|
DOĞUM TARİHİ bilinmiyor. H. 900/M. 1494.1495'de doğduğu sanılıyor. Asıl adı Mehmed, lâkabı Bekâr Memmî'dir. Vardar Yenice'sindendir. Genç yaşta şiir yazmaya başlamış, Baba Ali Mest-i Acemî adlı bir kalenderin ardındaki kalabalığa katılarak İstanbul'a gelmiştir. Erkek güzeli yakışıklı bir genç olan Hayâlî'nin gezgin kalenderi dervişleriyle birlikte dolaşmasını «ne meşru ve ne de makuldür» diyerek uygun bulmayan İstanbul Kadısı Sarıgürz Nureddin Efendi'nin emriyle kalenderler arasından ayrılan şâir, şehir Muhtesibi Uzun Ali'ye emanet edilmiş ve onun yardımıyla öğrenim görmüştür. Tasavvufu Baba Ali Mest-i Acemî'den öğrenen Hayâlî'nin yüksek bir medrese öğrenimi görmediği anlaşılıyor. Ancak şiire olan büyük istidadı kendisine kısa zamanda şöhret yolunu açmış, önce Defterdar İskender Çelebi tarafından korunmuş ve aynı kişinin kendisini Sadrâzam İbrahim Paşa'ya takdim etmesinden sonra yıldızı daha da parlayarak Kanunî Sultan Süleyman'ın himayesine girmiştir. Pâdişâh tarafından beğenilen, sevilen ve nedimleri arasına sokulan Hayâlî'nin bu durumunu, Aşılı Çelebi, «pâdişâhın avucundan yemini yiyen ve onun kolunda gezen bir şahin» şeklinde nitelendirir. Kendisine yüz bin akçeden fazla zeamet verilmeği Hayâlî'yi devrin birçok şâirlerinin, bu arada Taşlıcalı Yahya'nın kin ve hasedine mâruz bırakmıştır. Buna rağmen şâirin, düşmanlarına karşı, saraydaki nüfuzundan yararlanma cihetine gitmediği anlaşılıyor. Yine bazı karinelerden anlaşıldığına göre Hayâlî'nin yıldızı İskender Çelebi'nin (1535) ve İbrahim Paşa'nın (1536) idamlarından sonra eski parlaklığını yitirmişe benzemektedir. Sadrâzam Rüstem Paşa zamanında şâirin Sancak Beyliği istediği ve kendi arzusuyla saraydan ayrıldığı anlaşılıyor. Kendisine Hayâli Bey denilmesi, Sancak Beyliği görevinden olsa gerektir. Hayalî, H. 964/M. 1557'de Edirne'de ölmüştür. Büyük, değerli bir şâirdir. Hayalî, sadece sağlığında değil, ölümünden sonra da beğenilmiş, takdir edilmiş bir şâirdir. Baki'nin ortaya çıkışına kadar zamanının en büyük şâiri sayılmış, «Meliküşşu'ara», «Diyâr-ı Rûm'un Sultân-ı Şu'arâsı»; «Hayâlî-i meşhur» gibi sıfatlarla nitelendirilmiştir. GAZEL Cihân-ârâ cihan içindedür arayı bilmezler O mâhîler ki derya içredür deryayı bilmezler Hârâbat ehline dûzah azabın anma ey zâhid Ki bunlar ibn-i vakt oldu gam-ı ferdayı bilmezler Şafak-gün kan içinde dâgını seyr etse âşıklar Güneşde zerre görmezler felekde ayı bilmezler amîde kadlerine rişte-i eski takub bunlar Atarlar tîr-i maksûdu nedendür yayı bilmezler Hayâli fakr şalına çekenler cism-i uryânı Anunla fahr ederler atlas ü dibayı bilmezler. Benzer Sayfalar: Nazım Şekilleri Divan Şiiri Divan Şairleri Edebi Sanatlar Aruz Vezni Divan Edebiyatı
|