|
1785 yılında İstanbul'da doğdu. Babası, Selim III. devri kazaskerlerinden Salih Efendi'dir. Aile aslen Konyalıdır. Babası Salih Efendiyi henüz 14 yaşında iken kaybeden Mehmed İzzet'in çocukluğu güç şartlar altında geçmiş, eniştelerinin yardımıyla medreseye devam etmiş ve 1797'de müderris payesini almıştır. Şâirin «Molla»'lığı bu yüzden, ilmiye mesleğine girmesindendir. Söylentiye göre; zekî, nüktedan, hazırcevap, bilgili bir kimse olan İzzet Molla'nın gençliği sıkıntı içinde geçtiğinden, bir gün intihara karar vermiş ve bu niyetle kayıkla Göksu'ya giderken Hançerli Bey'in yalısının önünden geçmiş. Bu sırada bir vesileyle Hançerli Bey'le görüşüp dost olmuş ve onun tavassutuyla ünlü Hâlet Efendi ile tanışarak himayesine girip rahata ermiş.
Halet Efendi'nin öldürülmesinden sonra (1822) dilini tutamayıp veliinîmet bildiği bu şahsı kadirşinaslık eseri olarak övmesi ve onun düşmanlarını yermesi yüzünden, belki de bu yolda çıkarılan asılsız söylentilerin vaktiyle Halet Efendi'nin yakını olduğunu hatırlatması yüzünden Keşan'a sürülmüştür. İzzet Molla, bir yıl kadar sürgünde kaldıktan sonra bağışlanmış ve tekrar önemli görevler almıştır. İzzet Molla, Navarin Vak'asından sonra Rusya'ya karşı savaş açılmasının aleyhinde bulunduğu için bu koz de Sivas'a sürülmüş ve genç yaşta, 1829 yılında orada ölmüştür. Tanzimat devrinin ünlü devlet adamlarından Fuad Paşa'nın babası olan İzzet Molla, dîvân edebiyatımızın son büyük şairlerindendir. Keşan'a sürgün edilişini ve oradaki hayatını anlatan, İstanbul yaşantısı ile taşra yaşantısını karşılaştıran mesnevi tarzındaki Mihnet-Keşan (Mihnet Çeken) adlı orijinal eseriyle büyük bir ün kazanmıştır. Bu eser «Mihnet-i Keşan» yâni Keşan Mihneti şeklinde de okunabilir.
İzzet Molla'da Nefi, Seyyid Vehbi, Şeyh Galip, Nabi, Nedim, Sabit, Na'ili, Sami, Nevres, Neş'et, Enderunlu Vasıf v.b. gibi şâirlerin etkisi görülür. Kasidelerinde Nef'î ve Seyyîd Vehbi'nin etkisi açıktır. Gazellerine göre kasideleri zayıf kalır. Zaten «Medh ü zem eylemeden kurtulayım kullarım — Bana bî-vâsıta kıl rızkımı yarâb ihsan» diyen şâirin, Divan şâirlerinin ekserisi gibi, çağının koşulları gereği kaside yazdığı düşünülebilir. İzzet Molla için genellikle nazîreci bir şâirdir denilebilir. Ancak sanat kudreti onu basit bir taklitçi düzeyinde bırakmaz ve XIX. yüzyılın kişilik sahibi şâirlerinlen biri olarak karşımıza çıkarır. Bu yargı bir paradoks olarak kabul edilmemelidir. Zira Şeyh Galib, Nâbî, Nedim hattâ Vâsıf gibi birbirine benzemeyen dört ayrı şâirin yolunda başarılı şiirler yazabilmek hem Galib gibi mistik, hem Nâbî gibi hakimane, hem de Nedîm gibi şûh; üstelik başarılı şiirler ortaya koyabilmek her yiğidin harcı olmasa gerektir. Ne var ki bu durum İzzet Molla'yı yeni bir vadi açmış şâirler arasına sokmamızı da engeller. Mevlevi olan İzzet Molla'nın Bahâr-ı Âsâr'ındaki Mevlânâ ve Şems hayranlığına rağmen bütünüyle mistik olduğu söylenemez. Hattâ onun daha çok dünyaya dönük olduğunu kabul etmek gerekir. Galiba kendi fizikî portresini ilk olarak çizen şâirimiz de odur. Gülşen-i Aşk adlı mesnevisinde Şeyh Galib'in etkisi açıktır. Şâirin kendisi de mesnevideki kahramanlardan biridir. Mihnet-Keşan'da ise bütün mesnevi şâirin çevresinde gelişir. Bu gibi yönleriyle yeniye dönük olan İzzet Molla zaten tükenmiş olan dîvân şiirine yeni bir ses, ruh, ve yeni bir sentez getiremez. Fakat hiç bir zaman da dîvân şiirinin klâsik değer ölçülerinin altına da inmez. Kendisi san'atkâr, eseri san'at eseri olma vasfını yitirmez. Babasının hayat hikâyesi olan «Devhat-ül-mehamid fi tercümet-üt-vâlid», Mihnet-Keşan (Mihnet-i Keşan), Bahâr-ı Efkâr, Gülşen-i Aşk, Hazân-ı Âsâr ve Lâyihalar belli başlı eserleridir. İki dîvânı, Bahâr-ı Efkâr ile Hazân-ı Âsâr'dır. GAZEL Meşhurdur ki fısk ile olmaz cihan harâb Eyler anı müdâhane-i 'âlimân harâb Bilmez ki iki kat yıkılur kendi halkdan İster cihan yıkıldığını hânüman-harâb A'mâl-i hayr süllemidir kasr-ı Cennetin Mümkin mi çıkma olsa eğer nerdübân harâb Bir mevsim-i baharına geldik ki 'âlemin Bülbül hamûş havz tehî gül-sitân harâb Çıkmaz bahara değmede bî-çâre andelib Pejmürde-bâl- vakt şitâ âşiyân harâb Elbet de bir sütunu olurdu bu kubbenin İzzet nihayet olmasa kevn ü mekân harâb Teslim olursa Pire medeng-i irâdesi Olmaz diyâr-ı Rûm'da bir hanedan harâb Benzer Sayfalar: Nazım Şekilleri Divan Şiiri Divan Şairleri Edebi Sanatlar Aruz Vezni Divan Edebiyatı
|