|
XI. yüzyıl ve sonrası, Orta Asya'daki Türk boylan için sürekli bir göç devri oldu. Bu Türk yayılma harekâtının önemli yönlerinden birini de Hârizm bölgesi oluşturmaktaydı. Hârizm, bir Doğu İran kavminin adı iken sonradan bu kavmin yaşamış olduğu Amuderya (Ceyhun) ırmağının aşağı yatağının sağında ve solunda bulunan bölge için bir yer adı olarak kullanılmış ve buralarda yaşayan halka da Hârizmî adı verilmiştir. Hârizmliler'in XI. yüzyılda ayrı bir dil konuştuklan ve bu dili XIII. yüzyıla kadar korudukları, tarihî kaynaklarda verilen bilgilerden anlaşılmaktadır. Yapılan araştırmalar, yalnızca konuşma seviyesinde kalmayıp, edebî bir dil özelliği de taşıyan Hârizmce'nin bir Doğu İran dili olduğunu ortaya çıkarmıştır. 1017 yılında Gazneli Mahmud tarafından fethedilen Hârizm'in idaresi 1041 yılından itibaren Kıpçak ve Kanglı isimli Türk boylarından olan kumandanların eline geçti. Böylece bir süreden beri, bu bölgeye yerleşen Türkmen ve Oğuzlar'in yanı sıra Kıpçak ve Kanghlar'ın da yerleşmesiyle bölgenin etnik yapısı içinde Türk unsurların oranı gittikçe arttı. Nihayet Çağrı Bey'in Hârizm'e girmesinden sonra, ülkeyi Selçuklular adına idare eden Anuş Tegin ve Ekinci b. Koçkar zamanlarında-Türkleşme faaliyeti tamamlandı. Burada Karahanlı Türkçesi'ne dayalı fakat Kıpçak, Kanglı, Türkmen ve Oğuz şiveleri tesirinde gelişme gösteren bir Hârizm Türkçesi teşekkül etti. Bu dil Gazneliler ve Selçuklularda olduğu gibi, yalnız saray ve ordu çevresinde kalmayıp hem halkın konuşma dili hem de aydın zümrenin yazı ve edebiyat dili olarak önem kazandı. Komşu bozkırlardaki Kıpçak, Oğuz ve öteki Türk boylarının sürekli Hârizm'e gelip yerleşik hayata geçmelerinin bir sonucu olarak Türk dilinin doğu kolunu "meydana getiren Karahanlı Türkçesi, Güneybatı kolunu teşkil eden Oğuz Türkçesi, kuzeybatı kolunu oluşturan Kıpçak Türkçesi Harizm bölgesinde birbiriyle iyice karışıp kaynaştılar. Böylece halkın etnik yapısı gibi, dili de karma bir şekil aldı. Ancak Eski Uygurca'nın devamı sayılan ve müşterek Orta Asya Türkçesi'nin esasını teşkil eden Karahanlı Türkçesi, Harizm'de yeni oluşan Türk şivesi üzerinde, gerek imlâ gerekse kelime kadrosu açısından etkisini devam ettirdi. Fakat Hârizm'e gelip yerleşen Kıpçak, Oğuz ve öteki Türk boylarının ağızlarıdan alınan unsurlarla Harizm Türkçesi, özellikle kelime kadroları ve şekil yapısı yönünden, farklı bir yapı kazandı. Çeşitli Türk şivelerinden alınan bu unsurlar Harizm Türkçesi'nin belli başlı dil özelliklerini teşkil ederler. Karahanlıca'dan Çağatayca'ya bir geçiş devresi olarak dil tarihi açısından büyük önem taşıyan Hârizm Türkçesi'yle pek çok eser meydana getirildi.
|