|
Ribat-ı Oğuz kasabasına mensup olduğu için Rabguzî mahlasıyla anılan müellifin asıl adı Burhanoğlu Kadı Nasır'dır. Hayatı hakkında kaynaklarda yeterli bilgi bulunmayan Rabguzî Kısasü 'l-enbiya 'sı ile tanınmaktadır.Müellif eserini Moğol emirlerinden İslâmiyet'i kabul eden ve gece gündüz ibadetle meşgul olan Nâsırüddin Tok Buğa'nın emri ile yazmaya başlamış ve bir yılda tamamlayarak 710'da (1310) emîre sunmuştur. Rabguzî, Kısasü'l-enbiyâ' yi meydana getirirken bu konuda daha önce meydana getirilmiş eserlerden de yararlanmıştır. Eser konu itibariyle İslâmiyet'i yeni kabul etmiş olanların ihtiyacını karşılayacak niteliktedir. Kısasü'l-enbiyâ'dâ Kur'ân-ı Kerîm'de zikri geçen peygamberlere ait kıssalar anlatılmış, Hz. Muhammed'in, Çâr Yâr'in Hasan ve Hüseyin'in hayatlarını süsleyen güzel menkıbeler hikâye edilmiştir. Ayrıca eserde sık sık geçen âyet-i kerîmeler, hadîs-i şerifler, Arapça Türkçe karışık manzumeler ise Rabguzî'nin İslâmî ilimlere ve Arap diline hakkıyla vâkıf olduğunu göstermektedir.Kısasü'l-enbiyâ dil bakımından Kutadgu Bilig ve Atebetü'l-hakayık'ın mensup olduğu daireye mensup olup onun bir devamı niteliğindedir. Rabguzî'nin Kutadgu Bilig'i okuduğu ve onun tesirinde kaldığı görülmektedir, Kısasü 'l-enbiyâ o zamana göre çok selis ve sanatkârca bir nesir ile kaleme alınmıştır. Ancak bazan bu nesir arasında manzum parçalara da tesadüf olunmaktadır. Bu manzumelerin bir kısmı gazel tarzında söylenmiş basit şiirlerdir. Bir kısmı da yine aruz vezniyle Kutadgu Bilig ve Atebetu 'l-hakayık geleneğine uyularak Türk nazmının karakteristik dörtlükleriyle tertiplenmiştir. Bu dörtlüklerin bazısı eda ve söyleyiş bakımından oldukça güzeldir. Bu da gösteriyor ki Rabguzî uzayıp giden nesir üslûbunun yeknesaklığını gidermek, esere renk ve ahenk katmak maksadıyla bu şiirlere eserinde yer vermiştir. Bundan da onun dinî konulara bile bediî bir şekil vermeye çalışan bir şahsiyet olduğu anlaşılmaktadır. Kısasü'l-enbiya'mn nesir üslûbu, dil örgüsü, cümle yapısı ve ifade birliği bakımından Türkçe'nin her lehçesinde görülen müşterek halk üslûbuna yakındır. Her peygamberin menkıbesine genellikle kısa ve seçili cümlelerle başlamaktadır ki, bu ifade tarzı meselâ Dede Korkut Hikâyeleri'nde ve anonim Osmanlı tarihlerinde görülen söyleyişleri andırır. Kısasü'l-enbiyâ Çağatay emîrlerinden birine sunulmuş olsa bile, dil bakımından Hârizm mahsulleri arasında yer almakta ve Hakaniye Türkçesi'ni XV. asrın edebî Çağatay Türkçesi'ne bağlayan gelişme silsilesi içerisinde büyük bir önem taşımaktadır.
|