|
Sophokles'in yaşamı, Atina'nın büyüklüğü ve gerileyişi çağına denk düşer. Atina İmparatorluğu'nun doruk noktasına erişmesine ve Perikles'in kurduğu demokrasiye tanıklık eder. Sophokles'in babası Sophillos, zengin bir silah yapımcısı ve toprak sahibiydi. Müzik ve jimnastik uğraşlarından birisi arasında karar veremeyen Sophokles, Salamis'ten sonra, Atina zaferini kutlayan genç erkekler korosunun başında dikkati çekti. Özel yaşamında mutluydu ve karısı Nikostrate' den İophon adında bir oğlu (trajediler yazmıştır) ve cariyesinden de Ariston adında bir başka oğlu oldu. Ariston' un oğlu Küçük Sophokles de trajediler yazdı. Sophokles, sitenin (devlet) siyasal yaşamında önemli roller oynadı. Müttefiklerinin Atina'ya verdikleri vergileri toplamakla görevlendirildi (443) ve bu vergilerin yeniden belirlenmesi görüşmelerine katıldı. 442'de general oldu ve Perikles'le birlikte Sisam seferinde bulundu. Daha sonra Nikias'ın yanında aynı görevi aldı ve 441'de, Atina'nın kurtuluşunu sağlamakla görevli on probuloi'den biriydi. YENİ BİR DRAM SANATI Ama Sophokles'in asıl etkinliği trajediler yazmaktı. Bunların sayısı, yüzü aşar. Ama günümüze, tam olarak, yedisi kalmıştır: Aias, Elektra, Kral Oidipus (Oidipus Tyrannos); Oidipus Kolonos'ta (Oidipus Epi Kolono); Antigone; Trakhis Kadınları (Trakhiniai); Philoktetes. Aiskhylos, Sophokles'ten hemen önce, insan ile tanrıların bağıntılarının dile getirilişi olarak anlaşılan trajediyi yaratmıştı. Sophokles'e, bu yeni türü yumuşatma, hafifletme, yetkinleştirme işi kalıyordu. Aiskhylos, tanrıların sonsuz gücüne boyun eğen ve sözgelimi Agamemnon ile Prometheus'un örneğini verdikleri gururun cezalandırılması sonucundan kurtulamayan insan alınyazısının ozanıydı. Diyaloga önem vermemişti. Çünkü onun kahramanları, kişiliklerinde dile getirdikleri dinsel ve ahlaksal büyük sorunların sözcülüğünü yapıyorlardı yalnızca. Sophokles ise, tiyatroyu, kaskatı savların karşılaşma alanı olmaktan kurtardı. Bunu da, artık "çok daha canlı bir olaylar çerçevesi içinde karşılıklı akılyürütmeler" olarak ele alınan diyalogların ve yanıtların genişlemesini sağlayan bir üçüncü oyuncuyu işin içine sokarak gerçekleştirdi. Kahramanlarının kişiliklerini de daha iyi ve ayrıntılı olarak işledi. Tanrıların, insan alınyazısı üstündeki sonsuz gücü gene söz konusuydu, ama insanların adaleti ve sorumluluğu da söz konusuydu. Böylece trajedi, belli bir ölçüye kadar yazgısını belirleyebilen ve kör kaderin oyuncağı olmaktan kurtulabilen insanı ön plana çıkardı. Sophokles'in oyunlarındaki kusursuz trajik kuruluş, kişilerin güçlü iradesine dayanıyordu. Uzun yaşamında Atina'nın gerileyişini görmeden önce gücünün doruk noktasına ulaştığı çağı yaşamış olan Sophokles, Antigone'de, tanrılara karşı insan bilincini yüceltirken, ahlaksal düşüncelerini de derinleştirir ve Aiskhylos'untersine bir ruhbilimci olarak ortaya çıkar. DİRENEN KAHRAMAN Sophokles, bir bakıma, trajik kahramanı yaratmıştır. Günümüze kalan yedi trajedisinden yalnız biri (430 ile 410 arasmda yazılmıştır), koronun bileşimi göz önüne alınarak geleneksel biçimde adlandırılmıştır: Trakhis Kadınları. Geri kalanların hepsi, dramatik eylemi yönetmeseler de yönlendirip geliştiren kadın ve erkek kahramanların adlarını taşır. Böylece, tamı tamına insan olmadığı (hepsinde insanüstü nitelikler vardır) gibi, tamı tamına Tanrı da olmayan (hepsi, tanrısal iradeye boyun eğer) trajik kahraman tipi ortaya çıkar. Ama Tanrı ile insan arasında yer alan, arınmış ve yolundan dönmez bir kişiliği olan trajik kahraman, yazgıyı reddeder ve eğer boyun eğerse, ölmeyi yeğler. İyi bir yurttaş olan Sophokles, baş kaldıranları, boyun eğmeyenleri sevmektedir. Haklı baş kaldırma konusu, Sophokles'in yapıtlarının özünü oluşturur. Oidipus'un kızı olan ve erkek kardeşi Polyneikes'in gömülmesini yasaklayan Kreon'un bu buyruğuna karşı çıkan Antigone'nin davranışı buna bir örnektir. Antigone, kardeşine bir mezar hazırlamaya karar verir ve kendisini canlı olarak duvara gömülmeye mahkûm eden Kreon'un öfkesinden korkmaz. Çünkü, Antigone'nin vicdanının yasasından daha yüce. bir yasa yoktur. Sophokles'in bütün öteki kahramanları da aynı inatçı direnci gösterirler; her şeyden daha önemli olan bir mutlağa tüm cesaretlerini göstererek yönelirler. Elektra, Herakles ve Thebai' nin başına gelenlerin sorumlularını inatla arayan, sonunda da biricik sorumlunun kendisi olduğunu ortaya çıkaran ve cezasını yüklenen Oidipus, bunun örnekleridir. Bütün bu olağanüstü kahramanlar, yazgıyla damgalanmışlardır ve birbirlerine benzerler. Hepsinde aynı cesaret vardır ve hepsi de, tanrıların iradesiyle yok olmadan önce, umutsuzca savaşmaya girişirler.
|