|
HASANKALE'DE (Pasinler'de) doğmuştur. Asıl adı Ömer'dir. Doğum tarihi belli değildir. Genel olarak 1532 de doğduğu kabul edilirse de, daha önce doğmuş olması kuvvetle muhtemeldir. Babasının, bölgenin eşrafından ya da beylerinden olduğu, şiirle de uğraştığı ve Kırım Hanı'nın nedimleri arasına girdiği de söylenen Nef î, kuvvetli bir medrese kültürü almış, arapçayı, farsçayı mükemmelen öğrenmiştir. Nef î mahlasını kendisine şâir ve tarihçi Müverrih Âli vermiştir. Nef î'nin daha önce «Darrî», «Zarrî» mahlasını kullandığı biliniyor. Sultan Ahmet I. zamanında İstanbul'a geldiği sanılan Nef î, otuz yıl kadar burada yaşamış ve dört pâdişâhın saltanat devrini görmüştür. Bu pâdişâhlar; Ahmed I., Mustafa I., Osman II., Murad IV. olup, Nef î, en çok, Bahtî» mahlası ile şiir yazan Ahmed I. ve Murâdî mahlasını kullanan Murad IV. tarafından takdir edilmiştir. Kâtipler sınıfından olan Nefî muhtelif devlet memurluklarında bulunmuş, bazan hicivleri yüzünden azledilmiş ve nihayet yazdığı bir Hicviye bahane edilerek H. 1044/M. 1635 yılında boğdurularak öldürülmüştür. Ölümüne sebeb olan hicviyyeyi Bayram Paşa için yazdığı söylenirse de, aslında Pâdişâh Murad IV. için yazdığı hicviyye dolayısiyle boğdurulması ve bahane olarak Bayram Paşa için yazdığının ileri sürülmüş bulunması ihtimali kuvvetlidir. Nef'î sadece yaşadığı devrin değil, Türk Edebiyatının en büyük Kaside şâiri sayılmıştır. Övgü ve yergilerindeki edası, hoşa giden ustaca mübalâğaları, sanat kudreti bu yargının yerleşmesine yol açmıştır. Gazelini de, sayıca az olmasına rağmen, şâirin kudretine lâyık gazellerdir. Nef'înin kasidelerini övenler onun usta bir gazel şâiri olduğunu belirtmeyi ihmâl etmişlerdir.
Usta ve kudretli bir şâir olan Nef'î, dile ve nazım tekniğine hâkimdir. Kasideleri, edası, erkekçe sesi, ahengi ve ihtişamiyle dikkati çeker. Hayâl kudreti, ilhamı zengindir. Mübalâğa hem övgülerine, hem de yergilerine hâkimdir. At tasvirlerinde eşsizdir. Kasidenin Giriş Bölümü nde pek başarılıdır. Nef'î, saltanatları devrinde yaşadığı dört pâdişâhtan en çok Murad IV. için medhiyeler yazmış, zayıf akıllı bir pâdişâh olan Mustafa I. için hiçbir şey yazmamıştır. Bu da onun mert karakterli bir şâir olduğunu, her önüne geleni övmediğini gösterir. Mağrur edası özellikle «fahriyye»'lerinde göze çarpar. Överken olduğu gibi yererken de aşırılığa kaçtığı için hicivlerinin çoğu yüz kızartıcı hakaretler, küfürler yığını halindedir. Ancak bu durum Nef'î'nin zarif ve esprili ifadelerden mahrum olmasından değil, edebiyatımızdaki hiciv anlayışından ileri gelir. Çünkü Nef'î'nin ince nükteli şiirleri de elimizdedir ve küfürlerinde bile ekseri-incelik bulmak mümkündür. Türkçe Divanında en geniş yeri kasideleri tutar. Gazellerinden başka on beş adet Rubaisi de vardır. Hicivleri Sihâm-ı Kaza» (Kaza Okları) adlı kitabındadır. Ayrıca, 210 şiirden ibaret Farsça Dîvânı da vardır. Nef'î, İran şâirlerinden Örfî'yi beğenmiş ise de onun bir taklitçisi olmamış, ayrıca Farsça Dîvânında «Hikmet, irfan ve tasavvufa» daha fazla yer vermiş, benliğinin bu yüzüyle karşımıza çıkmıştır. Nef'î, Dîvân Edebiyatında kendine özgü bir vadi açmış, kendinden önce ve sonra gelen şâirler arasında seçkin bir yer işgal etmiş, en büyük, en değerli şâirlerimizden biridir. GAZEL Derdim nice bir sinede pinhân iderim ben Bir âh ile bu âlemi vîrân iderim ben Âh ile komam dilleri zülfünde huzura Cem'iyyet-i ağyarı perîşân iderim ben Cem'iyyet-i ağyarı ger itmezse perîşân Çarh-i feleği aksine gerdan iderim ben Yâr olmayıcak zehr-i sitemidr bana bade Bilmem nice def'-i gam-ı hicran iderim ben Güya ki olur dîdelerim ma'den-i yakut Her gâh ki yâd-ı leb-i cânân iderim ben Bu hâl ile avarelik el virse bana ger Baştan başa dünyâyı gül-istân iderim ben Nef'î gibi yârana dimem dahi nazire Yâ bu gazeli zîver-i dîvân iderim ben Benzer Sayfalar: Nazım Şekilleri Divan Şiiri Divan Şairleri Edebi Sanatlar Aruz Vezni Divan Edebiyatı
|