|
HÜSN-İ TA'LÎL Anlatıma incelik, hoşluk katmak amacıyla bir gerçek olayın oluşunu, aslından daha değişik hayalî ve şâirce, kesin bir sebebe dayandırılması san'atıdır: Sünbülünden sanemâ şemme-i bûy almağ içün Misk sevdaya düşüb külbe-i 'attâra gider Ahmet Paşa Ey put kadar güzel sevgili, Misk sünbül gibi saçlarını koklamak sevdasına düştüğü içün 'attâr dükkânına gider. San'atçı beyitte, 'misk' denilen güzel kokulu maddenin, sevgilinin saçını bir defa koklamak sevdasına düştüğü için «attâr» dükkânına gittiği gibi güzel ve kesin bir sebep ileri sürerek Hüsn-i Ta'lîl san'atı yapmıştır. Bu noktada 'misk'in 'attâr dükkânı'nda satıldığını hatırdan uzak tutmamak gerekir. Eğer, Hüsn-i Ta'lîl'de gösterilen sebep, kesin bir hükme değil de bir zanna veya tahmine dayandırılmışsâ o zaman 'Şibh-i Hüsn-i Ta'lil' yapılmış olur: Nedir bilmem Ziya bu şive-i i'câz nazmında Meğer Rûhü'l-Kudüs endîşene imdada gelmiştir Ziya Paşa Ziya, nazmında herkesi âciz bırakan bu söyleyişin nedir? Yoksa Cebrâ'il mi düşüncelerine yardıma gelmiştir. Beyitinde gösterilen sebep 'Meğer' kelimesiyle 'herhalde, yoksa, galiba' gibi anlamlarla zanna dayandırdmıştır, kesin değildir. Şibh-i Hüsn-i Ta'lîl'e, "Yarım Hüsn-i Talil" de denmektedir. Genel olarak 'Hüsn-i Ta'lîl'e, 'Hüsn-i Tevcih' de denir.
|