|
SECİ Nesir içinde, cümle, cümlecik veya tamlamaların sonlarında bulunan kelimeler arasında, iç kâfiye oluşturma san'atıdır. Seci'de esas revî uygunluğunu sağlamaktır.Seci'lerin, bulundukları yerler bakımından başlıca üç türü vardır: 1. Seci'-i Mukayyed, Seci'-i Rabtî: Cümlenin sonundaki seci'lerin uygun bir kelime aracılığıyla birbirine bağlanmasıdır: «Cenâb-ı Hak, Kânî'ye kendini bilmezlere kendini bildirecek mertebede zeban ü 'irfan, râyegân ü ihsan kılmıştır.» Kani (Allah Hazretleri Kânî'ye, kendini bilmezlere kendini bildirecek düzeyde dil, bilim ve çok bağış vermiştir.) Bu cümlede, «zeban ü 'irfan: dil ve bilim», «râyegân ü ihsan: çok bağış» secileri, uygun bir kelime olan «kılmıştır» ile bağlanmıştır. 2. Seci'-i Mutlak: Cümle içindeki seci'lerin herhangi bir kelime ile birbirine bağlı olmamasıdır: «Müdâm bî-fâ'ide cidal edesin ve nâ-mübârek yüzler görüb nâ-mülâyim sözler işidesin.» Fuzuli (Boşuna, faydasız mücadele edip, uğursuz yüzler görüp, sert, kötü sözler işitirsin.) Burada, 'yüzler' ve 'sözler' seci'leri, herhangi tek bir kelime ile bağlanmaksızın verilmişlerdir. 3. Seci'-i Mefrük: Nesirde yapılan redifli kafiyelerdir, yani seci'lerin redifli olarak söylenmesidir: «'Işkdur gönü gülsen iden; 'ışkdur içi vü taşı rûşen iden. » SİNAN PAŞA. (Gönlü gülbahçesine çeviren, içi ve dışı aydınlatan 'aşktır.) Bu cümlede yapılan seci'lerde, redif olarak 'iden' kelimesi kullanılmıştır.
|