|
Göktürkler'den günümüze gelen dil yadigârları genel olarak "Orhun âbideleri" veya "Göktürk yazıtları" diye adlandırılan, Orhun ve Yenisey yöresindeki çoğunluğu taş üzerine yazılmış belgelerdir. Bunlar da 735'te Bilge Kağan, 734'te Kül Tigin ve 725'te Tonyukuk adına dikilmiş mezar taşı niteliğindeki üç büyük anıtla, Yenisey yöresindeki VII. yüzyıla ait olduğu sanılan ve daha küçük boyuttaki bir çok anıttan meydana gelmektedir. Göktürkler doğuda ve batıda bulunan komşuları ile siyasî, iktisadî, ticarî bir takım münasebetlerde bulunup çeşitli alış verişler yaptıklarından, zaman zaman yabancı tesirler altında kalmışlardır. Bu ilişkilerin tabiî sonucu olarak dile bazı yabancı unsurlar girmiştir.Ancak dile giren bu unsurlar bazı unvan ve isimler, devlet yönetimine ait kelimeler olup dile tam olarak yerleşmemiş, her zaman bir yabancı unsur olarak kalmışlardır. Bu yüzden Goktürkçe, Türk dili tarihinin metinlerle takip edilebilen devirleri içerisinde, ses ve şekil bilgisi özellikleriyle olduğu kadar, kelime hazinesi bakımından da en saf ve dura bir dil olarak kalmıştır. Göktürk Alfabesi Türkçe'nin yazıldığı ilk alfabedir, "runik eski Türk yazısı" adıyla da bilinen Göktürk alfabesinin menşei "konusunda, yazıtlar bulunduğu günden beri incelemeler yapılmasına rağmen kesin bir sonuca ulaşılamamıştır. Bu yazıya "runik" denmesinin sebebi, harflerin eski İskandinav yazıtlarında kullanılmış olan ve "runik alfabe" diye adlandırılan yazıya benzemesidir. Bu yazı, Türk damgalarının geliştirilmiş bir şekli olarak da değerlendirilmektedir. Ayrıca Göktürk yazısının Arâmî asıllı olup Türkler tarafından millîleştirilmiş bir yazı olduğu görüşü de vardır. Esasen yazıdaki bazı harflere bakılacak olursa, bu alfabenin Türkler'in icadı veya yabancı menşeli olsa bile, Türkler tarafından geniş ölçüde katkılarda bulunulmuş bir yazı olduğu anlaşılmaktadır. En eski Türk yazısı olarak günümüze kadar gelen bu yazı, daha ziyade taş ve tahta üzerine oymaya mahsus olup sağdan sola ve yukarıdan aşağıya doğru yazılmaktadır. Göktürk alfabesi 38 harften oluşmaktadır. Bunların dördü ünlü, diğerleri ünsüz ve hece işaretleridir (otuz biri basit, üçü birleşik ünsüz). Dört ünlü işaretinin her biri iki ayrı ünlüyü göstermektedir. Yani a/e, ı/i, o/u, ö/ü ünlüleri için birer harf vardır. Bu yazıda geniş yuvarlaklar ile dar yuvarlakları ayırt etmek zorudur. Bu yüzden bazı sözleri doğru okuyabilmek onları önceden bilmeye bağlıdır.
|