Felsefe

Fotoğraf

Sirke-Süt PDF Yazdır e-Posta
Atasözleri - Alfabetik Sırayla Atasözleri

Sirkesini, sarımsağını sayan paçayı yiyemez, (sarımsağı­nı hesap eden paçayı yiyemez).

Küçük sakıncalarını düşünerek bir işe girişmeyen kişi, o işin kazançlarından yoksun kalır. Bazı işlerde fazla ince eleyip sık dokumak çıkarımızı engeller.

Sitte-i sevir, her saati bir devir.

22-26 Nisan tarihlerinde hava her saat değişiklik gös­terir Bu söz her an fikir ve davranış değiştiren insanlar için de kullanılır.

Sitte-i sevir, kapıyı çevir.

Sitte-i sevirde hava çok bozuk ve fırtınalı olur.Dışarı çıkmamalıdır.

Sofu soğan yemez, bulunca sapım komaz.

Hoşa gitmeyen işlere yönelmez gibi görünen öyle kişi­ler vardır ki, bu işlere girişince en aşırı yolu tutarlar.

(Soğan acısını) yiyen bilmez, doğrayan bilir.

Bir iş yapılırken ne kadar güçlük çekildiğini, o işi ba­şarmış olan bilir; başarılmış olan bu işten yararlanan bilmez.

Soğuk; "kırk kat keçe, ben ondan geçe; bir kat deri, ben ondan geri" demiş.

Bir kat deri giysi, kaı kat yün giysiden daha çok sıcak tutar.

Sona kalan dona kalır.

Yapılacak bir işi hemen yapmayıp, geciktiren kişi zarar eder. Örneğin bir şeyden çok kimse yararlanacaksa daha önce davrananlar seçer alırlar; geriye döküntüleri kalır. Bel­ki de hiç kalmaz.

Son pişmanlık fayda vermez (etmez).

İyice düşünülmeden yapılan iş, çok kez insanı zarara ya da geri dönemeyeceği bir çıkmaza sokar. O zaman piş­man olmak da işe yaramaz.

Sonradan gelen devlet devlet değildir

Kişi gençliğinde zengin olmalıdır ki bunu gereği gibi kullansın. Faydalanamayacağı koşullarda eline geçen ola­nakların bir önemi yoktur.

Sora sora Bağdat (Kabe) bulunur

insan sora sora, çok uzak ve bulunması çok güç yerleri bile bulur.

Soran yanılmamış (yorulmamış)

İnsan bir iş yaparken karşısına bilmediği birçok şey çı­kar. Bunları doğru, yanlış demeden yapmamalı, bilenlere sorup öğrenmelidir. Biliyorum sandığı işlerde de yanılabilir. Onlar için de bilenlerin düşüncesini alırsa yanılmayı önle­miş ve boş yere yorulmamış olur.

Sorma kişinin aslını, sohbetinden bellidir

Bir kimsenin karakterini öğrenmek için soyunu sopunu sormanın gereği yoktur. Konuşup görüşmesinden nasıl bir insan olduğu anlaşılır.

Soy asma, soyuna çeker.

Temiz soydan gelen kişi, her durumuyla soyluluğunu gösterir.

Soydur çeker, (cins cinse çeken.)

Her canlı az çok soyuna çeker. Kötü soydan gelmişse kendisinde de bu kötülükten bir iz bulunur.

 

Söyleyenden dinleyen arif gerek.

Bir konuda tamamen bilgisiz olan kişiler, o konudaki konuşmalardan bir şey anlayamazlar. Konuşmacının usta ol­ması yeterli değildir. Dinleyenin anlayışının iyi olması, din­lemesini bilmesi gerekir.

Söyleyene bakma, söyletene bak.

içinden geleni söyleyen bir kişinin sözleri, doğru çık­masını istediğimiz şeylerse, bunları ona Tanrı söyletiyor der, söylediklerine inanmak isteriz.

Söz ağızdan çıkar.

Mert olan kişi, sözünde durur; verdiği sözü yerine geti­rir.

Söz dediğin yaş deridir, nereye çekersen oraya gider.

Birçok sözler, çeşitli anlamlara gelebilir. Kimi zaman dinleyenler, bir sözü, söyleyenin aklından geçmemiş olan bir anlama çekerler.

Söz gümüşse sükût altındır

Yerinde ve güzel konuşmak faydalıdır. Ama susmak ondan iyidir. Çünkü gereksiz konuşmak insanın başına bir­takım işler açabilir. Susan için böyle bir şey söz konusu de­ğildir.

Sözünü bil, pişir; ağzını der, devşir.

Ağzına gelen her sözü, söyleme: Bir sözün nereye va­racağını iyi düşün, ondan sonra söyle.

Sözü söyle alana, kulağında kalana.

Sözünü tutana öğüt ver. Söylediklerinin bir kulağından girip öbür kulağından çıktığı kimselere nefes tüketme.

Söz var, dağa çıkarır; söz var dağdan indirir.

İlişkilerimizde dikkatli ve ölçülü konuşmalıyız. Karşımızdakini sinirlendirip baş kaldırtan da, yatıştırıp yola geti­ren de çılgınca ya da akıllıca söylenen sözdür.

Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir.

Sözün insanlar üzerindeki etkisi çok büyüktür. Akıllıca söylenmiş sözler, karşıdakini inandırır, yumuşatır; işlerin olumlu yola girmesini sağlar. Ölçüsüz, sert sözler ise karşı­dakini sinirlendirir. Söyleyenin öldürülmesine bile yol aça­bilir.

Su akarken testiyi doldurmalı (doldur)

Kişi fırsattan yararlanmalı; geliri bol olduğu zaman ilerisi için para birktirmeye, mal mülk edinmeye bakmalıdır.

Su aktığı yere (yine) akar.

Daha önce bize yararı dokunmuş olan güzel bir durum, bugün bulunmasa bile yarın yine ortaya çıkar.

Su başından (bendinden) kesilir (bağlanır)

Bir işi, kimsenin karışamayacağı ve bozamayacağı bi­çimde bitirmek için yetkili kişilerin en büyüğü ile görüşüp anlaşmak gerektir.

Su bulanmayınca durulmaz.

Bir konu, türlü çekişmelerden sonra aydınlığa kavuşur, yoluna girer.

Su bulununca (görülünce) teyemmüm bozulur

Ele geçmeyen güzel bir şeyin yeıme, ister istemez ona benzeyen başka bir şey kullanılır. Ama aranan şey ele ge­çince benzerinin değeri kalmaz.

Suçu gelin etmiş, kimse güvey girmemiş.

Ne kadar çekici olursa olsun, suçu kimse kabul etmez.

Su içene yılan bile dokunmaz.

Su içen kimseye dokunulmamalıdır; düşman bile olsa.

Su küçüğün, sofra (söz) büyüğün.

Su, büyüklerden önce küçüklere verilmelidir. Çocuklar istedikleri kadar su içebilir. Ancak çocukların sofradaki her şeyi yemelerine ve diledikleri tarafından, istedikleri kadar almalarına izin verilmez. Sofrada yemeğe başlamak, büyük­lere tanınmış bir haktır. (Konuşmaya da ilkin büyükler baş­lamalıdır).

Su testisi su yolunda kırılır."

Bir kişi, ya da şey, hangi amaca hizmet ediyorsa o uğurda bir kazaya uğrar: Yok olur.

Su uyur, düşman uyumaz.

Durmadan akan suya uyuyor denilebilir de sesi çıkma­yan, kıpırdamayan düşmana uyuyor denilemez. O fırsat beklemektedir.

Suyu getiren de bir, testiyi kıran da, (Testiyi kıran da bir, suyu getiren de).

Zamanımızda, görevini iyi yapanla kötüye kullanan arasında bir faik gözetilmediği inancı vardır.

Sükût ikrardan gelir (sayılır).

Bir kişiye: "Sen şöyle bir iş yaptın mı? (yapmışsın)" diye sorulduğunda karşılık vermiyorsa "evet" diyor, sayılır.

Sürüden ayrılanı (ayrılan koyunu, kuzuyu) kurt kapar.

Arkadaşlarından ayrılıp tek başına iş yapma volunu tu­tan kişi, koruyucusuz, desteksiz kalır; büyük zararlara uğrar.

Sütle giren huy, canla çıkar

Kişinin küçükken edindiği huy, ölünceye değin sürer.

Sütlüyü sürüden çıkarmazlar.

Yararlı, verimli şey, elden çıkarılmaz.

Sütsüz koyun meleğen olur.

Çevresine yararlı olmayan, elinde avucunda bir şey bu­lunmayan kişi, hep acıklı ve üzüntülü konuşur.

Sütten ağzı yanan, ayranı üfleyerek içer, (yoğurdu üfleyerek yer).

İhtiyatsız davranışı kendisine pahalıya mal olan kişi, benzeri durumlar karşısında çok ihtiyatlı davranır.

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle