|
Akka'da doğmuş, İstanbul'a getirilerek enderunda yetiştirilmiştir. Asıl adı "Hüseyin'dir. Saray okulu olan enderunda çok iyi bir öğrenim görerek yetişen Fazıl, zevk ve eğlenceye aşırı düşkünlüğü, çapkınlığı yüzünden bir süre sonra saraydan çıkarılmıştır. Bundan sonra kendini kapıp koyuveren şair, 12 yıl kadar derbeder bir hayat yaşamış; sonunda bu durumunu anlatan Kasideleriyle dönemin padişahı III. Selimin dikkatini çekmeyi başarmış ve kendisine Rodos'taki vakıfların idaresiyle ilgili bir görev verilmiştir. Ardından görevli olarak Halep ve Erzurum'da bulunmuştur. Şiirlerinde hemen daima kendi hayatını anlatan şair, Erzurum ve çevresinde başından geçenleri iki kasidesinde dile getirmiştir. Ömrünün daha sonraki günlerini de sıkıntılı ve maceralı geçiren Fazıl, 1810 yılında İstanbul'da ölmüştür. Bu düzensiz, sıkıntılı ve maceralı hayatına rağmen Fazıl, Divan şiirinin bol eser veren şairlerindendir. Oldukça hacimli 2 divanının yanında edebiyatımızda asıl iz bırakan eserleri Mesnevileridir. Bu mesnevilerinden biri olan Defter-i Aşk Divanla birlikte 1842'de Mısır'da basılmıştır. Divanda sayıları oldukça fazla olan kasidelerden baş'ka, muhtelif nazım şekilleriyle yazılmış manzumeler yer almaktadır. Bunlar arasında Şarkılar ve Kıtalar sayıca önemli yer tutar. Mesnevilerine gelince bunlar: Defter-i Aşk, Huban-name, Zenan-name ve Çengi-name'dir. Defter-i Aşk şairin aşk maceralarını anlatır. Bu eserinde yer alan çingene düğünü tasviri ayrıntılı olup Fazıl'ın edebi yönünü tanıtan önemli örneklerden biridir Huban-name'de ise çeşitli milletlerin erkek güzelleri o dönem anlayışı içinde tasvir edilir. Zenan-name çeşitli milletlerin kadın güzellerinin tanıtıldığı bir eserdir. Söz konusu mesneviler dönemin toplum yapısıyla ilgili bilgilere yer vermeleri bakımından dikkate şayandır. Zenan-name 1883'te yayımlandıysa da müstehcen bulunarak toplatılmış, ancak daha sonra Fransızcaya çevrilerek 1890 tarihinde tekrar yayımlanmıştır. Dönemin İstanbul'unun köçeklerinin anlatıldığı Çengi-name, Fazıl'ın başka bir mesnevisidir. Eser, edebi yönden fazla başarılı olmamakla birlikte, devrin örf ve adetlerine dair bilgiler vermesi bakımından önemlidir. Mesneviler hepsi bir arada İstanbul'da 1870'te basılmıştır. Bu baskının sonunda Sünbülzade Vehbi'nin Şevk-engiz'i de bulunmaktadır. Yukarıda da belirtildiği gibi Enderunlu Fazil'ın edebi kişiliğinin önemli yanlarından biri, hemen bütün eserlerinde çevrede gördüklerini ve yaşadıklarım anlatmış olmasıdır. 18. yüzyılda Nabi, Nedim ve Şeyh Galip etkisi altında kalan ancak, onlar gibi varlık gösteremeyen şairlerin bazıları yaşanılan hayata ve topluma yönelik edebi geleneği izleme yoluna gitmişlerdir. Fakat bunlar, özellikle Nedim ve Sabit gibi ustalarla başarılı bir biçimde hayata ve çevreye yönelen edebi geleneği bozarak, dili sade, anlaşılır ancak, sıradan ve laubali şiir örnekleri vermişlerdir. Fazıl bunlardan biridir. Onun, Divan şiiri teknik ve estetiğine bağlı kalarak şiirde mahallileşme yolunu izlediği hemen bütün şiirlerinde açıkça görülür. Ancak, gerek anlatım, gerekse muhteva bakımından söz konusu bu şiirlerinde zevk düşkünlüğünü yansıtan laubalilik ve basitlik göze çarpar. Kısacası o, mahallileşme akımının başansız bir izleyicisidir, Fazıl'dan sonra kısa bir süre daha devam eden bu zevk düşkünlüğü klasisizme dönüş şeklinde bir tepki hareketi doğurarak sona erer. Fazil'ın edebi bakımdan en olgun eserinin Divan'ı olduğu söylenebilir. Benzer Sayfalar: Nazım Şekilleri Divan Şiiri Divan Şairleri Edebi Sanatlar Aruz Vezni Divan Edebiyatı
|