|
TA'RİZ Ustalıkla, bir tarafı gösterip diğer tarafı kastederek, incelik ve saygınlıkla i'tirâzda bulunma, dokundurma, gizli bir istihza' yapma san'atıdır: Vermedi ablukada şân-ı donanmaya halel İngiliz devletine olsa sezadır amiral ZİYA PAŞA. (Ablukada donanmanın sânını bozmadı; ingiliz devletine amiral olsa lâyıktır.) Bu beyitte şâir, 'Alî Paşa'nın 'Girit Yenilgisi'ni aşığılamak amacıyla, onun donanmayı mağlûbiyete götürdüğünü, amirallik yeteneğinden yoksun olduğunu incelikle vurgulayarak Ta'rîz san'atı yapıyor. Ta'rîz, dokunaklı, açık bir hakaret ve gülünç düşürme biçiminde olursa İstihza' san'atı yapılmış olur: Edebiyyâtı tutup boğdu gürûh-ı kudemâ Okuyun siz de onun canına ey genç üdebâ TÂHİR OLGUN. (Eski edipler, edebiyatı tutup boğdu; ey genç edipler siz de onun canına okuyun.) Beyitte, eskiler edebiyatı boğdu; gençler, siz de öldürün denmek suretiyle istihza' yapılmıştır. Ta'rîz'in, acı ve ağır istihzâ'yı taşıyan biçimine Tehekküm adı verilir: Eski eş'ârda dür-bîn ile ma'nâ görülür Yeni eş'ârda ma'nâ gibi külfet yoktur EŞREF. (Eski şiirlerde anlam dürbünle görülür; yeni şiirlerde anlam gibi sıkıntı yoktur.) Şâir, eski şiirde anlamın çok zor sezildiğini, yeni şiirde ise külfet olarak görüldüğü için anlama yer verilmediğini söyleyerek Tehekküm san'atı yapmıştır.
|