|
Mesnevi Beyit sistemine göre yazılan bir nazım türü olmakla 'beraber, Divan Edebiyatı'nın malı sayılmaz. Çünkü mesnevi türüne batı âlemine de raslıyoruz. Yani nazmın mesnevi şekli, doğulu ve batılı birçok edebiyatlar tarafından tanınmaktadır.Mesnevi beyitle yazılmakla beraber, Gazel ve Kasidelerdeki gibi kafiyelenmez, Mesnevinin her beytinin mısraları birbirleriyle kafiyelidir. Bir beytin Kafiyesi, öteki beytin kafiyeleriyle bağıntılı değildir. Mesneviyi tanımlarlarken «Her beyti ayrı kafiyeyle yazılan bir nazım şeklidir.» derler.Nasihat veya hikâye şeklinde yazılmış manzum kitaplara da Mesnevi adı verilir.Mevlana Celaleddin Rumi'nin bu addaki eseri meşhurdur.Mesnevi hikâye gibi uzun konulan yazmakta kullanılır. Gazel ve kaside ile bir hikâyeyi, ya da bir tiyatroyu yazmaya imkân yoktur. Çünkü beyitlerin hepsine, temel kafiyeye uygun kafiye bulmak çok güçtür. Halbuki mesnevinin her beyti ayrı bir kafiye ile kafiyeleniyor. Onun için bir kitap boyunca devam eden beyitlere kafiye bulmak kolaylaşıyor. Fuzuli Leylâ ve Mecnun hikâyesini mesneviyle yazdığı gibi, bu cins eser yazan şairlerimizin hemen hepsi mesnevi türünü kullandılar. Mesnevinin önemli olan bir tarafı da, Divan edebiyatı'nın somutluğundan (mücerretlik) ayrılıp, soyuta (müşahhasa) yönelmiş olmasıdır. Divan edebiyatı'nın başındaki şairle sonundaki şair arasında zaman ve yer bakımından hiçbir fark yoktur. Çünkü Divan sanatçısı, fikir ve duygu bakımından eşyaya bağlanmamış, realitenin kapısına yanaşmamıştır. Halbuki mesnevinin konuları daha hayatî ve daha objektiftir. Örneğin mesnevilerimizde, geçmişteki sosyal davranışlarımız hakkında motifler bulmak mümkündür. Fakat Divan edebiyatı'nın diğer şiirlerinde böylesi bir gerçekçilikle karşılaşanlayız. Konuları bakımından mesnevinin çeşitleri vardır ; a. Cenk destanları mesnevisi,b. Aşk hikâyeleri mesnevisi,c. Dinî ve tasavvufî mesnevi,d. Ahlâkî ve didaktik mesnevi,e. Şehrengiz mesnevi. a. Cenk destanları mesnevisi :Bu çeşit mesnevi, bir milletin tarihinde meydana gelmiş birtakım kahramanlık ve savaş menkıbelerini şairin hayal gücüne göre aldığı biçimiyle anlatan manzum yazılardır. Örneğin Gazneli Mahmut'un teşvikiyle Acem şairi Firdevsî'nin yazmış olduğu İran ve Turan cenklerine ait Şehname adındaki eser, XIV. Yüz yıl şairlerimizden Dursun Fakih'in, batıdaki fetihlerimizi dile getiren eseri bu çeşit mesnevilerdendir. Bu alanda yazılmış daha birçok mesnevi vardır. b. Aşk hikâyeleri mesnevisi :Aşk masallarına ait konular, hemen bütün islâm dünyasının ortak malıdır. Örneğin Leylâ ile Mecnun hikâyesi, hemen hemen bütün islâm milletlerine ait şairlerin sakız gibi çiğnediği bir konudur. Yusuf ve Züleyha, Fethat ile Şirin gibi halk masalları, Arap ve İran edebiyatının mesnevilerine konu olduğu gibi bizim Divan şairlerimiz tarafından büyük bir lirizm ve heyecanla işlenmişlerdir. Örneğin bizim edebiyatımızda, sadece Leylâ ile Mecnun hikâyesi, yirmi yedi şair tarafından işlenen bir konudur. Fakat ne Arap'ta, ne Acemde ve ne de bizde Leylâ ve Mecnun'u Fuzûlî kadar kimse derinliğine işleyememişlerdir. Çünkü Fuzûlî'nin Leylâ ve Mecnun'unda kuvvetli bir lirizm ve genişliğine bir tasavvuf mistizmi vardır.Bu türlü mesnevilerde şairin kendi karekterini, hayat felsefesini ve aşk anlayışını bulmak mümkündür. Örneğin Leylâ vü Mecnun'daki Mecnunu, Fuzûlî'nin kendisi saymak hatalı olmaz. c. Dinî ve tasavvufî mesnevi :Bu çeşit mesneviler, din ve tasavvuf konularını işlemişlerdir. Ya dinî bir içten geçişle din büyüklerinin hayatı ve davranışları üzerinde, asırlar boyunca vicdanlarda tükenmez bir etki bırakan ve şairin hayal gücüne göre şekillenen Mevlûd gibi mesneviler yazılmış, ya da tasavvufî düşüncelerle şairin estetik anlayışı birleştirilerek Mevlânâ'nın Mesnevi'si gibi bütün bir dünyayı düşündüren mesneviler meydana getirilmiştir. Zaten XIV. Yüz yıl dinî ve felsefî konuların fazla işlendiği bir devredir. Süleyman Çelebi'nin Peygamber için yazdığı Mevlûd ile Mevlânâ'nın Mesnevi adlı mesnevisinden başka, edebiyatımızda bu konularda yazılmış daha birçok mesneviler vardır. d. Ahlâkî ve didaktik mesnevi :Bu türlü mesneviler, bir bilgi veya nasihat vermek için yazılan manzumlardır. Böylesi eserlerin arasında, yıllarca öğretim aracı olarak okullarda okutulanları vardır. Arapça ve Farsça kelimeleri, manzum bir üslûpla öğretmek maksadıyla Sülbülzade Vehbi'nin yazdığı Tuhfe ve Nuhbe adlı eserleri gibi. Nabi'nin Hayriye-i Nâbî'si ile yine Sünbülzade Vehbi'nin Lûtfiye-i Vehbi'si, çocuklarına nasihat ve ahlâk dersi vermek maksadıyla yazılmışlardır. Bu alanda da birçok şairler çeşitli eserler meydana getirmişlerdir. Örneğin Abdülhak Hâmit Tarhan'ın da Kıyafetnâme adında bu yolda bir eseri vardır. e. Şehrengiz mesnevi :Şehrengiz mesneviler, ya şairlerinin memleketleri hakkında yazılmış, ya da padişah ve benzeri bir devlet büyüğünün, şairin bulunduğu memleketi ziyareti dolayısıyla kaleme alınmış eserlerdir. Hangi şekilde olursa olsun, böylesi mesneviye, Şehrengiz sıfatının arkasına o memleketin adı eklenmek suretiyle isim verilir. Örneğin Şehrengiz-i Bursa gibi.Bursalı Lâmiî, Kanunî Sultan Süleyman'ın Bursa'yı ziyareti dolayısıyla yazmış olduğu Şehrengiz-i Bursa adlı eser bu cinstendir. Edebiyatımızda, bu alanda da yazılmış bir hayli eserler vardır. Benzer Sayfalar: Nazım Şekilleri Divan Şiiri Divan Şairleri Edebi Sanatlar Aruz Vezni Divan Edebiyatı
|