|
Dil -
Dil Tarihi
|
|
İslâm dininin Türkler arasında yayılması, Türk dili ve kültürünün gelişmesi üzerinde etkileyici bir rol oynamıştır. Bir yandan Ahmed Yesevî, Süleyman Ata gibi şairler tarafından halk edebiyatı niteliğindeki ilâhiler, hikmetler ve mevizalar şeklinde şiirler ortaya konurken, diğer yandan da Kur'an tercümeleri yolu ile Türkçe yeni İslâmî deyimlerle zenginleştirilmiştir. Bu şekilde Türk diline yeni yeni mefhumlar katılmıştır. Türkler İslâm'a girdikten ve Arap dilini öğrendikten sonra, Kur'an'ı dillerine çevirmekte gecikmedikleri gibi, hadis, fıkıh gibi pek çok dinî mahiyetteki eseri de Türkçe'ye kazandırmışlardır. Dinî eserler, her dinî terime karşılık bulma gayretini de bünyelerinde taşıdıklarından dikkate değer bir dil zenginliğine sahiptirler. Bu bakımdan dinî eserlerin tercümelerinin dil yönünden önemi, edebî yö-nündekinden daha üstündür. İslâmiyet' le başlayan bu dinî ve tercüme edebiyat nevi kendisini özellikle Kur'an tercümeleri alanında göstermiştir. Bu Kur'an tercümeleri klasik edebî dilin kurulmasını sağlamış, Orta Asya'nın çeşitli Türk köşelerinde Türkçe'nin daha mükemmel hale getirilmesinde önemli rol oynamıştır. Bu Kur'an tercümeleri Türkçe'nin o dönemdeki ifade gücünü göstermeleri bakımından büyük bir değere sahiptirler.Bu tercümelerde Kur'an'da geçen dinî kelimelerin hemen hepsine Türkçe karşılıklar verilmiştir:
|