi gösterir.

Eşek, eşeği ödünç kaşır.

Çıkarcı kişiler, başkalarına yapacakları yardımı, bir çı­kar düşünerek yaparlar.

En yakınlarına bile karşılıkla iş yaparlar.

Eşek (eşekin) eve gelmiş, yorga yolda kalmış.

Düzenli ve sürekli çalışan güçsüz kimse, sistemsiz ve çalışan güçlü kimselerden daha başarılı olur ve önce sonuç alır.

Eşek hoşaftan ne anlar?

Görgüsüz, bilgisiz, kaba ruhlu kişiler, ince, güzel şey­lerin zevkine varamaz; değerini ölçemezler.

Eşek kocamakla (büyümekle) tavlabaşı olmaz

Yeteneksiz, bilgisiz bir kişi, bir işte çok eski de olsa, yaşlansa da yükselemez, baş olamaz.

Eşek kulağı kesilmekle küheylan olmaz.

Biçim değiştirmekle öz değişmez. Kötü karakterli bir kişi, dış görünüşünü değiştirmekle iç yapısını değiştiremez. Görünüşte bir şeye benzemeye çalışmak, gerçekte benze­mek demek değildir.

Eşkiyanın (zürafamn, ihtiyarın, fukaranın) düşkünü, be­yaz (hasa) giyer kış günü.

Zaman içinde kişiler, bulundukları iyi durumu, mal varlıklarını yitirebilirler. Düştükleri güç durum nedeniyle davranış ve görünüşleri değişir. Bu da kişiler arasında alay konusu olmalarına yol açar.

Et kanlı gerek, yiğit canlı.

Etin az pişirilmesi besin değeri bakımından önemlidir. Gençlerin ise hareketlisi, canlı ve cana yakın olanı beğeni­lir. Gençlere miskinlik yakışmaz.

Et (balık) kokarsa tuzlanır; ya tuz kokarsa ne yapılır?

Kimi bozulan şeyleri düzeltmenin olanağı vardır. Fa­kat "olanak, denilen şey bozulursa, o işi düzeltmekten umu­du kesmeli, yeni baştan ele almalıdır.

Etle tırnak arasına girilmez.

- Birbirlerine darılan aile bireylerinin arasına girip ba­rıştırmak işlerine karışmak doğru değildir. Çünkü onların dargınlıkları uzun sürmez.

- Ana baba, kardeş gibi birbirine kan bağıyla bağlı ki­şilerin arasını açmaya çalışmak boşunadır.

Etme bulma dünyası.

Bu dünyada herkes yaptığının karşılığını er geç görür. Kötülük yapan kötülük bulur.

Et ne kadar arık olsa ekmek üstünde yaraşır.

Bilgili, görgülü kişi, önemli mevkide bulunmasa, zen­gin olmasa da her zaman yeri, değersiz kişilerin üstündedir.

Ev alma, komşu al.

Yaşamımızda komşularımızın önemi büyüktür. Kom­şularımız kötüyse, en güzel evde otursak bile rahatsız hatta mutsuz oluruz.

Evdeki hesap (pazara) çarşıya uymaz.

Önceden tasarladığımız bir iş, uygulamada umduğumuz, düşündüğümüz gibi gerçekleşmeyebilir.

Evi ev eden avrat (yurdu şen eden devlet).

Evin yönetiminde kadının yeri çok büyüktür. Evi şen­lendiren de yaşanmaz hale getiren de kadındır. Yurdu kalkındıran, yaşanılır yapan da devlettir.

Evlâdı (oğlumu) ben doğurdum, amma gönlünü ben do­ğurmadım.

Evlâtların da kendilerine özgü bir kişilikleri vardır. Ana babalarına saygılı olmakla birlikte bazı görüşleri farklı­dır ve bunu da uygularlar. Bir kimse evlâdına emredip bir­çok şeyi yaptırabilir ama gönlüne hükmedemez.

Evlâdın var mı, derdin var.

Çocukları büyütüp yetiştirmek büyük özveri isteyen önemli bir iştir. Bu nedenle de ana babalar pek çok güçlüğe katlanırlar. Çocukların hastalıkları, beslenmeleri, eğitimleri, gelecekteki durumları ana babalar için sürekli derttir.

Evlenenle ev alana (yapana) Allah yardım eder (... yaptı­ranın Allah vardımcısıdır).

Evlenmek de ev yaptırmak da hayırlı ve mutlu işlerdir. Herkes, ev yapanla evlenene yardım eder, kolaylık gösterir.

Evli evinde, köylü köyünde gerek.

Belli zamanlarda ve durumlarda herkes kendi yerinde ve işinin başında bulunmalıdır. Toplumun ve kişilerin rahat­lığı da bunu gerektirir.

Evlinin (ev sahibinin) bir evi var, evsizin (kiracının) bin evi var.

Evi olan yalnız kendi evinde oturur. Kiracı ise değişik evlerde oturma imkânına sahiptir. Seçip beğindiği evde otu­rur.

Evvel can, sonra canan

İnsan, yapısı gereği ister istemez önce kendisini, sonra sevdiğini ve onun çıkarını düşünür

Evvel taam (selâm), sonra kelâm

-  Bir konuyu tok karnına görüşmek daha yararlıdır. Çünkü karnı aç olan insan iyi düşünemez, rahat değildir.

-  Kişi, yemek yerken konuşmamalıdır. Hem ağızdan yemek parçalan saçılır, hem de yemek soğuduğu için tadı kaçar. Yemekte konuşmamak temel görgü kurallanndandır.

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle