Felsefe

Fotoğraf

Dil ve Kültür PDF Yazdır e-Posta
Dil - Dil Tarihi

Dil, bir milletin tarihinde meydana gelen maddî ve manevî de­ğerlerin anlatım aracıdır. Millet denilen sosyal varlığı birleştirir ve onlar arasında duygu ve düşünce akımım meydana getirir. Bir mil­lete mensup olan her fert, o milletin kültürünü, dilini, dinini, inanç­larını, zevkini, gelenek ve göreneklerini beraberinde taşır. Kültür, atalardan tevarüs edilen maddî ve manevî değerler bütünü, fertlere yön ve kişilik veren bir varlık, kişiyi ayakta tutan bir güçtür. Aynen bunun gibi, bir milleti de dünya milletleri arasında ayakta tutan, ona canlılığını, sürekliliğini sağlayan kültür kaynakları ve bu kaynakla­rın iletişim gücüdür. İletişim olmazsa kültür durağanlaşır, canlılığını kaybeder. Sağlıklı bir iletişimin olması için oturmuş ve gelişmiş bir dile ihtiyaç vardır.

Biz dil sayesinde bizden çok önce yaşamış insanlarla ilişki ku­rabildiğimiz gibi, bizden çok uzaklarda yaşayan insanlarla da gö­rüşmeden anlaşabiliriz. Dil zaman ve mekân engellerini aşarak ruh­lar arasında bir birlik kurar; insanlar arasında duygu ve düşünce iştirakini gerçekleştirir. Ancak dilin bu fonksiyonunu yerine getire­bilmesi için ileten ile iletilen arasındaki göstergelerin ortak nitelikte olması gerekir. Yani dil bir milletin bütün sosyal dilimleri ve fertleri arasında ortak bir anlaşma aracı olduğundan, dildeki kelimelerin de herkes tarafından anlaşılacak şekilde yaygın ve umumileşmiş olması' gerekmektedir. Çünkü bir milletin bütün fertlerini ve her yeni nesli millî tarihin en eski kaynaklarına kadar götüren ve onlarla millî tarih arasında köprü kuran tek araç dildir.

Bir milletin dilinde, o milletin bütün bir hayat macerasının özü saklıdır. Gelmiş geçmiş nesiller, varlık karşısındaki duruşlarını duygu ve düşüncelerini, yorumlarını söz' ve yazı ile dilde kalıplaş-tırmışlardır. Bu gün dilimizi kullanırken bizden önceki nesillerin düşünce kalıplarını hazır bulup kullanmaktayız. Böylece dil, nesiller arasındaki iletişimi sağlamış olmaktadır. Dil aynı zamanda millet birliğini sağlayan en büyük âmildir. Çünkü millet yalnız yaşayanla­rın birliği, beraberliği değil, yaşamış olanların ve, yaşayacakların da birliğidir.

Kültür bir milletin yaşayış tarzı, maddî ve manevî her şeyini içine alan değerler topluluğudur. Bir milletin dili, dini, gelenek ve görenekleri, sanat eserleri kültürün başta gelen unsurlarıdır. Yani kültür insan hayatının toplumsal ilişkilerden doğan bütün yönlerini kapsar. Bu bakımdan dil ile kültür iç içe geçmiş olgulardır. Dil ye­teneği insanda doğuştan olsa bile bu yeteneğin gerçekleşmesi ve kullanılması toplumsal ilişkilerin varlığına bağlıdır. İnsanlar ancak sosyal çevrelerinin yardımıyla yeteneklerini geliştirebilmekte ve yeni yetenekler kazanabilmektedirler.

Bir milletin kültürü tarih boyunca ortaya koyduğu eserlerden oluşur. Milletler dillerini ve kültürlerini yüz yıllar boyunca işleye işleye oluştururlar. Bir millet kültür bakımından ileri gitmiş, yüksek bir seviyeye erişmişse, dili de bu seviyeye uygun bir biçimde geliş­me kaydeder. Çünkü bütün kültür faaliyetler'nin temelinde dil var­dır; toplumun kültür değerleri fertlere dil yoluyla aktarılır. İnsanın düşünmesi ancak dil ile mümkün olduğundan, dilini üstün bir sevi­yeye çıkaramayan milletlerin düşünce hayatları da kapalı dar ve sı­nırlı kalır. Bu durum bütün kültür üzerine tesir eder. Bu bakımdan kültür ve dil birbirinden ayrılmaz; birlikte gelişir ve değişirler.

 

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle