Hata
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
  • Modüller yüklenirken hata:MySQL server has gone away SQL=SELECT id, title, module, position, content, showtitle, control, params FROM jos_modules AS m LEFT JOIN jos_modules_menu AS mm ON mm.moduleid = m.id WHERE m.published = 1 AND m.access <= 0 AND m.client_id = 0 AND ( mm.menuid = 69 OR mm.menuid = 0 ) ORDER BY position, ordering
Mazmunlar ve Divan Şiiri Estetiği PDF Yazdır e-Posta
Divan Edebiyatı - Divan Şiiri

Divan şiirinin, bir teşrifat halini almış aşk dairesinden başka, muhtevaca diğer yönleri de şekil dünyası kadar, başlangıcı İran Edebiyatı çı­kan geleneğin devamlı tesir ve müda­halesi altında kalmıştır. Bu edebiyatın terbiyesini almış olan şair için gelene­ğin dışında bir şey tasavvur etmenin, onun tanımadığı, getirmediği başka şey­leri denemenin yollan kapalıdır. Gelene­ğin hükmü altındaki bu edebiyatta şair­den şaire değişen ilham konuları, devir­den devire farklılaşan şiir anlayışlan ba­his konusu değildir. Ancak asırlar için­de mahallîleşmenin ağır bir yürüyüşle farkına vanlmadan geleneğe ilâve etti­ği bazı unsurlardan söz edilebilir. Gele­nek dış âlemde görülen her şeyi, yaşa­nılan her duygu ve her hayat tecrübesi­ni değil, bunlar arasından yaptığı seçi­min getirdiklerini şiire işlenecek konu olarak verir. Şairin bunlan bir tarafa bı­rakıp kendi başına ferdî olarak başka seçimlerde bulunması düşünülemez. Ona düşen, muhteva ve şekilde hazır bulun­mayanı aramaya kalkışmaksızın sadece önüne geleneğin getirdiğini, hüner ve sanatını ortaya koyarak arının peteğini doldurduğu gibi işlemektir. Gelenek, di­van edebiyatı asırlarında her yeni yeti­şen şairi, kendinden önce ne mevcut ol­muşsa değiştirmeden onu devam ettirmeye, nesilden nesile devralınanı kabul­lenmeye mecbur kılmıştır. Bütün bu çağ­ların anlayış ve itiyatları zemininde ge­leneğin süre getirdiğinin dışına çıkmak, sanatın dışına çıkmakla eş değerde bir mâna taşır. Şairin bu edebiyatın bünye­sinde yer alabilmesi, bir şair olarak ka­bul görmesi için ilk şart geleneğe mut­lak surette uyması, her şair gibi onun da kendisinden istenileni eksiksiz ve ku­sursuz olarak yerine getirmeye çalışma­sıdır. Böyle hareket etmediği takdirde acemi ve ehliyetsiz bir şiir heveslisi sa­yılması veya bir çöğür şairi muamelesi görmesi kaçınılmazdır. Bu edebiyatın disiplinini kabul ettikten sonra şairden beklenen, kendisine geleneğin tanıdığı imkân ve sınırlar içinde, müesses değer ölçülerine en uygun ve en üst seviyede sanat göstermesidir.

Bir şairin ele alabileceği konular, şiiri­nin dolaşabileceği ilham sahaları gele­nek tarafından daha asırlar öncesinden seçilmiş olduktan başka, bunların hangi unsurlarla ve nasıl işleneceği de değiş­mez estetik prensiplere bağlanmıştır. Geleneğin sınırlı şekilde sunduğu konu­lardan birini şair. o zamana kadar be­nimsenmiş unsurları bir tarafa bıraka­rak onlar yokmuşçasına doğrudan doğ­ruya kendi müşahedelerinin, kendi fer­dî tesbitlerinin hazırladığı unsurlara da­yanarak işlemek serbestlik ve cesareti­ni kendinde bulamaz.

