|
ASIL ADI Ahmed'dir. İstanbul'da doğmuştur. İyi bir öğrenim görmüş; arapça, farşça öğrenmiştir. Müderrislik titrini almış ve Nevşehirli Dâmâd İbrahim Paşa'nın özel kütüphanesinin müdürü olmuştur.
Önceleri Sadrâzam Şehit Ali Paşa'ya sunduğu kasideleriyle kendini saraya tanıtmaya başlayan Nedîm, Damâd ibrahim Paşa devrinde şöhretinin ve ikbâlinin zirvesine ulaşmış; bir yandan saraydaki bilim kurullarında, bir yandan da Lâle Devri eğlencelerinde yer almıştır. 1730 yılında patlak veren Patrona Halil ayaklanmasında: 1. «Damdan dama kaçarken ayağının kayması yüzünden düşüp öldüğü», 2. «İçkiye fazlaca düşkün olması sebebiyle titreme hastalığına yakalanarak öldüğü» 3. «Dâmâd İbrahim Paşa'nın ve yakınlarının başlarına gelenlerden korkarak vehim hastalığına tutulup öldüğü» gibi söylentiler tesbit edilmiş olmakla beraber, Nedim'in gerçekte nasıl ve neden öldüğü kesinlikle bilinmemektdir. Bilinen; Nedim'in Patrona gürültüsü patırtısı esnasında 1730 yılında ölmüş bulunduğudur. Öldüğünde elli yaş civarında olduğu sanılmaktadır. Nedîm, dîvân şiirimizin dar sınırları, kuralları içinde büyük sayılabilecek yeniliklere teşebbüs etmiş, «Nedîmane» denilen yeni bir çığır açmış en büyük şâirlerimizden biridir. Ancak Nedîm şiirlerinde din ve tasavvufa yer vermemiş; samimî, coşkun bir dille aşkı, hayatı şakımıştır. Soyuta dönük Divan şâirleri arasında, şahsının ve çağının somut yaşantısını Nedîm kadar başarılı biçimde, şiirleriyle yansıtan şâirimiz yoktur denilebilir. Tabiatiyle bu somutluğu dîvân şiiri ve dîvân şâirleri çerçevesi içinde değerlendirmek şarttır. Nedîm, Lâle Devri'nin ve İstanbul'un şâiridir. Şiirlerindeki dil İstanbul'un dilidir. Beşiktaş'taki evinden başlıyarak Sa'd-âbâd'ı, Hisar'ı, Göksu'yu, Kasr-ı Cinân'ı, Cedvel-i Sîm'i, Feyz-âbâd'ı, Asaf-âbâd'ı, Şeref-âbâd'ı, Cisr-i Sürûr'u adlarıyla anan odur. Şiirlerinde halkın konuşma diline doğru yaklaşan,halk deyimlerini rahatça kullanan odur. Hece vezniyle şiir yazan ilk dîvân şâirimiz de odur. Dili Kasidelerinde ağdalıdır. Fakat Gazellerinde özellikle şarkılarında oldukça sadeleşir. Aslında kasîde Nedîm'in yaradılışına uygun bir tür değildir. Bu yüzden Nedîm, kasidelerinin kendi yaradılışına uygun düşen bölümlerinde, nesib kısmında, tagazzülde başarılı görünür. Ayrıca kasidelerinde bazı yenilikler de vardır. Ancak Nedîm, gazellerinde ve Şarkılarında sanat kudretinin zirvesine ulaşmıştır. Türk edebiyatının en güzel şarkılarını yazan ve gazelleri için «Malûmdur benim sühanım mahlâs istemez» demekte haklı olan Nedim'dir. Hayatı, zevk u safâyı, içkiyi, hattâ afyon'u seven Nedîm'in en büyük özelliklerinden biri de samimiyetidir. O âdet olmuştur diye içkiden, güzellerden söz açmamıştır. Alkolik denecek kadar içkiye düşkün olduğu bâzı belgelerden anlaşılmaktadır. Kendisi de Ramazan ayında içkiyi bırakmanın güçlüğünden bahsetmektedir. Şiirlerinde özelliklerinden söz açtığı sevgililerin tümünün, mavi gözlüsünün de, sarı saçlısının da peşinden koştuğu muhakkaktır. Nedim'in sevgilileri eti, kemiği olan canlı kişilerdir. Nedim aşklarını şuh, açık bir dille anlatmış; fakat bayağılığa düşmemiştir. Aşkı bir elem kaynağı olararak kabulden ziyâde, aşkın zevklerini, neş'esini şakımayı tercih etmiştir. Öyle sanıyoruz ki cüvanlar için yazılmış şiirlerinin mevcudiyetine rağmen o, kadın peşinde koşan bir çapkındır. Bu yüzden
Erbâb-ı dil oldu hep cüvâne meftun Hiç kalmadı bir zen ülfetinden memnun Ekser şuârâ-yı asr kullanmazlar Bikr olduğu için sühanda taze mazmun diyen Rubaisini, taze mazmunlar peşinde koşan Nedim'in. lehinde değerlendirmek gerekir. Devrinde bâzı tanınmış şâirlerce değeri gerektiği gibi anlaşılamamış olan Nedim'i «tâze-zebân», «nükte-perdâz» şeklinde anan çağdaşları da vardır ve onun yeni bir çığır açtığını söyleyenler târih önünde haklı çıkmışlardır. Dîvânında farsça, arapça şiirleri de vardır. Nedim'in hayalleri ince, zarif ve zengindir. Tamamen kendine has kişisel, orijinal bir edası, söyleyiş tarzı vardır. Yeni buluşlarla şiirlerini süslemeyi başarımış yapmacıklı, soğuk ifâdelerden kaçınmıştır. ŞARKI Sevdiğim cânımyolunda hâke yek-sân olduğum İddir çık nâz ile seyrana kurbân olduğum Ey benîm 'aşkında bülbül gibi nalân olduğum İddir çık nâz île seyrâna kurbân olduğum Cümle yârân sana uşşaak olduğun bilmez misin Cümlenin takatlerin taak olduğun bilmez misin Şimdi 'âlem sana müştaak olduğun bilmez misin İddir çık nâz ile seyrana kurbân olduğum Gâhî Feyz-âbâd'a doğru 'azm edîb eyle safa Âsaf-âbâd'a gelüb gâhi salın ey meh-lika Gel hele sahn-ı Sa'd-âbâd'a hiç olmaz behâ İddir çık nâz ile seyrana kurbân olduğum Benzer Sayfalar: Nazım Şekilleri Divan Şiiri Divan Şairleri Edebi Sanatlar Aruz Vezni Divan Edebiyatı
|