|
Divan Edebiyatı -
Edebi Sanatlar
|
|
TECÂHÜL-İ 'ARİF Tecâhül-i Arifane bir nükte yapmak amacıyla, çok iyi bilinen bir şey karşısında bilmez gibi davranma, bilmezlikten gelme sanatıdır: Nedîm-i zarı bir âfet esîr etmiş işitmiştim Sen ol cellâd-ı dîn ol düşmen-i îmân mısın kâfir Nedim (işitmiştim, inleyen Nedim'i bir âfet esîr etmiş; (yoksa) o dîn cellâdı, o îmân düşmanı sen kâfir misin?) Şâir, çok iyi bildiği kendi mahlasını bilmezlikten gelerek. 'Nedim'i bir âfetin esîr ettiğini söyleyip Tecâhül-i 'Arif san'atı yapmıştır. Tanımlarken de belirtildiği gibi Tecâhül-i 'Arifte bir nüktenin kastedilmesi, bir maksada dayanması şarttır. Bu nükteyi eskiler, dört grupta toparlar: "Tenşît: neş'elendirmek", "Tevbîh: tekdir et-", "Tahayyür: şaş-". "Tedellüh: 'aşkın şiddetinden şaşkın ol-" ve bir de "Medh ve zemmde mübalâğa yap-".
|