Divan şairi, kendisine geleneğin ge­tirdiği hazır unsur ve malzemeden ha­reket etmek durumundadır. Belirli ko­nular ve duygular etrafındaki bu hazır unsurlar divan şiirinin değişmez motif­lerini meydana getirir. Bu motifler sis­teminde şairin ele alacağı her unsur, geleneğin önceden belirlemiş olduğu il­giler ve imajlarla kapalı bir daire teşkil eder. Bunlardan her birinin beraberin­de başka neleri getireceği, nelerle bir­likte ele alınacağı, çağrıştıracağı unsur­lar, hangi imajlarla kullanılacağı önce­den bellidir. "Gül" dendiğinde veya sev­gilinin yüzünden bahsedildiğinde ardın­dan nelerin geleceği, nelerin gelmesi ge­rekeceği başından bilinir. Devamlı okudu­ğu, elinden düşürmediği divanların ter­biyesini almış olan şairin zihninde bun­lar çoktan yerini almış ve hazır vaziyet­tedir. Şair motifler içindeki bu ilgileri parçalayıp unsurlan başka şekillerde başka yerlerde kullanarak gelenektekini bozamaz; asırlann getirdiği ve öğret­tiği ne ise bütün bu hazır unsurları o çerçeveye göre İfade edip İşlemek mecburiyetindedir. Divan şiirinde her motif bir bağlı unsurlar grubudur. Bu grubun içinden herhangi bir unsur zikredildiğinde öteki unsurlar, biri yahut birkaçı ile onun beraberinde gelir. Bir motif bu gibi unsurlarla ne kadar çok yüklü olur­sa ifade o kadar "cemiyetli" olma mezi­yetini taşır. Burada serbest, herkeste başka başka olan bir çağrışım yerine, hadleri önceden belli ve her şairde be­raberinde aynı unsurları getiren bir çağ­rışım mekanizması kendini gösterir. Her bir bağlı motif dairesinde neyin neyle beraber olacağı, neyin neyi takip edece­ği önceden belirlenmiş bir çağrışımlar ağı. hangi şeyin hangi şeye benzetilebileceği başından tesbit edilmiş bir imaj örgüsü vardır.

İşte motiflerdeki. biri söylenince öte­kilerin de zihinde ve ifadede onun ardı sıra hazır bulunduğu bu bağlı unsurlar "mazmun" denen şeyi meydana getirir. Motiflerin bünyesinde mevcut bağlı un­surlar arasındaki belirli ve değişmez mü­nasebeti ifade için mazmun terimi kul­lanılmıştır. Açık bir tarifi yapılmayan, lu-gatlarda gösterilen günümüz için yeter­siz mânaların ötesinde yeni bir mâna almış bulunan bu sözle, bağlı unsurlar ve aralarında belirlenmiş münasebetle­rin kastedilmekte olduğunu, divan şiiri­nin büyük bir âliminin şu ifadelerinde açıkça görmek mümkündür; "Klasik ede­biyat çok defa muayyen mazmunlar et­rafında dolaştığı için kelimeyi bulmak artık kolaylaşmış demektir.Birinci mısradaki lâle kelimesine nazaran ikinci mısrada da bir çiçek bu­lunması zaruridir. 'Altın piyale' karînesiyle bu çiçeğin, san kadeh şeklinde ve şarap mazmununu ihtiva eden bir çiçek olması lâzım gelir. Bu vasıflan kendin­de cemeden ise ancak 'nergis'tir. Çün­kü divan edebiyatında çiçekler çok mahduddur. Nergisin bir ismi de zerrin ka­dehtir ve nergis daima mest, mahmur olarak tavsif edilir". "Bula­cağımız kelime zülfe ait mazmunlardan olacak ve virane ve hazine ile münasebetdar bulunacaktır. Viranede hazineyi bekleyen ejderha tasavvuru aynı zaman­da 'zülfe ait bir mazmun olup dilrübâ ile de kafıyedardır. Aranılan kelime de budur.Divan edebiyatı mazmunlarına nazaran denen' yokluktur. Öldürmek kelimesi ile bu mazmunun hakkı verilmiştir. Ancak öldürmek keli­mesinde Ölüm ve fena mefhumlarından manada bir de kan' mânası vardır. Bunu ifade edecek kırmızı renk, ancak bize -dudağa aidiyeti şartıyla- lal, şarab, gon­ca mazmunlarını getirir"

Mazmunun divan şiirinde bir motifte­ki bağlı unsur, yani biri zikredildiğinde diğeri de mutlaka onunla beraber ge­len hazır unsurlar İlgisi demek olduğu, araştırmacıların dikkatinden kaçmış olan şu metinde de ayrıca görülür; "... Çünki erbâb-ı suhan. inşâd-ı nazm ü nesirde münasebet ve müşabehet arayıp o yol­da sarf-ı mezâmîn eylediler. Yani her nerede 'gül' zikrettiler ise akabinde 'bül­bül' getirdiler. Hangi mahalde ki nâie-i uşşâkı feryâd-ı bülbüle nisbetle zikret­meyi murad eylediler ise nihâi-i kâmet-i mahbübu güle teşbih ile vird-i mezâmî-ni destelediler" (Ali Cemâleddin, Arûz-ı Türkî. İstanbul 1291, s. 116-1 171. 

Bağlı unsurlar arasındaki münasebet açık yahut derece derece gizli olabilir. Mazmun sözünde kök mânası itibariyle bir gizlilik, gizli oluş kavramı vardır. Lugatlanmızın çoğunda mazmun kelimesine "mâna. meal. esas fikir" gibi divan şiirinde ifade ettiği hususu karşılama­yan birtakım mânalar verilmiştir. Bu­nunla beraber "bir şeyin diğer bir şeyin içinde olması" mânasını taşıyan zımn kelimesinden hareketle bazı lugatlarda "bir ifadenin içindeki gizli mâna" diye açıklanmak suretiyle bu kelimenin te­rim mânasına oldukça yaklaşıldığı görül­mektedir: "Bir ma'nâyı hafiyi mutazammın olan kelimeye denir. Dikkatle anlaşılan ince ve dakîk mâna; bir söz ve ibareden çıkan gizli mefhum; iyi düşünülmüş ince manalı zarif söz, mazmun" (Ali Seydî, Resimli Kâmûs-ı Os-mânî, İstanbul 1330, s. 948); "Bir şeyden zımnen anlaşılan mâna. mefhum, meâ!" (Hüseyin Kâzım Kadri, Türk Lügati, İstan­bul 1943, III, 3691

Tarifinin yapılmasına ihtiyaç görülmeksizin edebiyatçılar ve edebiyat tarihçile­ri tarafından çok defa kiişe söz, basma kalıp hayal veya mecazlı söz yerine kullanılagelen mazmun kavramının ne ol­duğu yahut ne olmadığı son zamanlar­da münakaşa zeminine getirilmiş, bu konuda farklı düşünceler ileri sürülmüş­tür. Bunlardan bazılarında lugatlarda gösterilen mânaya göre izah şekli geti­rilmeye çalışılmış, bazıları meseleyi edebî sanatlar bakımından ele almış, aşağıda­ki yazılardan sonuncusunda ise mesele­nin mahiyetine daha fazla yaklaşılmıştır 

 Mazmunda, bir ibaredeki kelimelerin ilk bakışta anlaşılan mânasının ardında gizli bir veya birkaç mâna vardır. Onun­la ismi söylenmeden başka bir varlık ve­ya hale işaret edilir. Esas söylenmek is­tenen şey arka plandadır. Bu gizlenmiş mâna. mazmunun bünyesindeki bağlı unsurlardan birinin veya birkaçının yar­dımı ile belli olur. Mazmun esas itiba­riyle daha çok. bir objenin veya bir halin kendisini söylemek yerine, bağlı unsur­larda mevcut vasıflarından birini veya daha fazlasını belirtecek ip uçarı veril­mek suretiyle dolaylı bir şekilde ifade olunması demektir. Bir şeyi, adını anmaksızın onu çağrıştıracak yönlerini öne çıkararak gizli tutma mazmunun mekanizmasını meydana getirir. Mazmunda görünüşteki mânanın ötesindeki asıl mâ­na, ifadeye onu gizleyen bir hünerle yer­leştirilir. Bu bakımdan mazmun kurma­da edebî sanatların birinci derecede ro­lü vardır. Edebî sanatlar, arka plandaki mâna münasebetini kurma ve hissettir­me yönünden mühim bir fonksiyon gö­rürler. Mazmunlarda en başta teşbih, istiare, mürâât-ı nazîr ve hüsn-i ta'lîl, mecâz-ı mürsel ve tevriye yanında Telmih sanatı da başlı başına rol oynamak­tadır. Mazmunda arka planın kurulma­sı, çeşitli çağrışım unsurlarına ve kari­nelere ihtiyaç gösterdiğinden onun rü­künleri bir mısra, çok defa da bir beyit hacminde yer kaplar.

Mazmunlu bir ibarenin kelimelerinin sadece lügat mânasını bilmek mazmun­da gizli olan şeyi anlamaya yetmez. Onu bulabilmek için başka şeylerin bilinme­sine, her şeyden önce yeterli derecede bir divan şiiri kültürüne ihtiyaç vardır. Bir ifadenin sadece ön mânasına bak­makla mazmun atlanmış, oradaki este­tik mesaj gözden kaçırılmış olur. Maz­munda gizli olarak ifade edilen şey, üze­rinde düşünülerek ve okuyanın divan şi­iri kültürünün derecesi nisbetinde çözü­lebilir.

Mazmunu sembol ile karıştırmamalıdır. Sembol, birbirinden çok farklı yo­rumlarla mânalandırılabilirken mazmun­da herkesçe aynı şekilde bulunabilecek belirli bir mâna vardır. Belirli tasavvur­ları taşıyan belirli kelimeler arasında ku­rulan bağlantı ile meydana gelen maz­munda şairin ne demek İstediği anahtarı belli bir şifre gibi çözülebilir. Mazmunlardaki esas mânayı bulmak divan şiiri kültürünün derecesi nisbetinde müm­kündür. Mazmunları çözecek anahtarı ancak divan şiiri kültürü verir. Divan şi­iri motifleri ve bunlardaki bağlı unsur­lar tanındığı nisbette mazmunların dün­yasına girmek mümkün olmaktadır.

İfadeyi mazmuna dökmek şairde ara­nan baş meziyetlerdendir. "Bikr-i maz­mun" (mazmunda orijinallik) divan şairi için estetik bir ideal olduğu gibi onun sanat kabiliyeti için de bir değer ölçüsü sayılmıştır. Taşıdığı bağlı unsurları, ben­zeyen ile benzetileni, hatta kelimeleri bi­le aşağı yukarı olduğu gibi muhafaza et­mek şartıyla bir mazmunu başkaların­dan farklı şekilde ifade edebilmek, ona yeni bir söyleyiş bulmak "nükte" sözü ile belirtilen bir meziyettir. Bazı lugatlarda mazmun için "nükteli, cinaslı, sanatlı söz" denmesi bundan dolayıdır. Arap ve Fars lugatlarında mazmun hakkında yer almamış bu mânalar Türk lugatçıları ta­rafından tesbit edilmiştir. Bu tariflerde "cinas" sözü ile anlatılmak istenen şey, malum lafız sanatı olmayıp mazmun­da biri dış. öteki iç planda olmak üzere çift mâna bulunmasıdır. "Nâ-güfte"nîn (söylenmemiş) karşılığı olarak kullanılan "bikr" kelimesi mazmunu alışılmışın, söylenilegelenin ötesinde, başkalarında görülmedik tarzda kullanmayı belirtir ve buna bağlı olarak aynı zamanda bu­luş inceliği ve zarafet mânasını da taşır. Bu söz mazmunda şairin yaratıcı gücü­nü, orijinal olma kabiliyetini ifade eder. Başka şairterdekilerin bir tekrarı ve­ya taklidi ve benzeri olmaktan çıkmış mazmunlar böyle bir tavsife lâyık gö­rülmüştür.

Mazmunu tek ve umumi bir çerçeve içinde görmek yerine değişik mazmun tiplerinden bahsetmek daha uygun olur. Bunlardan "basit" diye vasıflandırılabi-lecek mazmunlarda, bağlı unsurlar ara­sındaki sabit ve belirli münasebet kolay­ca kendini belli eder. "Gül" denince ar­dından hemen "bülbül'ün ortaya çıkma­sı gibi aradaki bağlantının kolayca farkedilebileceği mazmunlar bu gruba gi­rer. Bu tip mazmunlarda daha çok mü­râât-ı nazîr. hüsn-i ta'lîl ve mecâz-ı mür-sel yapısı vardır. Dış mânanın ardında birden fazla mânanın ve birçok bağlı un­surun iç içe bulunduğu mazmunları da "karmaşık" mürekkeb. komplike maz­mun olarak kabul etmelidir. Divan şiiri estetiğinde asıl makbul olan. takdir uyan­dıran, taşıdığı addaki gizlilik kavramı­na uygun düşecek yapıdaki bu mazmun­lardır.

Mazmunlar için, gerçek hayattaki bir müşahedenin gösterdiği gerçek bir mü­nasebeti ifade eden; esası gerçekte ol­mayıp sadece zihinde kurulmuş bir mü­nasebeti belirten; cemiyetteki bir inan­ca, bir Örfe dayanan; öğrenilmiş bilgile­re, önceden bir bilinene yönelik telmih­ler; objeyi başka bir obje ile benzerlik bakımından münasebetli kılan, bunlar­dan birini diğerinin yerine geçiren Teşbih-Benzetmeİstiare-Eğretileme ve mürâât-ı nazîr sanatı-, me­câz-ı mürsel sanatı,Hüsn-i TalilTevriye sanatı ve diğer edebî sanatlar üzerine kurulu olmak üzere bir tip tasnif düşü­nülebilir. Ancak bir değil birçok sanatın bir arada yer aldığı mazmunların da bulunduğu ve bunların hiç de az olma­dığı unutulmamalıdır.

Başlangıçta, içindeki gizli mâna ve mü­nasebet kolayca çözülebilen mazmun­lar asırdan aşıra gittikçe kapalılık ve ke­siftik kazanmış, hele "sebk-i Hindi" de­nilen üslûp estetiğinin tesiriyle bilhas­sa XVII. asırdan itibaren, anlaşılabilmek için okuyucudan ileri bir kültür ve divan şiiri bilgisi isteyen bir giriftliğe bürün­müştür.

Mazmunlardaki esas maksadı ve ön mânanın ardında asıl söylenmek iste­neni hakkıyla kavrayabilmek ve bulabil­mek için ilk şart divan şiirinin imaj sis­temini iyice tanımaktır. Divan şairleri bu­nu geçmişin büyük üstatlarını çok oku­mak suretiyle elde edebildikleri gibi oku­yucunun da aynı yolu takip etmesi ge­rekir. Bir hocadan edinilen şifahî kültür yanında Hafız-ı Şirazi'nin Hafız divanı üzerindeki gibi şerh­ler, birtakım mazmun cedvelleri bu hu­susta ayrıca kılavuzluk etmekteydi. XX. asırda ülkemizde metin şerhinin müs­takil bir üniversite disiplini haline gel­mesiyle başlamış olan çalışmalar, Ferit Kam, Ali Nihad Tarlan gibi otoritelerin eser ve katkıları, yeni nesillerden araş­tırmacıların incelemeleri, mazmunların günümüz için kapalı kalmış dünyasının kapılarını aralamaktadır.

Divan şiiri, mazmunların içindeki gizli âlemle temas kurabildiği ölçüde okuyu­cuya fikrî planda estetik bir zevk verir. Çeşitli, iç içe İmajlar, üslûp kıvrılışları, birbirini kovalayan çağrışımlar İçinden tattırdığı keşif zevki divan şiiri estetiği­nin özellikleri başında gelir. Bu. divan şi­irinin zihnf ve zevkte kültüre hitap eden yönünü meydana getirir.

Divan şiirinin imaj sistemi yanında Kur'an-ı Kerîm, hadis, kelâm. İsiâm ta­rihi. İran mitolojisi ve astronomi de da­hil olmak üzere Ortaçağ ilimlerine ait bilgilerle donanmış bir kültür, berabe­rinde mazmunlarda bunlara dair telmih­lerin anahtarlarını da getirir. Ayrıca es­ki Osmanlı cemiyetini günlük hayatı ile. bunun içinde kıyafetten kullanılan eşya­ya, çeşitli sosyal görüntü, âdet ve inanç­larına kadar tanımış olmak, geçmiş ya­şayıştan birçok akisler getiren bu maz­munlarda çok şeyi sezmekte yardımcı olacaktır. Hayattan uzak bulunduğu, kapılarını gerçek hayata kapamış oldu­ğu sanılan, yahut böyle bir iddia ile ta­nıtılmaya çalışılan divan şiirinin tabanın­da nasıi bir sosyal hayatın bulunduğu, özellikle mazmunların ondan nasıl akis­ler taşıdığı ancak böyle bir hazırlıkla an­laşılabilir. Mazmunlar etrafında yapılan ciddi her yeni araştırma ile divan şiiri­nin farkedememiş yahut hiç görülmek istenmemiş bu cephesi artık kendini gös­termeye başlamıştır.

Divan şiirinin mazmun estetiği, ken­di içinde olumlu yönleri yanında tenkidi davet etmiş aşırılıklara da zemin hazır­lamıştır. Her şeyi mazmuna dökmekte ifrat ve mazmunu giriftleştirme arzusu bu estetik ameliyeyi bir noktada bulma­caya döndürmüş, onu bir bilmece sevi­yesine indirmiştir. Divan şairlerinin maz­muna verdikleri değer ve mazmun düş­künlüğü dolayısıyla divan şiiri bir maz­mun edebiyatı sayılmış, onların yaptık­ları iş "mazmun avcılığından, diğer bir tabirle "mazmun -perdazlık'tan ibaret görülmüştür.

Mazmunu meydana getiren bağlı un­surların belli ve bir noktada sınırlı olu­şu divan şiirinin lugatına da tesir etmiş, dilin mazmunlar etrafında belirli bir kad­ro içinde kalmasına yol açmıştır. Buna mukabil mazmunu en ustalıklı bir şekil­de kurabilmek endişesiyle her kelime ti­tizlikle seçilmiş, her birinin çağnşım ka­biliyeti dikkatle göz önünde tutulmuştur. Divan şiiri, mazmunlardaki belirli münasebetlerin çizdiği daire içinde hapsolurken öte yandan yine bunlar vasıta­sıyla en ince. en zarif buluş ve deyişleri­ni kazanır.

Divan şiirinde mazmunlar, imajlar ne kadar hazır ve ortaklaşa unsurlar olur­sa olsun divan şairlerini aralarında fark bulunmayan, belirli ve değişmez bir şematizmin uygulayıcıları durumuna ge­tirmemiştir. Malzemenin müşterek ol­masına mukabil sanatta seviyesini bul­muş her divan şairi bunları işleyişte fark­lılık ve ayrı birer şahsiyet göstermiştir. Kullandıkları malzeme birbirinin aynı ol­duğu halde ne Baki ne Fuzuli ne Nefi ne Nedim Şeyh Galip  birbirlerinin ay­nıdır. Nasıl ki beden ve iskelet yapısı ile aynı vücut teşekkülâtına sahip oldukla­rı halde insanlar birbirlerinden ayrı bir görünüş ve çehrede iseler, divan şiirinin malzemece iskeleti hükmünde olan maz­mun ve sabit imajların müşterek ve ay­nı olmasına rağmen şahsiyet sahibi ol­muş her şair de bunları işleyiş ve ifadelendirişte birbirlerinden farklıdırlar. Kul­landıkları mazmunların malzemesinin müşterek ve aynı oluşuna bakarak bü­tün divan şairlerinin birbirinin tıpatıp aynı şeyler söylediklerini sanmakla, rönt­gende beden hususiyetlerinin, dış görü­nüşe ait farkların silinip ortadan kalk­ması ile herkesin sadece aynı iskelet teşekkülâtında görünmesinden dolayı bü­tün insanların tamamen birbirlerinin ben­zeri olduğunu söylemek arasında fark yoktur.

Sözü en çok edilen taraflarından biri olmakla beraber divan şiirinin mazmun­ları henüz etraflı ve derin incelemeler­den mahrum bulunmaktadır. Farklı tip ve yapıda oldukları hissedilen bu maz­munların ciddi bir şekilde incelenmesin­den sonra onlar hakkında isabetli hü­küm ve değerlendirmelere varmak müm­kün olacaktır.

Yalnız şu nokta da hemen belirtilme­lidir ki bütün divan şiiri mazmunlardan ibaret içinde mazmundan başka bir şey bulunmayan bir edebiyat sanatı değil­dir. Çoğunluğu kuran bir unsur olmakla beraber onun yanında mazmun kadrosu içine sokulamayacak söyleyişler de yer almaktadır. Bunlara umumiyetle ya di­van şiirinin icaplarına lâyıkıyla ayak uy­duramamış şairlerde, yahut yüksek se­viyeli şiirleri, kullandıkları kuvvetli maz­munları ile kendilerini ispatlamış üstat­larda rastlanır. Sanatlarına her bakım­dan hâkim olan bu şairler kendilerinde mazmun dışına çıkmak cesaretini bulmuşlardır. Bu mazmun dışı ifadeler çok defa şairin en samimi ve tabii ifadeleri­ni meydana getirir. Divan şiiri bunlarda çok defa en seçkin, en unutulmaz mısralarına yükselir. Namık Kemal 'in birçok yönlerinden cephe aldığı divan şiirinde, "sade fikir” diye bir ölçü ile adlandırıp o kadar beğendiği ifadeler ekseriya bun­lardır.

Benzer Sayfalar:

Nazım Şekilleri  Divan Şiiri  Divan Şairleri Edebi Sanatlar  Aruz Vezni  Divan Edebiyatı

 
 
   
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle