|
1. Fiil çekimlerinde fiil kök veya gövdeleri yazıldığı gibi kalır. (Başlıyarak değil başlayarak, bekliye-cek değil bekleyecek.)Ancak (-yor) eki bazı değişiklikler gösterir. Eklendiği fiilin seslisi ince de olsa kendisi kalın olarak devam eder. (Ver-i-yor, sev-i-yor). İkinci ve üçüncü hecelerde bulunan (o) seslisi daralmaz. (Konuş-u-yor, dur-u-yor.) Fiil kök veya gövdesi sesli harfle bitiyorsa (yor) eki bağlantı için bir sesli almaz. Sondaki (a) sesi (ı veya u) ya; (e) sesi (i veya ü)ye dönüşür. (Başla-yor değil, başlıyor, bekle-yor değil, bekliyor.) 2. Yabancı dillerden alınan kelimelerde (n) sessizi (b,p) sessizleri önünde (m) sessizine çevrilir. (Anbar değil, ambar, canbaz değil, cambaz, perşenbe değil, perşembe, çenber değil çember) Özel isimler bu kurala uymaz. İstanbul, Safranbolu vb. 3. Cümle içinde geçen ay ve gün adları küçük harfle yazılır (Belli bir tarihi işaret eden ay ve gün adları büyük harfle yazılır. 29 Mayıs 1953 yılının Salı günü.) 4. Bayramların, yortuların adları da küçük harfle başlar (kurban bayramı, ramazan bayramı, paskalya) 5. Belli günlerin isimleri cümle içinde oldukları zaman küçük harfle başlanılarak yazılır, (anneler günü, nevruz, tiyatro günü.) 6. Milletlerin, boyların, oymakların, dil ve lehçelerin adları büyük harfle başlar. (Türk, Kırgız, Tatar, Alman, Türkçe, Almanca, Hintçe, Latince.) 7. Din ve mezhep adları da büyük harfle başlar. (Müslüman, islâmiyet, İslâmlık, Hıristiyan Katolik.) 8. Ağabey, dayı, enişte, abla, teyze gibi kelimeler küçük harfle yazılır. ( Sevgilikardeşim) 9. Mektuplardaki hitap cümlelerinde ilk kelime büyük harfle başlar, ondan sonrakiler özel isim değilse küçük harfle devam eder. (Sevgili dayı-cığım.) 10. Resmi yazılarda hitapların birinci kelimesi ve ondan sonra gelen isim soylu kelimeler büyük harfle başlar. (Sayın Başkan, Sayın Müdür.) 11. Levhalar büyük harfle başlar. 12. Açıklama yazıları büyük harfle başlar. (Giriş, Çıkış, Vezne, Doktor.) 13. Gazete, dergi, kitap adlarının bütün kelimeleri büyük harfle başlar. 14. Kişi isimleri ve soy isimleri büyük harfle başlar. (Mehmet Akif Ersoy, Ziya Gökalp, Cahit Sıtkı Tarancı, Ömer Seyfettin.) Kişi adları, kitap adları (başlıkları), tabelâlar süs için küçük harfle de başlayabilir. 15. Unvan bildiren isimler büyük harfle başlar. (Öğretmen Hüseyin, Kenan, Dr. Coşkun, Binbaşı Ali.) 16. Tarihe geçmiş kişilerin belirlenmiş, bilinen unvanları, lakapları da büyük yazılar. (Yavuz Sultan Selim, Fatih Sultan Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Safiye Sultan, Şeyhülislam Esad Efendi, Gazi Osman Paşa, Mimar Sinan.) 17. Kişilerin takma adları (mahlas) büyük yazılır. [Avni: (Fatih Sultan Mehmet) - Mehmet Ali Sel: (Orhan Veli Kanık) - Aydede: (Refik Halit Karay) - Deli Ozan: (Faruk Nafiz Çamlıbel) - Baki -Fuzulî - Dertli - Kaygusuz Abdal.] 18. Din kavramları içinde geçen özel adlar büyük yazılır. (Tanrı, Allah, Cebrail, Zeus.) Tanrı kelimesi özel bir ad olarak kullanılmadığı zaman küçük yazılır. (Eski Yunan tanrıları değişik yorumlanırdı.) 19. Coğrafya ve astronomi ile ilgili yayınlarda Güneş, Dünya, ay, Merkür gibi gezegen ve yer isimleri büyük yazılır. 20. Özel coğrafya adları büyük yazılır, (istanbul, Konya, Akdeniz, Uludağ, Kızılırmak, Pınarbaşı.) 21. Ülke adları büyük harfle başlar, ülke adlarındansonra gelen krallık halk cumhuriyeti cumhuriyet ibi kelimeler de büyük harfle başlar ( Türkiye Cumhuriyeti, Arnavutluk Halk Cumhuriyeti, Federal Almanya Cumhuriyeti, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri,) 22. Yabancı yer adiarının bitişik veya ayrı yazılışında yabancıların kullandığı biçimlere uyulur. (Hyde Park, New York, Buenos Aires, San Marino.) 23. Yabancı dağ, tepe akarsu; göl adlarının yazılışında yabancı yazılışları uyulur. (Leman, Mississip-pi, Frie, Mont Blanc.) 24. Bazı yabancı şehir, dağ, göl ve akarsuların adları dilimize Türkçe biçimleriyle yerleşmiştir. Türkçe söylenişe uygun bu adlar Türk yazılış kurallarına uygun olarak yazılır. Viyana (Wien), Marsilya (Marseille), Venedik (Venezia), Londra (London), Bükreş (Bucureşti). 25. Aral gölü, Balkaş gölü, Leman gölü, Marmara denizi, Alp dağları, Altay dağları, Ural dağları, Sakarya ırmağı, Meriç nehri, Tuna nehri, Ankara şehri, Abant gölü gibi bir takım coğrafi adlar da vardır. Bu adlarda geçen göl, dağ, deniz, ırmak (nehir), şehir kelimelerinin büyük yazılması düşünülemez. Çünkü bu adların birinci bölümü, göl, dağ, deniz ırmak (nehir), şehir kelimelerinin verdiği coğrafi kavramı bildirmektedir. Marmara bir denizin adıdır. Bunu gibi, Sakarya da bir ırmaktır. Tuna da bir nehir adıdır. Ankara da bir şehir adıdır. Bu adlar tek başına kullanılabilir ve belli bir coğrafi kavramı bildirebilirler. Buna göre, bu adlardan söz ederken göl, dağ, deniz, ırmak (nehir), şehir kelimeleri küçük harfle yazılacaktır.Buna karşılık Çanakkale Boğazı, Van Gölü, Beyşehir Gölü gibi adlarda boğaz, göl kelimelerinin büyük yazılması gerekir.. Çünkü bu adlarda Çanakkale, Van, Beyşehir adları tek başına kullanıldıkları zaman birer şehir bildirirler. Bu bakımdan boğazın adı Çanakkale Boğazı, göllerin adları da Van Gölü, Beyşehir Gölü diye yazılır. 26. Yirmi beşinci maddede olduğu gibi mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak geçen bu kelimelerin baş harfleri büyük yazılır. (Abbasağa Mahallesi, Eminönü Meydanı, Türk Ocağı Sokağı, Kızılay Meydanı.) 27. Özel adlardan meydana gelmiş mahalle, meydan, bulvar, cadde, ve sokak adları büyük harfle başlayıp ayrı olarak yazılır. (Fevzi Çakmak Caddesi, Cemâl Nadir Sokağı, Barbaros Bulvarı.) 28. Kurum, kuruluş, işletme, kooperatif, okul, birlik, dernek adlarının her kelimesi büyük harfle başlar. (Türkiye Büyük Millet Meclisi, Dışişleri Bakanlığı, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek kurumu, Milli Kütüphane, Atatürk Hava Limanı, Edebiyat Fakültesi, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu, Toprak mahsulleri Ofisi, Et ve Balık Kurumu, İstatistik Enstitütü, Fakirleri Koruma Derneği.) 29. Bazı kuruluşların adlarını yazarken yaygınlık kazanmış şekillerine uyulur. (Genelkurmay Başkanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı.) Bu isimler kalıplaşmış olduğu için uygulunan biçimleri ile yazılırlar. 30. Kurum ve kuruluş adlarında yer alan kelimeler bazen söz içinde geçebilirler, o zaman küçük harfle yazılmaları gerekir. (Bugün radyo ve televizyon programları iyi değildi.) 31. iki sessiz harf ile başlayan Batıdan gelmiş kelimelerin arasına sesli harf konmadan yazılır. (profesör, tren, gram, gramer, stres, staj, prova, psikoloji.) 32. Batıdan gelmiş ve iki sessiz harf ile biten kelimelerde de sessizler arasına sesli harf getirilmeden yazılır. (lüks, film, risk, teyp, seks.) 33. İçinde yan yana iki sessiz bulunan Batıdan gelmiş kelimelerde sessizlerin arasına sesli koymadan yazılır, (elektrik, orkestra, fotoğraf, paragraf, telgraf, kilogram.) 34. Dilimizdeki yabancı kelimelerin içinde bulunan (g)ler olduğu gibi kalır, korunur, (telgraf, magma, diyagram, biyografi.) 35. Dilimizde yabancı kökenli kelimelerin sonunda bulunan (g)ler de olduğu gibi kalır. (Türkolog, arkeolog, ürolog, psikolog, jeolog, katalog, monolog.) 36. iki sesli ile biten Arapça ve Farsça kelimelerde sessizlerin arasına bir sesli getirilerek söylenir. (Arapça, emr; emir, Arapça şahs: şahıs, Farsça şehr: şehir, Farsça zehr: zehir.) Bu kelimeler Türkçe bir ek aldıklarında sessizler arasına getirilen sesli harf düşer, (emr-e: emire değil, hükm-ü: hükümü değil, nakl-i:nakili değil ) 37. Dilimizde çok kullanılan, yaygın olan Batı kökenli kelimeler Türkçe'nin yazılış kurallarına göre yazılır, (doktor, kovboy, radyo, şoför, trajedi, komedi, vites, televizyon, rektör.) 38. Batıdan gelmiş kelimeler Orjinal yazılışlarına göre de yazılır, (fuel oil, pizza, check up, disc jockey.) 39. Yabancı kökenli bilim terimleri Türkçe söylenişe göre de yazılabilir, (kriz, enjeksiyon, türbin, tüberküloz.) 40. Bilim ve uzmanlık dallarında kullanılan terimler orjinal şekillerine göre yazılmalıdır, (adagio, andante.) 41. Latin ve yazı sistemini kullanan dillerden alınan deyimler yabancı dildeki yazılışlarına göre yazılır, (veni, vidi, vici. To be or not to be.) 42. Yabancı kökenli kişi isimlerinin bir kısmı Türkçe yazılış kurallarına göre yazılır. (Napolyon, Şarlken). Bu isimler orjinal şekilleri ile yazılırsa yanlış sayılmazlar. 43. Latin yazısını kullanan dillerin özel isimleri olduğu gibi yazılır (Beethoven, Cervantes, Grimm, Byron, Puccini, Rousseeau, Shakespeare, New York, Rio de Janeiro.). 44. Yabancı dillerdeki yazılışlarda Türk alfabesinde bulunmayan bir takım harfler bulunduğu zaman kelimenin orjinal yazılışına uyulur. Türk alfabesinde bu harf ve işaretler bulunmazsa bunu açıklamak için yan işaretler kullanılmaz. 45. Yabancı adlara getirilen Türkçe eklerden önce genel olarak kesme işareti kullanılır. (Dante'den, Schiller'in.) 46. Arapça ve Farsça isimler Türkçe söylendiği gibi yazılır. (Yemen, Tebriz, Ahmed, Osman, Şirazi, Ömer Hayyam.) 47. Yunanca özel adlarda Yunan harflerinin ses değerini karşılayan Türk harfleri kullanılır. (Homeros, Sokrates.) Bu adlar Batı dillerinde kısaltılmış şekilleri ile yazılmamalıdır. Yanlış olmaktadır. (Homer, Homere) Türkçe'de bu kuralın bir istisnası vardır. Dilimizde Sokrates: Sokrat-Aristoteles: Aristo-Platon:Eflatun olarak söylenip yazılmaktadır. 48. Rusça sözler söyleyişe uygun en yakın Türkçe sesler ile yazılır. 49. Rusça kelimelerde ses değeri bakımından Türkçe seslere benzeyen sesleri belli eden harflerin Türkçe karşılıkları kullanılır. (Volga, Ural, Tur-genyev.) 50. Rusçada bulunan sesli harflerin vurguları dikkate alınmaz. 51. Rus sesli harflerinin vurguya bağlı uzun okunması Türkçe yazılışta gösterilmez. 52. Rusçadan sessiz harflerden sonra gelen inceltme işareti, Türkçede gösterilmez. 53. Rusçada bulunan (x) harfli Türkçe okunurken (h) ye çevrilir. (Rusçada kolxoz: kolhoz - Şolo-xov: Şoholov.) 54. Rusça'da kelime başındaki (e) harfi (ye) olarak okunur. (Enisey - Yenisey.) 55. Çince isimler Türkçedeki bilinen biçimlerine göre okunur, yazılır. Çince soy isimleri adlardan önce gelir. (Kanton.) 56. Japonca kişi ve yer isimleri Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır. 57. (Satır sonunda kelime bölmeleri ile ilgili bir hatırlatma.) Kelimeleri satır sonunda tek bir harf kalacak biçimde bölmek doğru değildir, (o-toz şeklinde ya da u-çurtma şeklinde bölünmemelidir.) 58. Satır sonunda kalan tek bir harfi de diğer satıra geçmek yerinde olmaz, geçmemelidir, [zira-(i) değil, müdafa-(a) değil,] 59. Yabancı dillerde kullanılan (eh, sh, seh, ez, x) harfleri tek harf sayılır. Bunları satır sonunda kesmek, bölmek kurallara uygun değildir, yapılmamalıdır. 60. Türk alfabesinde her sesli bir harfle yazılır. 61. Türkçe'de kullanılan sesliler kısa seslidir. Türkçe'de uzun sesli yoktur. 62. Türkçe'ye gelen uzun sesliler de kısalır. Bununla birlikte bu kelimeler bir ek veya fiil aldıklarında sesliler genellikle yeniden uzar. Kanun-kanûnen, kanunî: vicdan - vicdanen 63. Uzun sesliler yazıda genellikle belirtilmez. Rica,vefa,tedavi,şive 64. Arapça ve Farsça'dan gelen bazı kelimelerde seslinin uzunluğu özel olarak gösterilir. Tekâmül, selâmet. 65. Yazılışları aynı anlamları ayrı bazı kelimelerin okunuşlarını belli etmek için seslinin üzerine düzeltme işareti konur. Adem-âdem, adet-âdet, alem-âlem, aşık-âşık, hal—hâl. 66. Arapça ve Farsça kelimelerde (g ve k) sessizlerinin ince okunduğunu göstermek için bu sessizlerden sonra gelen (a ve u) seslilerinin üzerine düzeltme işareti konur. Dükkân, dergâh, gâvur, kâfir, kelâm, kâğıt, kâr, mekân. 67. Arapça ve Frasça'dan gelen kelimelerde de (I) sessizinin ince okunmasını sağlamak için bu harften sonra gelen (a ve u) seslilerinin üstüne düzeltme işareti konur. Ahlâk, selâm, ilâç, ilân, sülâle, üslûp, telâş, lâle, felâket, evlât. 68. Düzeltme işareti Batı kökenli kelimelerde (I) sessizini inceltmek için kullanılmaktadır. Klâsik, lâmba, plâk, plaj, plân, Lâtin. 69. Eskiden kullanılan "nispet (i) sini" göstermek için de düzeltme işareti kullanılır. Fikrî, insanî, edebî, siyasî, askerî, ilmî, dinî. 70. Nispet (i)si Türkçe sözlerde de kullanılmaktadır. Gümüşî, altunî, kurşunî. 71. Nispet (i)si alan kelimelere Türce ekler getirilirse bu ekler olduğu gibi kalır. Resmîlik, ciddîleşmek 72. Türkçe kelimelerin sonunda (b, c, d, g) sessizleri bulunmaz. Bu harflerin sert şekilleri bulunur (p, ç, t, k). Anlamları yakın iki kelimeyi ayırmak için kullanırlar, ad: isim, at: hayvan. Ot: bitki, od: ateş. 73. Genellikle dilimize giren kelimeler de bu kurala uymuştur. Kitab-kitap, çorab-çorap, metod-metot. Bu tipteki kelimeler bir ek alırsa sonlarındaki sert sessiz yumuşar. Çorabı, metodu, bandı, sebebi. 74. (nk) sessizi ile biten kelimelere bir sesli getirilirse (k) sessizi yumuşar. Denk-dengi, çelenk-çelengi, kepenk-kepengi. Dilimize aldığımız kelimeler de bu kurala uyar. Frank-frangı, ahenk-ahengi. 75. Dilimizde sert sessizle biten kelimelere gelen ekler sert sessizle başlar. Aç-tı, seç-kin, aş-çı, süt-çü, çek-ten. (Üçgen, dörtgen kelimeleri bukurala uymaz.)
|