|
(1749 — 1832) — Daha fazla objektif realite karakteri içinde olan Goethe (1749 — 1775), daha altı yaşından itibaren Alman edebiyatının ağırlık merkezi olur. On yaşından itibaren de itirazdan azade Avrupa’nın ve bütün dünyanın yaşayan en büyük bir şairi olarak görünür, ölümünden beri yorulmak bilmeyen şairler, mütefekkirler daima bu önemli kişinin bıraktığı yeni ve büyük hazineleri yaymağa uğraşıyorlar. Uzun hayatı içinde tamamen ölmez büyüklüğü ile mütemadiyen yaradan ve yeni yeni buluşlarıyla fikir ve şiir alemini zenginleştiren çok büyük bir adam olarak Goethe'yi görüyoruz. Goethe'nin bütün yaratmaları içsel hayatının ifade ve mülâhazalarıdır. O içinden başka bir şey yazmak istememiştir. Kendisinin de söylediği gibi, ucu bucağı bulunmayan itiraflarında bizzat kendisini teşhir eder. Bundan dolayı Goethe'de hayat ve şiir ayrılmaz birer birliktir. Biri diğerinden ayrı olarak anlaşılmaz. Bunu kendisi de anlamış olduğundan ihtiyarlığında şiirlerinin Kommentarı olarak hayatını çizmiştir. Çok tersim edilmiş olan hayatının kişisel biyografisi, onun önemli kısmını ihtiva eder. “Hayatımdan Şiir ve Hakikat,, adlı eserinde hislerini ve bunların kaynağını bir şair olarak çizer. Eserlerinde kendi dünya telâkkisini ve hayatının esas hatlarını gösterir. Goethe Thüringli bir işçi ailesine mensuptur. Şairin büyük babası Frankfurta terzi olarak geldi. Onun oğlu Johann Kasper Goethe (1710)da doğdu. Bir hukuk doktoru payesini kazanmış olmasına rağmen Frankfurt' ta yarı yabancı olarak kaldı. Her hangi bir memuriyeti kabulden çekindiğinden burada özel işlerle uğraştı, 1748 yılında 17 yaşındaki Katharina Elisabeth Textor ile evlendi. Textor ailesi de güney Almanya’dan Frankfurt'a göç edenlerdendir. Bir rivayete göre de Goethe'nin ceddi, Türklerin güney Almanya’ya karşı yaptığı akınlarda esir düşen bir sipahiye dayanmaktadır. Johan Wolfgang Goethe 28 Ağustos 1749 da doğdu. Bu ailenin yegâne kalan kızı Korneila ile Goethe babalarının himayeleri altında oldukça münzevi bir hayat içinde büyüdüler. Genç Goethe baba şehrini yavaş yavaş öğrendi. |Bu şehir ona hatıraları ve Republikanizimin zengin garabetleri ile erkenden değişen hayat münasebetlerini yakından incelemeğe müsaade etti. Yedi sene harbinde Frankfurt Fransızlar tarafından işgal edildi. Goethe’nin evinde Graf Thorance oturuyor ve muvakkat idarenin başı olduğundan burada memuriyet veriyordu. Bu suretle iki sene (1759 — 1761) sakin geçmekte olan bu eve, renkli ve dalgalı bir hayat girdi. Buna benzer hareketleri 1764 de seçim ve ikinci Josef'in taçlanması getirdi. Goethe doğuş itibariyle bir sanatkâr olduğu gibi babası da bir sanat bilgini ve bir koleksiyoncu idi. Graf Thorance, bir sanat aşığı idi ve Goethe’nin evinde oturduğu sırada Frankfurt ressamlarıyla yakından alâkadar oluyordu. Bu sırada Fransız tiyatrosu da turnesi dolayısıyla Frankfurt’a gelmiş ve oyunlara başlamıştı. Genç Goethe de bu grubun oyunlarına devam etti ve grup içinde bulduğu genç bir arkadaş vasıtasıyla Kluisslerin arkasına götürüldü. Bu suretle Alman şiiri Goethe’nin kafasında canlanmağa başladı. Goethe bütün heveslerine rağmen eski okulun bir adamı idi. Edebiyatla meşgul olan arkadaşları onun yeni şiirleri tanımasını temin ettiler. Böylece Wolfgang ve Kornelia Klopstock'un “Messias„ine meftun oldular. Goethe’nin yetişmesinde muhit en büyük amil oldu. Hatta Goethe Tasso da derki: Bir Talent sükûnet içinde teşekkül eder. Bir karakter ise dünya cereyanı içinde. Bu etkiler altında genç Goethe büyüdü. Vücut güzelliği dolayısıyla her tarafta hoşa gidiyor ve herkesin dikkat nazarini kendi üzerine çekiyordu. Bu yüzden şımartıldı ve çok bilen bir çocuk olarak yetişti. Daha çocukken oyun arkadaşlarına kendisinin icat ettiği hikâyeleri anlatarak onları hayretler içinde bırakmakta idi. Babası ona dramatik taslaklar ve hikâyelerin kaleme alınmasında müzahir oluyor ve onu teşvik ediyordu. Sonraları Fransız dramlarını taklit etmeğe başladı. Goethe gençliğinde, bizde eskiden olduğu gibi, ecnebi diller ile yazmağı arzu ve tercih ederdi. Çok geçmeden salahiyetli eserler, dramlar - bunun gibi bir trajedi olan Belsazar- şiirler, Ode'ler yazmağa başladı. Bu gençlik şiirlerinden biri “Höllenfahrt Christi,, 1766 da bir Frankfurt mecmuasında neşredildi. Bu büyük bir dil ve şekil kudretini gösterir. Bu meyanda Goethe mütefekkir ve basiret kâr bir cemiyete girmişti. Bazı gençler nüfuzlu insanların yanında bir paye kazanmak için Goethe’yi kendilerine şiir yazmağa tazyik ediyorlardı. Goethe bu gençler vasıtasıyla bir kız tanıdı.— Şiir ve Hakikat = Dichtung und Wahrheit da bu kızcağıza Gretchen = Gretcik der. — Bu kız arkadaşlarına nazaran yüksek fikirli, anlayışlı, ahlâklı ve mütevazı olduğundan Goethe üzerinde iyi bir tesir bırakmıştı. Goethe 16 yaşında iken Leibzig'e hukuk tahsil etmek için gitti. Babası oğlunu hukukçu yapmak istemesine ve Leipzig Üniversitesi Prof. onda büyük tesir yapmasına rağmen, o Gottsched'e gülüyor, fakat Gellert'i tetkik ediyor ve yüksek okulun diğer Profesörlerine merhametsizce hicivli şiirler yazıyordu. Bu şiirler “Galanta Leipzig,,, “Küçük Paris,, de yayınlanıyor ve muhite kuvvetli etkiler yapıyordu. Giyimini, hareket ve üslûbunu tenkit edilici bulunduğundan çok geçmeden devrin modasına tabi oldu ve zamanının sathî, yapmacık ve nükteli nezaketlerini de beraber yaptığından Leipzig'te daima başta bulunuyordu. Leipzig'te zahiri de olsa Shakespaere'yi öğrendi. Büyük bir şevkle Wieland'ın ve Winkelmann'ın eserlerini okudu ve güzel sanatlar akademisi direktörü Friedrich Oeser ve kızı matmazel Friedricke ile yakından tanıştı ve bu hal ona sanat hakkındaki bilgilerinin artmasını temin etti. Zira bu zat genç Geothe’ye, Dresden galerisinin hazinelerinden büyük bir basiretle istifade etmek imkânını vermişti. Burada hakkak Stock'un yanında hakkâklığı ve oymacılığı öğrendi. Bu arada şiir yazmaktan da geri durmuyordu. Arkadaşlarına Epistel'ler yazıyor ve Ode'ler kaleme alıyordu. Ev sahibesinin kızı Anna Katharina Schönkopfu (Bu kızı Goethe şiirlerinde Annet veyahut Kâtchen diye isimlendirir.) sade şiirler içinde terennüm ediyordu. Tamamen anakreontik üslûp içindeki bu şiirler, sonraları arkadaşları tarafından toplanarak arkadaşı Breitkopf'un melodileri ile süslenerek “Yeni Şiirler,, altında 1769 da çıktı. Bu şiirler gibi Leipzig zamanından kalma iki komedi vardır ki bunlardan “Die Laune des Verliebten - Aşıkın Mizacı,, ve “Die Mitschuldigen - Suç Ortaklar,, 1806 da neşredildi. Gayri müsait hayat şartları, bir kaç felâket, hakkâklıkta buharın teneffüsü Goethe'nin sıhhatini bozdu. 1768 de tehlikeli bir kan akımı rahatsızlanması üzerine uzun müddet hasta yattı ve bu senenin yazında Leipzig'i terk ederek Baba şehrine dönmek mecburiyetinde kaldı. Frankfurt'ta yeni bir hastalığa yakalandı. Nekahet günlerinde derunî bir değişme oldu. Mevcudiyeti daha ciddileşti ve içsel endişeleri yumuşadı. Bu müddet zarfında çok okudu, bilhassa eski bilim kitaplarını inceledi. 1770 de babasının arzusu üzerine tahsilini ikmal etmek için Strassburg'ta kalışı, hayatının ve Alman edebiyatının en mühim devrelerinden biri oldu. Eski şehir ve muhteşem kilise onun üzerinde çok derin bir tesir yaptı. Tabiatı ve kuleyi yakından anlayabilmek için baş dönmelerine rağmen onu tetkik etti. Fransız topraklarında bulunuşu ve buna katılan bazı hâller Almanlık hakkındaki millî duygularını ve tesirlerini kuvvetlendirdi. Roma devrinden kalan lâtif araziyi ve sanatkâr muhitini uzun gezintiler ve incelemelerle öğrendi. Tahsil de onu, Leipzig'e nazaran, Strassbug'a daha sıkıca bağlamıştı. Hukuka karşı duyduğu arzu, tahsilini az bir zahmetle bitirmeğe saik oldu ve 1771 senesinde hukuk lisansını aldı. Strassburg da çok önemli bir yer tutan Tıp, Anatomi, Tarih ve Felsefe derslerine devam elti ve bunları öğrendi. Ekserisi Tıp talebesi olan bir cemiyete devam eden Goethe, burada özel bir istidadı olmayan ve fakat ismini ve şahsını mabutlaştırdığı Elsaslı Franz Lerse'i ve sonradan da Strassburg'ta rastladığı ve çok seviştiği Heinrich Jung'u tanıdı. 1770 Eylülünde Herder Strassburg'a geldiği zaman Goethe bu meşhur simayı işitti, onu aradı ve onunla dost oldu. Bu zat, Goethe’nin genç olmasına rağmen, kendisine samimiyet gösterdi ve bu gencin içindeki dehayı sezdi. Onu Shakespeare'in muhteşem ve fevkalâde dünyasına sevk etti. Ossian ve halk şarkılarını, Tevrat ve Homer'deki şiirleri, dilin başlangıcını, folkloru, dil ile şiir arasındaki derunî rabıtaları gösterdi. Goethe'de bunlara büyük ve derunî bir iştiyakla bağlandı. Goethe, Herder’in Strassburg'ta kaldığı müddetçe plânlarında yardımcısı ve anlayıcısı idi. (1771 Ekime kadar) ve yeni mezhebi büyük bir teheyyücle kendi muhitine nakletti. Bu sırada Goethe'de Friedrike Brion'a karşı bir temayül başladı. Bir arkadaşı vasıtasıyla papaz Sesenheine'nin kızını tanıdı. Kızın taze ve neşeli cazibesi ve mevcudiyeti Goethe'yi ona bağladı ve bu suretle her ikisi arasında samimî bir bağlantı hasıl oldu. Senelerce Almanya’da söylenen aşk şiirlerini, Friedriken şarkılarını büyük bir hisle yazdı 1771 de tahsilini ikmalden sonra tekrar Frankfurt'a döndü. Strassburg'taki teheyyüç ona tesir ediyor ve bu yüzden huzursuzluğu büyüyordu. Frankfurt’ta bir çok gezintilerde tanıdığı yeni arkadaşı Johann Heinrich Merck vasıtasıyla yüksek ve ahenkli bir muhit açıldı. Goethe den sekiz yaş büyük olan ve sanattan fevkalade anlayan bu çalâk muharrir yumuşaklığı ve keskin kritik anlayışıyla Goethe üzerinde çok müessir oldu. Faaliyet ve keskin zekâsına meftun olduğu Goethe'yi mütemadiyen çalışmak için mahmuzluyor ve onu her fırsatta teşvik ve ikaz ediyordu. Goethe Merck ve Herder birleşerek “Frankfurter Gelehrten Anzeigen,, dergisini bir sene kadar çıkardılar. 1772 de Goethe bir kaç ay için evvelce Reichskammergericht'in bulunduğu Welzlar'a gitti ve burada en yüksek Alman mahkeme sarayının karmakarışık işlerini öğrendi. Pek tabii o mahkemenin yalnız bir karikatürü idi. Bunlar sonraları kendi şiirleri, bilhassa Götz için mühim oldu. Fakat esas itibariyle insan ve tabiat onu cezp etti. Burada Friedricke gibi ruhen taze ve şuh Charlotte Buffu tanıdı. Friedricke'nin bütün meziyet ve vasıflarını haiz olan bu kız, onun çok hoşuna gitti. Bir arkadaşına nişanlı olan bu kıza karşı temayülünün fazlalaşması ve tehlikeli iştiyakı onu tehdit etmeğe başladığından, burasını terk etmeğe karar verdi. Goethe’nin ilk büyük eseri Strassburg'dan dönüşünde hazırlanmıştı. Henüz Strassburga gitmeden evvel Şovalya Götz von Berlichingen'i öğrendi. Herder'in tesiri altında eski zamanın güzelliği ve büyüklüğü onda doğdu. Millî hisler harekete geldi. Götz'in şekli ve hayali ona uygun geldiğinden - tarihte tanıdığı üzere - eski Alman mevcudiyetinin bir resmini tasarlandırdı. Bunu nizam ve intizama uygun bir dram içinde değil, Shakespear'in düşüncesine göre bir sürü renkli resimler içinde yaptı. Bir kaç hafta sonra “Geschichte Gottfriedens von Berlichingen,, dramatize edildi ve nüshalar halinde arkadaşlarına ve bilhassa Herder'e gönderildi. (1771 sonlarında) Senelerce sonra bu eser beş akt haline getirildi. Diyalog, kuvvet ve diyaleklerle doludur. Bütün hal ve durumlarda bir sürü eşhas, kendi lisanlarını görüşür. Cereyan eden hareketlerin birliği ancak şahısların kahramanlıklarıyla belirir. Bu dram Lessing'in koymuş olduğu Aristotelin ve Fransız kaideleriyle istihza eder ve fikrin yalnız hükümranlığından yeni mezhebi kuvveden fiile çıkarır. Sonraları Goethe taslağı tamamen ve yeni baştan değiştirdi ve ancak 1773 de yeni dram olan (Götz von Berlichingen) i yayınlandı. Bu hakikaten bir çokları için yeni bir parçadır. Goethe artık ihtiyari olarak zaman ve mekânla sıçramaz, onları aynen motifleştirir. Episodlar derunî ilgilerle birbirlerine bağlıdır, mütemmim hareketlere yer verilmez, dil tamamen ölçülüdür. «Emila Galotti»yi hatırlatır ve tesirleri de ahlâkidir. Buna rağmen burada da sonsuz devrimci görünür. «Messias» dan beri hiç bir Alman şiiri «Götz> gibi çağdaşları üzerinde tahrik edici tesir yapmamıştır. Götz'le beraber Goethe'nin hemen hemen ayni zamanda meydana gelen iki andıcı vardır. Biri coşturan hitap “Zum Shakespaertage» (14 Ekim 1771), ve diğer muhtırada “Von deutscher Baukunst” olup bunu Herder Uçan Yapraklara «Von deutscher Art u. Kunst» almıştı. Goethe 1772/1775 senelerinde bir çok kıymetli yaratmalar meydana yetirdi, Bu zamanın eserlerinden biri de epik Fragment de “Ebedî Yahudi,, in tersim ve tavsif edilişidir. Onun ritmik şarkıları — onlar Yüksek Ode'ler olarak gösterilir — ateşli ve fırtınalı hayat tazyiklerini, titantik deruni hislerini ifade eder. O şaşkın yolculuklarında malik olduğu değişken mizaçlarını arar ve onları sıkıca tutmağa çalışır, sanatı tabiata bağlamak ister. (“An Schwager Kronos,, “Prometheus,, “Der Wanderer„, “Wanderers Sturmlied,,) O münekkit ve ayırtmaların brudet ve hissizlikleriyle eğlenir. Bu şiirlerin ekserisi dramatik monolog veyahut «Wanderer» gibi diyalogdur. Onlar küçük dramların yanında bulunurlar ve bunlarda Goethe ekseriya nazmı — versi ve Hans Sachsen'in lisanını taklit eder. Bir kısmını da Goethe «Faustnachtspiel — Karnavalın son gecesi oyunu» olarak işaret eder. Bu Farcen'lerin en tanınmışları: “Götter, Helden ve Wieland„dır. Wieland'in antik ve kahraman şekillerinin zayıf hareketleri en yüksek ve cesaretli bir istihzadır. Fakat diğer parçalar ise yeni cereyanın mensuplarına karşı tevcih edilir. Bunun gibi "Satyros öder Der vergötterte Waldteufel„ bir dehanın şöhretli ve kırgın istihzasıdır. "Das Jahrmarktfest zu Plundersweüen„ de Goethe teferruatlar için de bütün icraatın kaba bilmecesini ve resmini renkli bir surette arz eder. Bu önemsiz şeyler meydana geldiği zaman, Goethe büyük plânların arkasında idi. O bir sürü gayet zeki insanları ve dehaları ve meselâ Hazreti Muhammedi, Sezan ve Sokrat'ı sahneye getirmek ve dini problemleri bahis konusu etmek istiyordu. 1773 — 1776 senelerinde pek istenilen ye bir çok arkadaşlarına parça parça tanıttığı "Faust„ tam olarak çıktı. 1774 de “Ciavigo,, dramı ile “Genç Wertherin Istırapları,, adındaki iki eser bitti. Günün birinde Goethe bir toplantıda Fransız muharrirlerinden Braumarchais'in bir eserini okudu. Toplantıya iştirak etmiş bayanlardan biri, Goethe'den, bundan bir dram yaratması arzusunu izhar etmesi üzerine, Goethe kısmen kaynağa bağlı olarak sekiz gün içinde bu isteği yerine getirdi. Braumarchais, Clavigo'yu hemşiresini trajedi ile sona ermeyen bir davaya götürür ve bütün olayı ciddiyetten uzak şişirir. Fakat Goethe, Clavigo'yu baş kahraman yaptı ve “yarı büyük ve yarı küçük meçhul bir insanı,, yarattı. Goethe, burada ikinci defa cereyan eden mahkemeyi kendine benzetti. Klavigo teknik bakımından çok iyi hazırlanmıştır ve tamamen sahne içindir. Buna rağmen Goethe'nin arkadaşlarından bir çoklarını tahrik etmez. Bilhassa Merck tarafından kaba ve sade bir mevzu olarak karşılanır. Bu eser Goethe’nin deruni hayatından bir çok parçaları ihtiva eder. Götz ve Goethe’nin gençliğine ait ikinci eseri Werther'in yanında tabii sönük kalır. Goethe’nin mektuplarından, onun ne kadar Lotte Kestnerin tesiri altında kaldığını çıkarmak mümkündür. Frankfurt’ta ticaretle iştigal eden ve burada yerleşmiş bulunan İtalyan Larche'in kızı Maximiliane Brentano ile - Lotte gibi kuvvetli bağlarla olmasa bile - bir dostluk peyda etti ve buda yeni bir yaratmaya vesile oldu. Werther ilk bakımda bir sanat eseri, hayattan alınmış ve Alman dili ile yazılmış ilk ve tam bir romandır. Yayımı bir itiraf yazısı tesirini yaptı. Werther yalnız tek cepheli bir hisse değil, tabiat sevgisi ile içi zengin bir adamdır. Bu, plastik doğuşa yükselir, çocuklara ve aşağı sınıfa karşı sevgisi, genç neslin vekili olarak gösterilen içgüdülerdendir. Hommer, Klopstock ve Ossian onun aşıklarıdır. Baş eserlere ait olan Episod'lar hakiki işi çerçeveler. Çağdaşlar Werther içinde kendi görüşlerini müdafaa ederler. “Werther fieber,, bütün Almanya’yı mütehayyiç ve müteessir etmiş ve Alman dil hudutlarından dışarıya akmış ve tesir etmiştir. Bu, Almanya’da dramatik veya hikâyeler içinden bir tufan gibi yükselir; Hatta “Werthertracht== Wertherin Kıyafeti,, bile moda oldu. Bu sırada halkın romana fazla düşkünlüğü ve aşk yüzünden intiharlar birden bire çoğaldı. Yeni nesil Goethe’yi “Kendi Mabudu,, gibi telakki eder. Frankfurt’taki babasının evi bütün fikirlerin kutsal bir tavaf yeri oldu. Her taraftan buraya önemli simalar geldi. 1774 ve 1775 senesi kışında yeni ve kuvvetli bir his onu sardı. Frankfurtlu asil bir kız olan Elisabet Schönemann'ı tanıdı ve sevdi. “Lili,, — sevilen çevrelerde bu isim verilmişti — Friedricke ve Lotte'den bam başka bir vuruştu. Bu kız yaşayan güzellikler içinde bir çalâk dünya kadını olmasına rağmen, sonraki hayatında hiç bir şekilde ciddi ve samimi değildi; Perestiş ettiği Lili'nin etrafını çeviren bankerler Goethe üzerinde fena bir tesir yapmakta olduğundan kıza emniyeti yoktu. Kıza karşı beslediği aşk, teselli bulmayan bu muzdarip âşığı, çok üzmekte ve o bununla mücadele etmekteydi. “Lili Şarkılarında,, Sesenheim günlerinin temiz saadeti bahsedilmez. Bilakis bunlarda sonu gelmeyen kuvvetli ve daima alevlenen bir iştiyak görülür. Goethe, Lili ile nişanlandıktan sonra hakiki aşklarına rağmen, birbirilerine çok eziyet verdiler ve birbirilerini çok muzdarip ettiler. 1775 senesinin şiirleri bu etkinin altındadır. Bundan sonraki senelerin yaratmalarına karşı harici ve tabii bir itidal görülürse de her tarafta bu derin kalp hareketlerinin izlerini görmek mümkündür. “Erwin und Elmire,, Goethe'nin Liliye karşı olan münasebetlerini tekrar yansılatır. “Glaudine von Villabella,, iki düşman kardeşin sevgi konularını mevzuu bahis eder, İki kardeş - biri biraz sert ve fazilet kahramanı, diğeri sevimli bir Tunichtgut - sevdikleri kız için her ikisi de ayni iddiada bulunurlar ve neticede her şey iyi bir tarzda halledilir. Her iki parça da lirik durumlara vesile oldu. Bunlar arasında Goethe' in ilk Ballad'ları görünür. 1775 senesinin üçüncü dramı da “Aşıklar için bir dram, Stella,, dır. Bu dram Werther nevine göre yabancı ve kişisel aşk maharetlerini birleştirir. Parçanın kahramanları haricen Lili'nin bir örneği, kahrman Fernanco, Goethe'nin bir çok çizgilerini taşır. Konflik = çekişmede yabancı maceralardan doğar. Frando terk ettiği kadından sonra ikinci defa evlenir. Bu durum karşısında her iki kadında yüksek düşünceli adamla ruhen akt ettikleri ittifak içinde yaşamalarına karar vererek mesele hal edilir. Goethe neticeyi trajediye çevirir. Goethe kalbinin ıstıraplarını gidermek için 1775 de İsviçre’ye seyahate çıktı, bu ise tamamen Lili'den bir kaçıştı. Fakat buna rağmen Goethe İsviçre göllerinin şirin kıyılarında düşüncelerinin daima Lili'ye dönmesi neticesi, sükûnet bulamadı. 7 Aralık 1775 de Weimar'a döndü ve bu suretle Goethe'nin hayatında birinci devre kapandı. Weimar'da Goethe bütün kalpleri, bu meyanda Düşes Anna Amalia ve Wieland'ı kazandı, 1776 da Weimar devlet hizmetine girdi. 1779 da tekrar İsviçre’ye bir seyahat yaptı. 1786 da beslediği büyük özlem dolayısıyla kalyaya gitti, bu da diğerleri gibi bir kaçıştı, Goethe'nin Weimar'da kaldığı on sene içinde muhtelif mecmualarda intişar eden şiirlerinden başka, yalnız bir kaç dramı çıktı. Bunların en eskisi kısa bir dram olan “Hemşire,, -1776- tamamen Frankfurt zamanının mizacını gösterir. Kahraman Wiihelm, evvelce ona sadık olan karısının terk ettiği Marianne'yi hemşiresi gibi terbiye etti. Bazı bakımlardan Wertheri ve Stella'daki Fernandoyu, sanık kardeşine nefsini tamamen muhabbetle feda eden sadedil kız Marianne'de, Feriedrike ve Lotte'yi hatırlatır. Goethe'nin 1775 den 1786 ye kadar yazdığı lirik şiirleri, ruhunun ne kadar derin hareket ettiğinin en yüksek şahikasını gösterir. Bunların bir çokları eski zamanı hatırlatır. Halk şarkılarında intişar eden iki Ballad “Der Erlkönig,, ve “Balıkçı,, dır. Şairin kalbi bir çok şiirlerde coşar. Bunlarda kuvvetlice hissiyatım (“Deniz Yolcuları,, “Cesaret,,) bazen de mukadderata en az ümitle dolu teslimiyet “Talie,, bazen de sükûnete karşı duyduğu derin hasretini ifade eder. Her iki “Gece Şarkıları,, bu duyguların en yüksek noktasını gösterir. İtalya’da yeni varlık için kuvvet kazanmak isteyen Goethe, çalışmasının meyvesini toplamak istedi. Bunlar içinde eserler olmakla beraber en büyükleri taslak halinde veyahut başlanmış veyahut hemen hemen ikmal edilmiş bir durumda idiler. Fakat bunları ikmal etmek için Weimar'da vakit bulamadı. Frankfurt senelerinin en büyük Fragment'leri “Mohamet”, "Prometheus„ ve “Ebedî Yahudi,, ileri götürülememişti. Weimar'da bulunduğu zamanın başlangıcında “Faust,, hakkında arkadaşlarına malumat vermişti. Fakat bu muazzam eserdeki iş duraksadı. Yalnız 1775 de başladığı “Egmont,, Lili zamanına tesadüf eder. Goethe eski devrin eserlerine daha yeni Fragmentler ilâve etti. 1776 dan beri çalıştığı “Wilhelm Meisters theaterichen Sendung,, romanını 1779 senesinde genişletti ve arkadaşlarına göstermek için İsviçre’ye beraber götürdü. Bu roman ruhî feraset ve mizaç içinde, pek tabii Goethe'nin varlığını gösterir. Hadiseler kendi hayatiyle az ilgilidir. Burada zamanının bir sürü tiyatro figürlerinden bir bolluk verir ki bunlar realist bir tarzda ifade edilir. Bu meyanda Mignon'un ve Harfner'in muamma ile dolu şekilleri gösterilir. Bunlar tamamen ve yalnız fantazik yaratmalardır. Onlar ileri his ve şüphelerin bir zenginliğini gösterirler. Hadisenin genel çizgilerini şahıslar içinde “Sendung,, u “Öğretim seneleri,, ile beraber ahenkli bir şekilde birleştirir, zengin insanın muhtelif tesirler altındaki tekemmülünü ifade eder. Bu hakikatte bir tiyatro romanıdır. 1779 senesinde başladığı ve altı haftada bitirdiği Yunan dramı “İphigenie,, tamamen deruni tasfiyeyi ifade eder. Eserdeki Orest, Goethe'nin ta kendisidir. Iphigenie'de Steînin karısıdır. Goethe antik bir konu seçti ve onu klasizm fikri içinde canlandırdı. Klasizm hakikatini meydana koyarak bunu tebcil etti. Bu hâl ise Goethe’nin değişmelerini gösterir. (Toguato Tasso) bir dükün sarayında çektiği içsel ağrılar konu teşkil eder. Bu Goethe’nin madde ile kişisel durumunu hatırlatırsa da başlangıçtan ileri gitmez. 1786-1788 yıllarında yaptığı İtalya yolculuğu eserlerinin tamamlanmasında büyük bir yer alır. Devrimi aşan, zaman ve mekânı kaplayan ve Napolyon tarafından da nişanla taltif edilen bu dehanın son sözü (Mehr Licht) olmuştur.
|