Felsefe

Fotoğraf

Yunanca PDF Yazdır e-Posta
Dünya Edebiyatları - Yunan Edebiyatı

Hint-Avrupa kökenli dil. Yunanca 3 500 yılı aşkın bir süredir. Yunan dünyasında yaşayan halklar tarafından konuşulmaktadır. Bu dil en geniş coğrafi sınırlarına Büyük İsken­der'in ölümünden birkaç yıl sonra, onun artçıları ve Ptolemaioslar zama­nında kavuştu; çünkü söz konusu dö­nemde, uluslararası ilişkilerde, edebi­yatta, bilimde ve sanatta kullanılan ayrıcalıklı bir dil oluşturuyordu; bu özelliğiyle önce Helen, ardından da Hıristiyan kültürünün yayılmasında bir araç oluşturdu.

  

ATTİKE'NİN AĞIRLIK KAZANMASI

  

Yunanca olarak kaleme alınmış ilk metinlere, İ.Ö. II. binyıldan kalma "çizgisel B" yazısıyla gerçekleştiril­miş tabletlerde rastlanmıştır; bu tab­letler, Mykenai uygarlıklarının baş­kentleri olan Knossos ve Pylos'da ya­pılan kazılar sırasında 1953'te gün ışı­ğına çıkarılmıştır. Bu döneme ait çiz­gisel B'de, henüz yan yana ünsüzler­den oluşan sesbirim öbekleri görül­mez ama söz konusu yazı dizgesinde Japoncada olduğu gibi ünlülerle ün­süzler zorunlu olarak almaşık biçim­de birbirlerini izler. Homeros destanından oluşan ilk ede­biyat metinleri, İ.Ö. VIII. yy'dan kal­madır, ama bunlar yüzyıllık bir sözlü geleneğin mirasçılarıdır ve kuşkusuz o zamanın konuşma dilinden çok ayrı bir dilde yazılmışlardır. Tarihinin başlangıcında, İ.Ö. 1800'e doğru yu­nanca, Yunanistan'ın jeopolitik duru­munun bir aynasıdır. Gerçekten de söz konusu dil, üç öbekte toplanan çok sayıda lehçeye ayrılmıştır: İon, Aiolis ve Dor lehçe öbekleri. İ.Ö. VI. ve V. yüzyıllarda, Atinalılar yerel ağızlar­la karışık, özenli bir lehçe konuşuyor­lardı: Bu durum ele geçen klasik me­tinlerden anlaşılmaktadır. Günümüz­de bilinen klasik edebiyat metinlerinde aynı dile raslanır. Öbür lehçeler­den, geriye duvar ya da mezar yazıt­larından başka bir şey kalmamıştır; edebiyat örneklerine az raslanır: Ai­olis dilinde Sappho'nun şiirleri; Dor ve Attike dillerini kaynaştıran Herodotos'un yazıları. İ.Ö. son ve İ.S. ilk yüzyıllarda, Attike dilinin kaba saba bir değişkesi olan İskenderiye dili, uluslararası yaygınlığından ötürü Helenizmin dili olup çıktı ve giderek Es­ki Ahid'in bir yunanca çevirisi olan ve "Yetmişler" olarak adlandırılan Kut­sal Yazılar'ın dili haline geldi. Daha sonra Helen dünyasının değişik toplu­lukları tarafından kullanılarak bir dizi lehçeye ayrıldı; bunların ilk örnekle­ri de X. ve XII. yüzyıllarda Bizans İmparatorluğu'nda görüldü. Yunan halkının tarihsel yazgısını iz­leyen yunanca, yüzyıllar boyunca çe­şitli yabancı katkılarla (özellikle sözcük dağarcığı bakımından) zenginleş­ti: Roma ve Bizans işgallerinden kal­ma latince sözcüklere İslav, İtalyan ve Arnavut katkıları eklendi; öte yan­dan yüzyıllarca süren Türk egemen­liği de yunancaya birçok sözcük ka­zandırdı. Venedikliler Yunanistan'ın bazı bölgelerini işgal altına aldıklarındaysa, özel lehçeler türedi ve bunlar ülkenin geri kalan kesimlerinin dilsel evriminden bağımsız olarak geliştiler. Yunan dilinin tarihinde Attikecilik ol­gusunun önemli yeri vardır. İskende­riyeli edebiyatçılar Attike lehçesinin en iyi yunanca sayıldığını düşünerek bu lehçeyi taklit ettiler ve belli kural­lara bağladılar. Zamanla konuşma di­li ile Attike dili arasındaki ayrılıklar derinleşti. Konuşma dili evrim geçir­di, buna karşılık katı kurallara bağ­lanmış olan Attike dili, olduğu gibi kal­dı. Çok geçmeden, edebiyat ürünleri klasik Yunan kültürü almış bulunan­ların bir ayrıcalığı haline geldi. XII. yy'da yazı dilini yenileme yolundaki bir girişimden sonra, aydınlar geçmiş­teki değerlere yöneldiler. XIX. yy. bo­yunca, "dil sorunu" bu konuyla uğra­şanların ikiye ayrılmasına yol açtı: Yazılı aydın dilini (katharevusa) savu­nanlar ve halk dilinden (demotikos) yana çıkanlar. Yazılı aydın dilini zor­la benimsetmek isteyenler sonunda halk yunancasının kültür değerini be­lirtmeyi başaran düşünce ve sanat akımı karşısında savlarından vazgeç­mek zorunda kaldılar. Günümüzde modern edebiyat ürünlerinin hemen hemen tümü halk dilinde yazılmakta­dır.

 Yunan basınının benimsediği arı dil­le halk dili arasındaki uzlaşmalıdilse, bilimsel yazılarda, okullarda ve üni­versitelerde kullanılma yolundadır. Yunanca,evrimi sırasında söyleyiş ve biçimbilimsel yapı bakımından önemli değişikliklere uğramamıştır: Günü­müzde Yunanlıların, Ksenophon'un dilini anlamaları için birkaç ders al­maları yeterlidir. Attike sözcüklerinin büyük bölümü modern yunancada varlığını sürdürmektedir.Ad ve eylem çekimleri yalınlaşmıştır, ama latincenin Latin dillerine geçerken uğradığı değişikliklerin yanında yunancanın geçirdiği değişikliklerin sayısı pek az dır. Bu arada, Kilise'nin kutsal metin­ler aracılığıyla dilin sürdürülmesi ve korunması acısından rolü önemlidir.
 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle