Nesir alanında savaş sonrası Alman Edebiyatı'nın klasikleri arasında yer alacak kalitede bir yazardır. 1917'de Köln'de doğmuştur. Romanlarının çoğunda konu Köln'de geçer; ama bu durum onu bir bölge yazarlığı düzeyine düşürmemiştir. O, mahallilik unsurlarından yararlandığı halde evrensel olmayı başarmıştır. Irkçılığa karşı direniş, eleştiri ruhu, özeleştiri eğilimi, özgürlük aşkı onun karakterinin ayrılmaz parçalarıdır.
Çocukluğunu Birinci Dünya Savaşı'nı izleyen yokluk devrinde; gençliği ise 2. Dünya Savaşı'nda geçmiştir. Nasyonal-sosyalizme ve militarizme düşmanlık yazarın gençlik devresinin en büyük belirtileridir.
Nazi Almanyasını, savaş yaşantısını ve savaş sonrası problemlerini insancıl bir düzeyde dile getiren bir yazar olarak Böll, bütün insanlık için ilginçtir. Üstelik yazar kişiliği ve dünya görüşü bakımından da ilginçtir. Hem inançlı bir katoliktir hem de eleştiriye eğilimlidir; toplumun alt tabakasına karşı özel bir sempatisi vardır, sosyalist ya da komünist değildir; milletini ve vatanını sever; ama nasyonalist değildir.
Roman figürlerinin okuyucular gibi eşit, yani özgür olması gerektiğini savunur. Her çeşit iman tazeleyicisi edebiyata karşıdır ve sanalla form ilkesine öncelik tanıdığını açıklar. Eserin özü, yazarın okuyucuya armağanıdır. Konu bakımından özelliği olmayan eseri çocuksuz evliliğe benzetir.
Böll'ün eserleri hakkında tek ama tek bir itirafın parçaları denebilir ve bunlardan her biri yazarı bütün özellikleriyle tanıtabilecek karakterdedir; birinin kökeninde yazarın özel yaşantıları yer alır.
Savaş sonrası insanını tipik eğilimi olarak hayale dalma konusu da Böll'ün romanlarında oldukça yaygındır. Yalnız gelecek zamanla ilgili değil; geçmişle ilgili olanları da vardır. Yine eserlerinde, bir zamanların Nazilerinden olduğu halde ilginç bir intibak kabiliyetiyle yeni şartlarına çabucak ayak uyduran ve yine işini yoluna koymayı beceren kişileri hicveder.
Konuları gibi figürleri yönünden de Böll'ün romanları homgen bir özellik gösterir. Figürlerin karakterleri Nasyonal-sosyalizm ve savaş gibi iki katalizör aracılığıyla aydınlatılmaktadır.
Eserlerinde bütün bayan kahramanların akraba olduğunu söyler. Özellikle geçmişin intikamını almaya çalışan büyükanne tiplemelerine yer verir. Roman figürlerine karşı tarafsız değildir; sempati duyduğu figürleri ön plana çıkarır. Bu Böll'ün zayıf yönü olarak nitelendirilir. Keza tiyatro örmede de kusursuz değildir.
Anlatım tekniklerinde leitmotif tarzını çok kullanır. Ayrıca canlılık ve tabiiliği savunur.
İncelemeye çalıştığımız "Katharina Blum'un Çiğnenen Onuru" adlı eserde realizm akımının izlerini görebiliriz.