Felsefe

Fotoğraf

Yapı-Yer PDF Yazdır e-Posta
Atasözleri - Alfabetik Sırayla Atasözleri

Yapı taşı, yapıdan (yerde) kalmaz

Hangi toplumda olursa olsun işe yarayan hünerli, de­ğerli kişiler boşta kalmazlar. Mutlaka kendilerine bir yer edinirler.

Yara sıcakken sarılır.

Bir acıyı dindirmek için gereken yardım, geç bırakıl­mamalı, hemen yapılmalıdır.

Yarım elma, gönül (hatır) alma

Gönül almak, hatır sormak için (yarım elma gibi) kü­çük bir armağan yeter. Önemli olan, değerli armağan götür­mek değil, hatırlayıp aramış olmaktır.

Yarım hekim randan, yarım hoca dinden eder

Bir iş uzmanına yaptırılmaz da taklitçilere yaptırılırsa, istenilen gibi değil, ters bir sonuç verir. Nitekim hekim du­rurken, hekimlik taslayan birinin tedavisine başvurulması, insanın hayatına mal olabilir. Bilgisiz din adamı da dine ay­kırı düşünceler aşılayabilir. Uzmanlık taslayan bilgisiz kişi­lerin insanlara büyük zararı dokunur

Yar, yıkıldığı gün tozar.

Bir felâket meydana geldiği anda, büyük bir tepki ve panik yaratır. Bir süre sonra, durumun etkisi ve önemi aza­lır. Çünkü insanlar üzücü olayları unutmak eğilimindedir.

Yaşa yaşa, gör temaşa

İnsan yaşı ilerledikçe iyi, kötü birçok şey görür. Hatı­ra, hayale gelmeyen olaylar ve durumlarla karşılaşır. Yaşa­yan görür.

Yaşı at pazarında sorarlar

İnsanların değeri, yaşlarıyla değil akıllarıyla, erdemle­riyle ölçülür. Yaşlarına göre değerleri değişen yaratıklar hayvanlardır.

Yaş kesen, baş keser.

Bütün toplumlarda özellikle genç bir ağacın kesilmesi, bir insanın öldürülmesi kadar önemli, dini yönden de günah sayılmıştır. Çünkü ağaçsız bir dünya düşünülemez.

Yaş yetmiş, iş bitmiş.

Her canlının, özellikle insanın başarılı, verimli, enerjik olduğu dönemler vardır. Bu dönemler geçtikten, yani yaş belini bir sınırı aştıktan sonra o kişiden gençliğindeki verim beklenemez.

 

Yatan (yatar) arslandan, (kurttan) gezen (yerler) tilki yeğdir (iyidir).

Çok güçlü, soylu oldukları halde çalışmayanlardan, güçsüz ve soylu olmadıkları halde çalışanlar daha üstün tu­tulurlar.

Yatanın, yürüyene borcu var.

Çalışmadan yaşayanlar, çalışanların sayesinde, çok kez onlardan daha rahat bir hayat sürerler. Örneğin; gece gün­düz çalışarak uygarlık araçlarını bulanların sayesinde bizler rahat yaşamaktayız. O halde onlara borcumuz vardır. Ayrıca şöyle de düşünebiliriz, çalışmayan, çevresindekilerden (çalı­şanlardan) sürekli borç alarak geçinir. Böylece de çalışanla­ra devamlı borcu vardır.

Yatan (hasta alan) ölmez, eceli yeten ölür.

Hastalık, eceli gelmeyen kişiyi öldürmez. Kişinin eceli gelmişse sapasağlamken bile ölür. Her hasta olan ölmez. Eceli gelen sağlıklı kişiler, gezip dolaşırken de ölebilirler.

Yatsının faziletini güveyden sormalı

Birçok kişi için alışılagelmiş, önemsiz bir durum, bazı­ları için çok önem taşıyabilir. (Eskiden güvey, yatsı nama­zından sonra gerdeğe girerdi).

Yavaş (yumuşak huylu atın çiftesi (tekmesi) pek (yavuz) olur.

Sessiz, yumuşak, uysal görünen çoğu kişiler, bir hak­sızlık karşısında çevresini şaşırtacak, kendisinden beklenil­meyen şekilde tepki gösterebilirler. Her şeye bağınp çağıran kişilerde böylesine taşkın bir öfke görülmez.

Yavaş tükürüğün sakala zararı var

Sert davranması gereken durumlarda gevşek davranan kişi, bu tutumunun zararını görür. Olayların gerektirdiği davranıştan göstermeliyiz.

 

Yavuz yürük at yemini (yavuz it ününü) artırır.

Kendisine verilen görevi basan ile yürüten kişiler, do­ğal olarak bunun karşılığını da en iyi biçimde görürler. Ça­lışmalarının değerlendirildiğini gören kişiler, daha çok ça­lışma zevki duyarlar.

Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır

Şarlatan, edepsiz kişiler, suçlarını edepsizlikleri yoluy­la zarar verdikleri kişilere yüklemeye çalışırlar. Onlardan baskın çıkıp suçu üstlerinden atmaya çalışırlar.

Yaza çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı.

Bazı kişiler, büyüyüp belirli yerlere geldikten sonra kendilerini yetiştiren ailelerini, emek verenleri beğenmez olurlar. Hatta onlan küçümserler.

Yazın araması, kışın taraması olmasa, herkes besler mandayı.

Güzel olan, iyi olan şeylere sahip olmayı herkes ister. Ancak bunlara sahip olmak kolay değildir. Her iyi şey, çe­şitli sıkıntılar, emekler sonucu elde edilir.

Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer

Gençken yaşlılığını, sağlıklı iken hastalığı düşünerek çalışan, birikim yapan kişiler yaşamlarında rahat ederler. Aksine gençliğinde tembellik edenler, kötü günlerinde, yaş-lılıklannda sürünürler. Bu konuya "Ağustos Böceği ile Ka­rınca" masalını örnek verebiliriz.

Yazın gölge kovan , kışın karın ovar.

Zamanında çalışmayan, geleceği için bir hazırlık yap­mayan kişi sıkıntıya düşer.

Yaz yalan, kış gerçek

Yazın, yaşama koşulları kışa göre daha kolaydır. Kar­şılaştığımız çoğu olaylar da böyledir. Kimisi fazla dikkat ve özen gerektirmez, önemsizdir. Kimisi de fazlaca emek ve dikkat ister.

Yeğniyi yel alır, ağır verinde kalır

-  Kuraklık, deprem, hastalık gibi toplumu etkileyen olaylarda en çok zararı yoksullar, güçsüzler ve zayıflar gö­rür.

-  Davranışları tutarsız, hoppa, ağır başlı olmayan kişi­leri kimse önemsemez.

Yel kayadan ne koparır (alır, aparır).

Sağlam karakterli kişiler, sağlam temele dayanan işler, büyük varlıklar, önemsiz etkilerle sarsılmaz.

Yemeğin iyisi hazırıdır.

İnsanın en hoşuna giden yemek, özellikle yorgun olun­duğu zamanönüne konan hazır yemektir. Demek ki en iyi yemek, ele geçendir.

Yemeyenin malını yerler.(Üstüne bir bardak su içerler).

Elindeki şeyleri kullanmasını bilmeyen, kıyamayan pinti kişilerin mallarını, paralarını kendileri öldükten sonra mirasçıları bir güzel yerler.

Yengece: "Niçin yan yan gidersin?" demişler; "Serde kabadayılık var" Yiğide nice yürürse yaraşır) demiş

-  Kişiler, kusurlarına uygun bir özür bulmaya çalışır­lar.

-  Bazı kişiler, bazı işleri herkesinkinden ayrı, kendile­rine özgü bir yöntemle yaparlar. Bu tutumlan kimseye zarar vermiyorsa olumlu karşılamalıdır.

Yenice eleğim, seni nerelere asayım?

Kişiler, yeni aldıkları eşyalanna çok özen gösterirler, kullanmaya kıyamazlar. İnsanlar yeni elde ettikleri şeye di­ğerlerine göre daha çok değer verirler.

Yerdeki yüze basılmaz (kimse basmaz).

-  Hataları, kötü davranışları yüzünden eski itibarını yi­tiren, düşmüş kişilere kötü davranmamalıdır. Onlar, nasılsa cezalarını çekmişlerdir.

-  Alçak gönüllü olanları herkes korur, kötülük yapmak istemez.

Yerdiğin oğlan (küçük) yer tutar.

Bugün beğenmediğimiz, önemsiz bulduğumuz kişile­rin, zamanla bilgileri, görgüleri artar, yetenekleri gelişebilir. Toplumda önemli bir yer tutabilirler. Çocuklar için de böyledir. Bugün başarısız olan bir çocuk ileride çok başarılı olabilir. Hiçbir konuda ön yargılı olmamalı.

Yerine düşmeyen gelin yerine yerine, boyuna düşme­yen esvap sürüne sürüne eskir.

Kendisine uygun mutlu bir evlilik yapamayan kız, ömür boyu üzüntü çeker mutsuz olur. İnsanın üzerine göre dikilmemiş uzun elbise de hem güzel durmaz, hem de sürü­ne sürüne yıpranır.

Yerini bilmeyen, yılda bir kat urba eskitir.

Hangi işte çalışacağına kesin karar veremeyen, kendi­sine uygun işi seçemeyen kişi sık sık iş değiştirir. Bu neden­le de ne mal sahibi ne de iş sahibi olabilir.

Yerin kulağı var

Gizli kalması gereken sözleri duyulmaz sandığınız ortamda dahi söylemeyiniz. Çünkü umulmadık bir yoldan başkalarının kulağına gider.

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle