|
Bir dilin iki yönü vardır: Konuşma dili, yazı dili. Konuşma dili, yazı dilinden farklı olarak, çeşitli söyleyiş özellikleri taşıyan ve günlük hayatta pratik maksatla konuşmada kullanılan dildir. Konuşma dili temel olup daha eskidir. Dil yazıdan ayrı olarak düşünülebilir, ama konuşmadan ayrı olarak düşünülemez. İnsanlar daha yazıyı bilmeden de yüz yıllar boyunca konuşarak anlaşabilmişlerdir. Bu yüzden dilin yapısının kavranması konuşmanın şartlarının bilinmesine bağlıdır. Bu dil sosyal tabakalara, coğrafî bölgelere bağlı olarak bir takım farklılıklar gösterebilir. Lehçeler, şiveler ve ağızlar bu değişikliğin tabiî sonuçlarıdır. Yazı dili ise bir konuşma dilinin yazıya geçirilmesinden ortaya çıkan ve çeşitli ilim ve sanat eserlerinin kaleme alınmasında kullanılan dildir. Yazı dili ses, şekil ve cümle bakımından işlenmiş ve geliştirilmiş, yani bir kültür ve medeniyet dilidir. Üzerinde rahatça düşünmek ve işlemek mümkün olduğundan yazı dili, nesiller boyunca daima geliştirilir ve zenginleştirilir. Yazı dili ile konuşma dili arasında bazı farklılıklar vardır. Çünkü hiç bir yazı sistemi konuşulan dilin bütün özelliklerini tam olarak yansıtamaz. Meselâ konuştuğumuz dilde hecelerin belli bir tonu ve söyleyiş şiddeti vardır. Bunları yazıda gösterme imkânı yoktur. Öğretmenim dediğim zaman kendi öğretmenimden mi bahsediyorum, öğretmen olduğumu mu söylemek istiyorum, yoksa bir öğretmene mi sesleniyorum belli değildir. Bunlar ancak kelimenin heceleri vurgulanmak suretiyle belli olur. Yazıda, eğer kelimenin başından veya sonundan anlaşılmıyorsa bu anlamlardan hangisini kastettiğimizi belli edemeyiz. Şu halde hiç bir yazı konuştuğumuzu tam anlamıyla ifade etmeye kâfi değildir. Bu bakımdan bir yazıyı tanımak, o dili okumak için yeterli değildir. Konuşma dili bir çok lehçe, şive ve ağızlara ayrılabildiği halde yazı dili daha çok toparlayıcı bir özellik taşır. Esas itibariyle yazı dili bir konuşma diline bağlı olarak gelişmekle birlikte, yüzde yüz o konuşma diline bağlı kalmaz. Bağlı olduğu konuşma dilinin dışındaki çeşitli şive ve ağızlardan gelme kelime ve şekilleri bünyesine alıp başka kaynaklardan da beslenerek ülkenin ortak dili haline gelir. Yazı dili ile konuşma dili arasındaki farklardan biri de kullanılış bakımındandır. Konuşma dili gelişi güzel bir dildir, yani konuşmada düşünmeye vakit olmadığı için, konuşan insan konuşma mekanizmasından dolayı az çok basitleşir. Konuşurken dilin ölçülerine, kurallarına pek dikkat edilmez. Yazı dilinde ise ifade aracı olarak yalnızca yazı vardır. Yazı dilini kullanırken ifadenin anlaşılır olmasına büyük bir dikkat gösterilir. İlim adamları, yazarlar, sanatçılar bir kelimeyi yazarken bir sürü tereddütler geçirirler. Halbuki konuşmada böyle sıkıntılara girilmez. Konuşmada fikir önemli rol oynamaz. Konuşma dili, nesillere ve fertlere bağlı olarak varlığını devam ettirdiği için fertlerle birlikte o da kaybolur. Yazı dili ise kâğıt üzerinde devam eden gelenekle nesiller boyunca sürüp gider. Böylece nesillerin hayat tecrübeleri nesilden nesile artarak zenginleşir. Bu bakımdan yazılı geleneğe sahip olan milletlerin medeniyet seviyeleri yüksektir.
|