|
|
|
Dünya Edebiyatları -
Yunan Edebiyatı
|
|
Eski Yunan edebiyatından, günümüze çok az örnek ulaşabilmiştir. Eski Yunan'daki en önemli edebiyat türleri zaman içinde şöyle sıralanabilir: İ.Ö. 800-İ.Ö. 700 arasında gelişen destan; Arkaik dönemde bunun yerini alan lirik şiir (İ.Ö. 700-İ.Ö. 500); İ.Ö. V. yy'da doğan dram ve tarih; İ.Ö. IV. yy'da ortaya çıkan retorik. İ.Ö. XIV. yy'dan İ.Ö. XI. yy'a kadar oluşan büyük mitler, İ.Ö. XI. yy'dan İ.Ö. VIII. yy'a kadar kesin yapılarını kazandılar; bunlar büyük askeri seferler (Truva, Argonautlar), bazı aileler (Atreidai), ya da yarı-tanrısal kişilikleri olan bazı kahramanlar (Herakles, Theseus, Odysseus, Akhilleus) üstünde odaklaşmışlardır. İ.Ö. 800 yıllarına doğru Homeros'un destanları mitlerle dolu bir kahramanlık geçmişine özlem (İlyada) ile yeni keşfedilen ya da keşfedilecek olan bir dünyanın çekiciliğini (Odysseia) birleştiren, tedirgin bir geçiş dönemini yansıtıyordu. İlk lirik şiirler (İ.Ö. VII. yy.) gündelik yaşantılarını, insanı tedirgin eden bir duyarlık ve bir içtenlikle anlatan Sappho ve Alkaios tarafından yazıldı. Altın çağını İ.Ö. VIII. yy'da Hesiodos ile yaşayan didaktik şiir, İ.Ö. VI. yy'ın sonlarına doğru yeniden doğdu. Arkaik dönem felsefecileri, büyük İonialı düşünürlerin (Thales, Anaksimandros, vb.) geleneksel çizgisinde yer aldılar. Gizemcilikten vazgeçerek Asya'daki düşünce akımlarının dolaylı etkisiyle kozmogoni sorununu daha akılcı bir yaklaşımla çözmeye çalıştılar. Aralarından Ksenophanes, Homeros'un tanrılarının insan biçimliliklerini eleştirdi. Aynı dönemde, Efesli Herakleitos çelişki gücünün, yaratıcılığın hareket noktası olduğunu anlattı. İ.Ö. V. yy'ın ilk yarısında, Parmenides duyuların algılayamadığı bir gerçeği varsaydı; ona göre bölünmez ve yok edilmez olan bu gerçek, yaşam sorunlarının ve karmaşıklığının gerisinde gizlidir. Oaha metafizik düzeylere dönen Empedokles ruhgöçüne inandı. Her ikisi de Eflatun düşüncesinin habercisi oldular. Buna karşılık, V. yy'ın ikinci yansında ahlak düşüncesi ağır bastı. Sofistler (Protagoras, Gorgias, vb.) dikkatlerini siyasal bir bütünün bir parçası olarak insan üstünde topladılar. İnandırma (ikna etme) sanatını, yani retoriği öğrettiler. Bu arada şiir türü Pindaros (İ.Ö. 518-İ.Ö. 438) ile doruk noktasına ulaştı. Bu şiir ve Dionysos kültüne bağlı gösteriler giderek dram sanatını doğurdu. Söz konusu sanatta üç tür ayırt edilir: Trajedi; yergi; komedi. İ.Ö. V. yy. boyunca, roller bir topluluk (koro) ile bir birey (aktör) arasında paylaşıldı. Başlangıçta lirik nitelik taşıyan tiyatro zamanla düşünce ve bilgi ileten bir araç durumuna geldi; bu değişikliği yapan, sahneye ikinci bir aktör çıkaran Aiskhylos oldu. Bu yazarın, yapıtlarında, kişilerine tanrılarla yan yana yer verdiği görüldü. Sophokles çıraklığının ve sanatsal gelişiminin ideal ortamını sitede buldu. Aiskhylos'un ardından o da sahneye üçüncü bir aktör çıkardı, böylece çatışmaları sahnede doğrudan doğruya sergileme olanağını buldu. Kendi doğasını arayan, başka insanlarla, yasalarla, tanrılarla ilişki içinde bulunan ve kendisini tanıma yolunda yalnız kalarak yitip giden insan, bu dramın odak noktasını oluşturdu. Euripides, sofistlerin şaşmaz denetiminden geçen kuşağa bağlandı. Yerleşik değerleri tartışarak insan ruhunu kaygıyla araştırdı, mitleri dönüştürdü; trajedi kahramanı tanrısal özelliklerinden sıyrıldı, yurttaşlarla aynı düzeye indi ve bir yurttaşın tüm bunalımlarını üstlendi. Dionysos şenliklerinden doğan komedi de trajediye paralel olarak, ama daha ağır bir evrim geçirdi. Önce Kratinos (İ.Ö.484-İ.Ö.419) ile ortaya çıktı, gerçekçi ve yergili yapıtlar yazan Aristophanes (İ,Ö.445-İ.Ö.386'ya doğru) ile de son biçimini aldı; Aristophanes'in yapıtlarında, herkesçe tanınan bazı kişiler küçük düşürülmüştü, komedi kahramanları da bürokrasiden ve savaşlardan bezmiş sade Atina yurttaşlarından oluşuyordu. V. yy'ın ikinci yarısında kafiyeli olmayan ilk eksiksiz metin ortaya çıktı; Halikarnasos'ta doğmuş olan Herodotos, İonia okulunun yüzyıllık çabalarını somutlaştırarak gündelik gerçeği düzyazıya aktardı. Kendi kendisine "tarihin babası" adını takan Herodotos, dikkatini insan ve insanın eylemleri üstünde yoğunlaştırdı, insanın evriminin nedenlerini ve araçlarını araştırdı, "tarih" çözümlemesinde raslantılara büyük önem vermekten elden geldiğince kaçınmaya çahştı. Herodotos ile Thukydides'i ayıran, aslında yıllar değil, eğitim ve zihinsel amaçlardı. Sofistleri izleyen Thukydides, kuşkuyu gerçeğe ulaştıran araç olarak benimsedi. Peloponnesos savaşının büyük bölümünü betimleyen yapıtı, tarihin bir bilim dah olarak ortaya çıktığı ilk metindir; çünkü Thukydides yöntemi! çalışmış.kaynaklarına sürekli bir denetim uygulamış ve tarih mekanizmasını keşfetmek ve kuramsallaştırmak için olayların ötesine geçmiştir. Ksenophon (İ.Ö.430'a doğru-İ.Ö.355'e doğru) parlak bir üslupla en çok kendi deneyimlerini betimledi; yaşanmış olayları anlattığı ölçüde de etkileyici oldu (Anabasis [ya da Gabinlerin Dönüşü]). Ksenophon'un yöntembilim ve Sokrates'le ilgili çalışmaları (Tosymposion [Şölen]) sınırlı kaldı. Sokrates'in ünlü öğrencisi Eflatun (İ.Ö.428-İ.Ö.348 ya da 347) büyük ustasının araştırmalarını yeni baştan ele alarak şiir yeteneğini felsefenin hizmetine sundu. Diyalogu, sofistler bir retorik oyunu, Sokrrtes ise bir araştırma yöntemi olarak kullandılar. Eflatun ile birlikte, bu anlatım biçimi bir büyük düşünürün tedirginliklerle dolu yolunu çizmedeki tek araç haline geldi. Gerçeğin deneyiminden, bilinmeyen bir dünyanın kavranmasına (Phaidros), kurumların yozlaşmasından bir ideal devletin (Devlet) tasarlanmasına kadar çeşitli alanlarda Eflatun yapıtlarıyla felsefi düşünceye yeni ufuklar açtı, uyguladığı yöntemle kuramsal sorunların aşılmasını sağladı. Aristoteles ise, hocasının madde-ruh ikiliğini değişmez kılan idealizmine karşı savaştı. Felsefenin yanı sıra, retorik de yurttaşların eğitimine katkıda bulundu. İsokrates (İ.Ö.436-İ.Ö.338) sade ve soğuk bir dille Eflatun'un mutlak bilgi idealiyle bireyin yurttaşlık görevlerine hazırlanması ve ulusal kimlik idealinin yeniden kazanılmasının gereklerini karşıtlaştırdı. Rakibi Demostheneş, retoriği en üst düzeyine yükseltti. Ateşli söylevleriyle, artık oluşumunu tamamlamış bir site için mücadele veren siyaset adamını ortaya koydu.
|
|
|