|
|
|
Atasözleri -
Alfabetik Sırayla Atasözleri
|
Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp.Yoksul bir aileden olmak ve çalıştığı halde az para kazanmak utanılacak bir şey değildir. Utanılacak şey, tembellik yüzünden yoksul olmak ve zengin de olsa çalışmamaktır.Fala inanma, falsız kalma.Fal inanılacak bir şey değildir. Ama kişi oyalanmak, yalan da olsa geleceği üzerine bir şeyler dinlemek ister. Bunu da hoş görmek gerekir.Fare (sıçan) çıktığı deliği bilir,Faydasız baş mezara yakışır.Yaşayan kimse bir işe yaramalıdır. Bir işe yaramayan kişi, ölü kişi sayılır.Fazla (artık) mal göz çıkarmaz.Fazla mal kişiye zarar vermez. Bundan dolayı elden çıkarılmamalıdır. Şimdi gereksemenin üstünde görülen malın ileride fazla olmadığı anlaşılabilir.Felek kimine kavun yedirir kimine kelek.Bu dünyada kimi kişiler mutlu bir yaşantı içindedirler. Kimi kişiler ise talihsizdirler; ne kadar çabalasalar da istediklerini elde edemezler.Fırsat her vakit ele geçmez.Fırsat insanın eline çok seyrek geçer. Onun için çıkan fırsatı kaçırmamak, ondan yararlanmak gerekir.Fırsat sakal altından geçer.Fırsatı yakalamak kimi kez çok kolaydır. Ancak yakalayabilmek için zamanını kollamak gerekir.Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar.Talih fakire hiç gülmez. Aynı sermaye zengine daha çok, fakire daha az gelir getirir. Para parayı çeker.Gafile kelâm, nafile kelâm.Cahil, gaflet uykusunda olan kişiye söz kâr etmez. Böylelerine boş yere meram anlatmaya çalışmayın.Gammaz olmasa tilki pazarda gezerGizli, yasa dışı yollarla çıkarını sağlayan kişi, yakayı ele vereceğinden korkmasa bu işleri açıktan açığa yapar.Garibe bir selâm bin altın değer.Gurbetteki kişiye karşı gösterilecek küçük bir ilgi, bir hal hatır sorma, en büyük iyilik yerine geçer.Garip itin kuyruğu bacağı arasında (kıçına kısık) gerekSığıntı durumunda olan kişi, yabancı bir yerde ukalalık taslamamahdır. Kendisini ilgilendirmeyen konulara karışmamalıdır.Garip (kör) kuşun yuvasını Allah yapar.Garip ve kimsesiz kişileri Allan darda bırakmaz.Gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını çalar.Kişi, inançları ayn da olsa, sevişmeseler de geçimini sağlayan kimsenin yanlısı olur, ona hizmet eder.Gâvurun tembeli keşiş, müslümanın tembeli derviş.Her dinde tembel kişiler dini sömürerek kendilerine geçim yolu sağlarlar.Geceler gebedir.Hiç bir şey bir kararda kalmaz. Her şey bir anlıktır. Akşamdan sabaha yeni yeni olaylarla, durumlarla karşılaşabiliriz.Geçim dünyası.Bu dünyada insanın düşündüğü en önemli şey, yaşayışını sağlayacak yolu bulmaktır.Geçmişe mazi yenmişe kuzu derler.Geçmişteki başarıları, ya da can sıkıcı olayları anıp övünmek, üzülmek neye yarar? Geçmişi unutalım da bugünkü ve yannki durumlara bakalım. Geçmişi düşünmek çamura saplanmaktır. Kişi, herkesle iyi geçinmeye dikkat etmelidir.Geç olsun da güç olmasın.Elde etmek istediğimiz sonuca geç kavuşmamızın zararı yok, yeter ki engeller çıkarak ona erişmeyi güçleştirmesin.Gel demesi kolay ama git demesi güçtür.İnsan bunları severek yapar. Ama bir kimsenin işine son vermek, misafire git demek kolay değildir. Onun için bir kimseye gel demeden önce uzun uzun düşünmek gerekir.Gel denilen yere gitmeye ar eyleme, gelme denilen yere gidip yerini dar eyleme.Davet edildiğin yere gitmekte utanma çekinme. Davet edilmediğin yere de gitme.Gidersen yüz vermezler, yer göstermezler.Geldik yüze, çıktık düze.Kasımın yüzüncü günü (15 Şubat) olunca kışın en azgın günleri geride kalır. Mevsim artık çok zahmet vermeden geçer.Gelene git denilmez.- Kendiliğinden sana gelen konuğu kabul etmemek Türk geleneklerin uymaz.- Kendiliğinden gelen güzel bir şey geri çevrilmez.Gelen geçer, konan göçer.Dünyada hiç bir şey sürekli olarak aynı durumda kalmaz. Her şey değişkendir, geçicidir.Gelen gidene rahmet okutur, (Gelen gideni aratır).Beğenmediğimiz ve işten ayrılmasını dilediğimiz bir kişinin yerine çoğu zaman öyle birisi gelir ki "nerede eskisi? O çok iyiydi" dedirtir.Gelin altın taht (kürsü) getirmiş, çıkmış (üstüne) kendisi oturmuş.- Gelinin beraberinde getireceği çeyizin yararı kendinedir, kendisi kullanır.- Kimsenin malından kimseye fayda yoktur, herkes malını kullanır.Gelin eşikte oğlan beşikte.Bir eve gelin gelir gelmez, çocuğu da beşikte saymak ve bebek hazırlıklarına başlamak gerekir.Gelin girmedik ev olur, ölüm girmedik ev olmaz.Her eve gelin girmeyebilir. Ama her eve ölüm girer.Gelini ata bindirmişler, "ya nasip" demiş.Bir iş kesin olarak sonuçlanmadıkça o işe olmuş bitmiş gözü ile bakılmamalıdır. Her an işi bozacak bir engel çıkabilir.Gem almayan atın ölümü yakındırDik kafalı, söz dinlemez, hırçın kişi, davranışının büyük zararını görür.Gemisini kurtaran kaptan (-dır).Zeki, marifetli, becerikli adam, herkesin ne yapacağını şaşırdığı karışık bir ortamda bütün tehlikeleri atlatarak işini iyi bir sonuca ulaştırır.Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir.Gençlik insanın, en çok çalışacak, topluma fayda sağlayacak, hayattan en çok tad alacak, en güzel çağıdır. Ne var ki gençler bunları düşünemezler ancak yaşlandıktan sonra gençliğin değerini anlayabilirler. Ne çare ki iş işten geçmiş bulunur.Gençlikte para kazan (taş taşı), kocalıkta kur kazan (ye aşı).Kişi gençliğinde çalışıp para biriktirmelidir ki ihtiyarlayıp çalışamadığı zaman onunla rahat rahat geçinsin. Kimseye muhtaç olmasın.Gezen ayağa taş değer.Gerekli olmadığı halde şurada burada dolaşan kişi, bu gezme sırasında kendisine zararı dokunan şeylerle karşılaşır.Gezen kurt aç kalmaz.Rızkını çıkarmak için gezip dolaşan, şuraya buraya başvuran kimse aç kalmaz.Giden gelse dedem gelirdi.Ölen kimse nasıl dirilmezse, elden çıkan şey de bir daha ele geçmez.Gidilmeyen yer senin olmaz (değildir).Gidemediğimiz yararlanamadığımız yer, malımız olsa bile neye yarar? Böyle bir yerin bizim olmayan yerle ne farkı vardır?Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek (bulmamak) var.Uzak bir yere giden kimse, ayrıldığı yere bir daha dönmeyebilir; belki de orada ölür. Dönebilirse ayrılırken bıraktığı yakınlarını bulamayabilir; onlar da ölmüş olabilirler. O halde vedalaşırken bunu hatırlamak ve helâllaşmak gerekir.Gizlide gebe kalan aşîkârde doğurur.Toplum içinde hiçbir davranış gizli kalmaz. İlkin gizlenebilmiş olan bir iş, bir süre sonra gizlenemeyecek sonucu ile açığa çıkar.
|
|
|