|
Vasl (ulama), kapalı bir heceyi, açık hece durumuna getirmek için yapılır. Son hecesi ünsüzle (sessiz harfle) biten bir kelime, kendinden sonraki ilk hecesi ünlüyle (sesli harfle) başlayan kelimeye kendiliğinden bağlanır. Böylece iki kelime arasında bir ses kaynaşması meydana gelir. Mev sim mü te hay yil va ki tak şam di Be bek te - -./ .--. / .--. / .-- Mef û lü / me fâ î lü / me fâ î lü / fe û lün - -./ .--. / .--. / .-- Bu mısraa dikkatle bakıldığında sessiz harfle biten vakit kelimesinin, sesli,harfle başlayan akşam kelimesine nasıl bir akışla bağlandığı kolayca anlaşılır. Burada veznin isteğine göre bir bağlanma olmakla beraber, heceler arasındaki ses anlaşması başta gelmektedir. Bazan vezin gereğince, doğal olarak bağlanması gereken yerde, bağlanma yasaklanır. Bu yasaklama bakımından Ziya Paşa'nm şu beytine bakalım : Hür olmak eğer ister isen olma cihanın Zevkında safasında gamında kederinde. Birinci mısraın ilk iki kelimesi, söyleyişte doğal olarak birbirlerine bağlandıkları halde, vezin gereğince bağlamadan, ayrı ayrı okumak zorundayız. Eğer bağlı olarak okursak, bu iki kelimeyi feûlün kalıbına uydurmuş oluruz. Halbuki beytin vezni Mef'ûlü mefâîlü mefâîlü faûlündür. Bu vezne göre olmak ile eğer kelimelerinin bağlanmaları gerekmektedir ve şöyle olur : Hür ol ma/ke ğer is te/ri sen ol ma/ci ha nın - - ./.- -./.- -./.- - Bu mısrada ister kelimesiyle isen kelimesi kendi aralarında bağlanmışlardır. Vasl yapmanın, yani ünsüzle biten kelimeyi, ünlüyle başlayan kelimeye bağlamanın faydası şudur: Ünsüz harfle biten hece kapalıdır, yani çizgi ile işaretlenir. Halbuki aruz kalıbı, o hecenin açık olmasını istemektedir, işte bu durum karşısında, yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi, birbirlerine bağlanan iki kelimeden ilkinin son harfi olan ünsüz harfini, ikinci kelimenin ünlü harfle başlayan ilk hecesine devretmiş oluruz. Böylece kapalı olan hece açılmış olur.
|