Felsefe

Fotoğraf

Divan Şiirinde Şair ve Aşk PDF Yazdır e-Posta
Divan Edebiyatı - Divan Şiiri

Divan şiiri uyulması gereken bir teşrifatı olan. beraberinde şair için bir teşrifat getiren bir edebiyattır. Bu edebiyatın prensipleri dairesinde şiir yaz­ma ve kendini buna göre ifade etme yo­lunu seçen şair onun istediği hüviyette görünecek, onun var olma hakkını tanı­dığı duygulan ve duyuş tarzlarını benim­seyecek, onun önceden seçmiş oldukla­rını ve uygun gördüklerini konu ve muh­teva diye kabullenecek, varlığı, çevreyi ve tabiatı onun gösterdiği gibi görecek, hissettiklerini ve gördüklerini onun be­lirlediği şekilde işleyip ifade edecektir. Divan şairi bu teşrifatın içinden konu­şur ve bununla kendine ikinci bir tabiat kazanır. Onun duyuş ve buluşları, bu ikinci tabiata adapte olarak ifade sahasına çıkar. Şövalyelik ocağına giren nasıl bu ocağın nizamının gerektirdiği başka bir hüviyet, yeni bir yaşayış tarzı benimsi­yorsa, aşk ideali ve bağlandığı sevgili ti­pi başka çevrelerin insanlarınınkinden nasıl ayrılıyorsa. bir derviş kapılandığı dergâhın âdâb ve erkânına göre nasıl değişik bir hayat üslûbu içine giriyorsa divan şairi olmak, bu şairliğe kabul edil­mek isteyen kimse de duygu ve tavırda onun teşrifatını benimseme ve yerine ge­tirme hali içine girmektedir. Öyle ki ha­yatında içkinin damlasını ağzına koyma­mış bir kimse iken onun teşrifatı gere­ği olarak elinden şarap kadehi eksik olmaz. ayağı meyhaneden dışarı çıkmaz bir kişi suretinde görünecek, şeyhülis­lâm veya kazasker dahi olsa şiirinde açık­tan açığa ve bütün şevkiyle meyi. mey­haneyi terennüm edecektir. O daireye giren şair. aşkını söyleyecekse onu asıl hayatındaki gibi ve sevgilisinin asıl hü­viyetiyle değil, duygularını divan şiiri geleneğindeki aşk modeline uydurarak, oradaki aşk tarzı ile ve sevgilisini de ora­daki sevgili tipine adapte etmek sure­tiyle ifade edecektir.

Divan şiirinin teşrifatınca aşk şair için dışında kalınamaz, mutlaka benimsen­mesi ve terennüm edilmesi mecburi bir duygudur. Şairin aşk duygusunu şiirine mihver yapması, kendini muhakkak âşık pozisyonunda göstermesi bu edebiyatın uyulması şart olan âdâbındandır. Divan şairliğinin yolu en başta aşıklık rol ve hüviyetini kabullenisten geçmektedir. Şair isterse başka duygu ve konulardan söz açmayabilir, hayatın başka tezahür­lerine ilgisiz kalabilir; fakat şiirlerinde aşkın semtinden geçmeden, aşkı kendi macerası olarak anlatmadan, devamlı surette âşık pozisyonunda görünmeden şair sayılmak, sair sırasına girmek, di­van şiiri teşrifatında düşünülebilecek bir şey değildir. Gerçek hayatında bir aşk macerası yaşamamış, hayatına henüz aşk denilen hadise girmemiş olsa da di­van şiirinin dünyasına adımını atan kim­se daha başından, bütün diğer şairler gibi aşkı ve askın ıstıraplarını dile getir­mek, kendisinden devamlı söz edeceği bir sevgilisi olmak durumundadır.

Divan şiirinin teşrifatı gereği arada hiçbir sosyal seviye, yer ve cins farkı bu­lunmaksızın ister hükümdar, isterse ale­lade bir divan kâtibi. İster esnaftan bir şiir meraklısı, ister kadın, ister genç ve yaşlı olsun her kimse kalemi ele aldığın­da mutlaka âşık hüviyetine girecek, as­kı başkalarınkilerle aynı olan duygular­la yaşayacak, fizik ve moral hususiyet­leri her şairinki ile bir ve müşterek olan aynı tip bir sevgiliyi sevecektir. Öte yan­dan bu teşrifatın getirdiği hazır çerçe­veler dolayısıyla bu aşkın fertten ferde dalgalanmalar göstermek, henüz baş­langıcında olmak yahut sönüp bitmiş, geride bir hâtıradan ibaret kalmış olmak gibi değişik safhalarda bulunması yeri­ne her sairde aynı psikolojik merhale­de ve aynı şiddet noktasındadır. Âşığın kadın veya erkek oluşuna göre de ken­di şiirinde yer bulan aşk psikolojisinde değişen bir taraf yoktur. Kadın şairlerin terennüm ettiği aşk, erkek şairlerin an­lattıklarından başka türlü değildir. On­lar da erkek şairinkinin hep aynısı olan, araya cinsiyetçe fark girmeyen bir sev­giliden bahsederler. Aşk temi şair bir hükümdarın şiirinde yer aldığında onun da aşk karşısındaki tavrı ve onu kabullenişi, yaşadığı psikolojik "haller, sosyal tabakaları kendisinden çok farklı olan diğer bütün şairlerle aynı. bahsettiği sev­gili çevrece ve fiziğiyle, huy ve ahlâkça onlarınki ile bir ve müşterektir.Bütün divan şiiri, işlediği duygu ve ko­nulara toplu olarak bakılınca görüleceği gibi aşk konusu üzerine kurulmuştur. Merkezde sadece o vardır. Aşk temi ara­dan kaldırılacak olsa hemen hemen bü­tün divanlar boşalır; geriye kaside, ter­ci' ve terkib-i bendlerle tarih manzume­lerinden ibaret küçük bir yekûn kalır.

 Aynı zamanda sâkinâme ve hasbıhal ne­vinden bazı manzumeler aradan çıkaca­ğından Kasideler bile sayıca azalacak, kasidelerin ayrıca mühim bir kısmı tegazzül kısımlarını da kaybedecektir. Bu takdirde tamamı denecek derecede aşk etrafında dönen Gazellerle birlikte  Musammat ların da hepsi divanlardan çekil­miş olacaktır.

Benzer Sayfalar:

Nazım Şekilleri  Divan Şiiri  Divan Şairleri Edebi Sanatlar  Aruz Vezni  Divan Edebiyatı

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle