Felsefe

Fotoğraf

Kıpçak Türkçesi PDF Yazdır e-Posta
Dil - Dil Tarihi

Daha milâttan önceki yüzyıllarda Hunlar ile başlayıp Hazar ve Karadeniz'in kuzeyinden Avrupa içlerine kadar uzanan Türk göçleri milâttan sonra da tabaka tabaka devam etmiş ve XV. yüzyıla kadar sürmüştür. Bu gelişmelerin sonucu olarak KuzeyBatı veya Kuzey Türkçesi adı verilen lehçeler grubu teşekkül etmiştir. Hazar denizi ile Karadeniz'in kuzey kesimine daha ziyade Kuman ve Kıpçak boylan göç etmekteydi. Bu yüzden bu bölgede gelişen Türk yazı dilleri Kıpçak Türkçesi temeline dayanmaktadır. Onun için Kuzey Batı Türkçesine Kıpçak Türkçesi de denilmektedir.

Müslümanlar tarafından "Kıpçak", Avrupalılar tarafından "Ku­man" diye adlandırılan kavimler birliği, sonradan birleşen iki ayrı Türk kavmidir. Kumanlar 1017'de Karahıtaylar'ın zorlaması ile batı­ya doğru göç ederek 1050'de Doğu Avrupa'ya yerleşmiş bulunuyor­lardı. Buradaki varlıklarını 1103 yılındaki Rus yenilgisine kadar sür­dürdüler ve bu tarihten sonra yerlerini doğudan gelen Kıpçaklar'a terkettiler. Böylece buraya gelen Türk boylan Kıpçak adı altında bir­leşti. Kuman ve Kıpçak adı da aynı halk için kullanılmaya başlandı.

Kıpçaklar, coğrafî olarak geniş bir alanı işgal ettikleri halde, si­yasî birlik halinde teşkilâtlanıp bir devlet kuramadılar. Bunda belki de çok dağınık halde bulunmalarının rolü olmuştur. Orta Asya'dan Tuna boylanna kadar yayılan Kıpçaklar'in, yayıldıkları bölgelerdeki hükümranlıkları Moğol akınlarıyla son buldu. XIII. yüzyılın ortala­rına doğru bu akınlar Kıpçaklar'm daha da yayılıp dağılmalanna sebep oldu. Büyük bir kısmı Macaristan'da olmak üzere Bulgaristan, Romanya, Rusya ve Gürcistan'da Hıristiyanlık dinini benimseyerek zamanla onların içinde eriyerek tamamen kayboldular. Kıpçak adı da "Deşt-i Kıpçak" gibi bir yer ve kabile adında kaldı.

Kuman-Kıpçaklar arasında, zaruret zamanlarında pek çok Kıp­çak çocuğunun köle olarak satılmasıyla Kıpçaklar, Ön Asya ve Mı­sır'a da yayıldılar. Bunlar arasından temayüz edip kumandanlık ve hükümdarlık mevkiine yükselenler bile oldu. Ancak buraya gelen Türkler sadece bu kölelerden ibaret değildi; Türkmenler'den, Altın Orda ve Hârizm bölgesinden gelenler de vardı. Bu bölgeye gelen Türk boyları, zamanla kuzeyde devam ettiremedikleri devlet ve medeniyeti kendileri içinyabancı olan bu diyardameydana getirdiler.

Memlükler'de yönetimde Türk hükümdarların bulunması ve hakimiyetin Türkler'de olması sebebiyle Türkçe'ye karşı ilgi arttı ve Araplar'a Türkçe öğretmek maksadıyla bazı eserler yazıldığı gibi, Arapça, Farsça bir çok eser de Türkçe'ye tercüme edilerek Kıpçak Türkçesi'yle pek çok eser meydana getirildi.Yerleşik bir devlet ve medeniyet kuramayan Kıpçaklar'dan kal­ma tek eser, iki yabancı millete mensup şahıs tarafından tertip edilen ve sonradan bir araya getirilen iki defterden oluşan Codex Cumanicus 'tur.             

Codex Cumanicus dışında Kıpçak Türkçesi'yle meydana getiri­len eserlerin büyük bir kısmını, Memlûk Kıpçakçası'yla yazılan eserler oluşturmaktadır. Suriye ve Mısır gibi Memlûk hakimiyetinin söz konusu olduğu bölgelerde ortaya konan bu eserler, öncelikle Arapça konuşan yerli halka, hâkim unsurun dili olan Türkçe'yi öğ­retmek üzere kaleme alınan sözlük ve gramer kitaplarıdır. Sonradan dinî konulu olanlar, atıcılık, okçuluk, atçılık vb. askerlikle ilgili bu­lunanlar ve edebî nitelikli eserler de yazılmıştır. Bu şive bir yandan Memlûk Kıpçakçası olarak eserlerini verirken diğer yandan da, XV. yüz yılın ilk yıllarından itibaren Oğuzcalaşmaya başlamış, nihayet aynı yüzyılın sonunda bu karma dil de bırakılarak Mısır'ın Osman­lılar tarafından fethedilmesiyle birlikte tamamen kaybolmuştur. 

Ebû Hayyân'ın (ö. 1345), 1312'de kaleme aldığı bir gramer ve lügat kitabı olan Kitâbü'l-idrâk li Lisânı'l-etrâk, yazarı belli olma­yan, yaklaşık 1300 kelimelik bir sözlük-gramerden meydana gelen Kitâb-ı Mecmu u Tercümân-ı Türkt ve Acemi ve Mogoli, yazarı belli olmayan ve biri gramer diğeri sözlük olmak üzere iki kısımdan olu­şan etTııhfetu z-zekiyyefi'l-lugati't-Türkiyye, Cemâleddin Ebû Mu-hammed et-Türkî'nin kaleme aldığı Kitâbü Bulgati'l-müştâk fi lü­gati't-Türk ve'l-Kıfçak, yazan bilinmeyen elKcıvânî-nü'l-külliyye li zabti'l-lugati't-Türkiyye, ed-Dürretü'l-mudîa fı'l-lugati't-Türkiyye gibi gramer ve sözlük kitapları; İrşâdü'l-mülûk ve's selâtîn, Kitâb fi'l-fıkh, Kitâb fi'l-fıkh bi lisâni't-Türkî, Kitâb-ı Mukaddime-i Ebü'l-Leys es-Semerkandî gibi fıkıh konularını işleyen eserler; Kitâb fi ilmi'n-nüşşâb; Münyetü'l-guzât, Kitâb fi rıyâzâti'l-hayl ve Baytaratü'l-vâzıh gibi binicilik, atıcılık, okçuluk ve at bakımıyla il­gili eserler; Seyf-i Sarâyî'nin Kitâb Gülistan bi't-Türkî'si gibi edebî nitelikli eserler Kıpçak Türkçesi'nin günümüze ulaşan belli başlı dil yadigârlarıdır.

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle