Felsefe

Fotoğraf

Hayreti PDF Yazdır e-Posta
Divan Edebiyatı - Divan Şairleri

XVI.YÜZYILDA önemli kültür merkezlerinden biri haline gelen ve önemli şâirler yetiştiren Vardar Yenice'­sinde (Yenice-i Vardar'da) doğmuştur. Önceleri Gülşenî iken sonradan Mevlevi olan XVI. yüzyılın iyi şâirlerin­den Yusuf Sine-çâk Dede'nin kardeşidir.Hayretî'nin asıl adı Mehmed'dir. Kardeşi gibi önce­leri Gülşenî iken sonradan Bektaşî olmuştur. Lâtifi, «der-viş-meşreb ve Ca'ferî-mezheb kimesne idi» diyerek bu gerçeği ortaya koyar. Âşık Çelebi de aynı bilgiyi verir. Tezkirelerde, timar sahibi bir sipâhî olduğu da kayıtlıdır. Ancak, Hayretî'nin kendisine tahsis olunan timarı az bu­lup reddetmesi ve bu yüzden Rumeli'ndeki yerli beylerin yanına gitmiş olması da ihtimal dahilindedir.

 

Eski kaynaklarda belirtildiğine göre Hayreti, Vezir İbrahim Paşa'ya son derece güzel bir Kaside sunmuş, Pa­şa da kasideyi beğendiğinden şâiri korumak istemiş. Yenice-Vardar'lı olan Hayâlî'ye bu hemşehrisini sormuş. Hayali ise, Hayretî'yi tanıdığını, onun ne mevki, ne Pa­şa'ya hizmet, ne de Pâdişah'a mülâzemet sevdasında olduğunu belirttikten sonra «âlem-i istiğnadadır ve peri­şanlık ve bî-ser ü samanlık ile özge havadadur. Hattâ bu yakınlarda bir gazel demişdür. Bir a'lâ matla'ı vardur ki nazire diyemedüm» deyip Hayretî'nin şu matla'mı oku­muş:

 Ne Süleymâna esürüz ne Selimün kuluyuz

Kimse bilmez bizi bir şâh-ı kerîmün kuluyuz

 

Mohaç fâtihi İbrahim Paşa, Yavuz Sultan Selîm ve Kanunî Sultan Süleyman gibi iki büyük pâdişâhı küçüm­seyen bu beyti duyunca Hayretî'ye pek az bir timar tah­sisini emretmiş. Âşık Çelebi ve Kınalızâde Hasan Çele­bi, şâirin, verilen timarı reddettiğini belirtmektedirler.

Ömrünün sonlarına doğru kör olan Hayreti, H. 941/ M. 1534'de ölmüş ve doğduğu şehirde kendi kurduğu za­viyeye gömülmüştür. Lâtifi, şâirin mezarının ziyaretgâh olduğunu ve dîvânından fala bakıldığını da kaydetmek­tedir.

Hayretî'nin kelime oyunlarına, klâsik mazmunlara dayanan bir kısım şiirlerine bakılırsa ona ancak orta hal­li bir şâir denilebilir. Oysa ki Hayretî'nin gerçek kişili­ği onun rindliğinde, yiğitliğinde; samimî, coşkun, pervasız ve oldukça sade bir dille yazdığı şiirlerindedir. İlk bakışta kolayca söyleniverdiği izlenimini bırakan bu şiirleri Hay­retî'ye çağdaşlarının çoğunda rastlanmayan bir canlılık ve orijinalite verir.

                                

                        GAZEL   

Ben bu bâzârun ne bâzirgânı ne bezzazıyım   

Kûy-ı 'aşkım unmadık bir rind-i şâhid-bâzıyim      

Bir megesce kadrüm olsa hân-ı vaslundan n'ola   

Ben de hâlümce mahabbet evcinün şeh-bâzıyım    

Cana kalmasam bu gün meydanda asla   

Hak bilür Rîsmân-ı kâkül-i dil-dârumun cân-bâzıyim    

Sen nice erbâb-ı hüsn içinde müstesna isen    

Pâdişâhımı ehl-i 'aşkun ben de bir mümtâzıyim   

İt gibi öldürmez isen ger rakîb-i kâfiri  

Deme hîç ey Hayreti 'âlemde ben de gaaziyim

Benzer Sayfalar:

Nazım Şekilleri  Divan Şiiri  Divan Şairleri Edebi Sanatlar  Aruz Vezni  Divan Edebiyatı

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle