Felsefe

Fotoğraf

Fiodor Mihayloviç Dostoyevski PDF Yazdır e-Posta
Dünya Edebiyatları - Rus Edebiyatı

Erkek kardeşleriyle birlikte, baba­sından fransızca ve latince öğrenen Fiodor Mihayloviç Dostoyevski, 1837' de annesi ölünce, Petersburg Askerî Mühendislik Okulu'na girdi. 1843'te öğrenimini tamamladı; ama ertesi yıl, edebiyatla uğraşmak için ordu­dan ayrıldı, Balzac'ın Eugenie Grandet romanı ile Schiller'in Don Carlos 'unu rusçaya çevirdi. İlk romanı İnsancıklar'ın (Bednye Ljudi, 1846), ilgi görmesi üstüne edebiyat çevrelerine girdiyse de, çok geçmeden döneminin önde gelen yazarlarıyla bozuştu.Özgürlük yanlı­sı gençlerle ilişki kurup, dostlarıyla birlikte yönetime karşı komplo düzenlemek suçuyla tutuklandı ve ölüm cezasına çarpıldı. 1849 Aralı­ğında, cezanın yerine getirilmesine birkaç dakika kala, cezası dört yıl sürgüne çevrilerek, Sibirya'ya gön­derildi ve Omsk zindanına kapatıldı. Orada geçirdiği dört yıl boyunca, sık sık sara nöbetlerine tutuldu (ömrü boyunca bu hastalıktan kur­tulamadı) .Cezasını çektikten sonra Semipalatinsk'teki bir alayda er olarak yeniden silah altına alınan (1854) Dostoyevski, önce astsubaylığa, da­ha sonra da subaylığa yükseldi. Bir memurdan dul kalmış olan Mariya Dimitrievna İrsayev'le evlendiyse debirkaç yıl sonra karısı veremden öldü.

1859'da Petersburg'a dönebilme iz­nini elde ederek, kardeşi Mihayü'le Vremia (Zaman) dergisini kuran Dostoyevski, kumar tutkusundan ötürü büsbütün yoksullaştı ve borç­larından kurtulmak için gece gün­düz, kendini tüketircesine çalışma­ya koyuldu. Dergisi yasaklanınca, Epokha (Dönem) adlı bir dergi çıkar­dı; ama bu kez de başarılı olamadı ve tutuklanmaktan kurtulmak için yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. Ülkesine dönünce, Suç ve Ceza'yi (Prestuplenie Nakazanie; 1866) ya­yımlayarak büyük bir başarı kazan­dı ve sekreteri Anna Snitkana'yia evlendi. İsviçre ve Almanya'da dört yıl geçirdikten sonra Rusya'ya döne­rek. Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya) adlı aylık bir dergi çıkar­maya başladı (1873). Karamazov Kardeşler'i (Bratya Karamazovi) yayımladıktan sonra, bir akciğer kanaması sonucu öldü. 

SUÇ VE CEZA

Dostoyevski'nin büyük romanları, Suç ve Ceza'nın dışında, kısaca çö­zümlenip özetlenebilecek yapıtlar değillerdir. Suç ve Ceza'nın olay örgüsü şöyle verilebilir: Yoksul bir öğrenci olan Raskolnikov, parasızlık nedeniyle eğitimini yarıda bırakmak üzereyken, yaşlı bir tefeci kadına, rehin olarak bir mücevher bıraktı­ğını anımsar. Ruhsal bir bozgun, bir bunalım anında, bu yaşlı kadının büyük bir servet sahibi olduğu, bu olanağın kendi gibi zeki bir adamın elinde, büyük işler başar­maya yarayacağı düşüncesine kapı­lır. Bu işin gerçekleşmesi için, ge­reksiz hattâ zararlı biri olarak gördüğü yaşlı kadını öldürmenin yeteceği düşüncesi, çok geçmeden bütün benliğini sarar. En ince nok­tasına kadar tasarladığı cinayeti, kimsenin haberi olmadan işler ve parayı alır. Sonra, katil olduğunun ortaya çıkmasından korkarak, bilinmeyen bir yere saklanıp suçluluk duygusuna kapılır ve öbür insanlara üstünlüğünden kuşkuya düşer. O andan başlayarak, yararsız bir kişi bile olsa, bir insanı ortadan kaldır­maya hakkı olup olmadığını düşün­meye koyulur ve çılgınlığın eşiğine gelir. İçinde, polisi uyarma konu­sunda karşı koyamadığı bir dürtü uyanır ve sonunda polisle ilişki kurar. Raskolnikov'uıı sırrını sezen sorgu yargıcı, itirafta bulunacağı dakikayı beklemeye başlar. Âşık olduğu fahişe Sonya'nın, birlikte zindana bile gidebileceğine söz ver­mesi üstüne kendini tutuklatan Raskolnikov, sürgün cezasına çarp­tırılarak Sibirya'ya gönderilir; zin­cire vurulur, aşağılanır, ama vicdan özgürlüğüne kavuşur. Sonya, ro­manda yeniden belirdiğinde, Raskolnikov, aşkının büyüklüğünün ve manevi kurtuluşunun bilincine varır. 

KARAMAZOV KARDEŞLER 

Karamazov Kardeşler, bilincin kar­maşık, çelişkili yanlarının, derinlik­lerinin olağanüstü bir araştırması­dır. Birçok kusuru olan, eğlence düşkünü yaşlı Fiodor Karamazov'un Mitya, Ivan, Alyoşa adlı üç oğlu ,ve evlilikdışı bir ilişkiden doğmuş Smerdiakov adlı dördüncü bir oğlu vardır. Mitya, şiddetli ve birbirine karşıt duygular arasında sürekü bo­calayan bir kişidir; İvan, delice dü­şüncelerini ve açık seçikliğe olan inancını, tanrı sevgisinin ve gelecek korkusunun yadsınmasına kadar vardırmış bir kuşkucudur; Alyoşa aşırı iyi niyetine, pırıl pırıl inancına karşın, kanındaki kötülüklere za­man zaman yenilen, ılımlı bir sofudur; sağlıksız yaradılışlı Smer­diakov, sara nöbetlerinin pençesin­de kıvranmakta, babasının evinde uşak gibi yaşamaktadır. Mitya, İvan ve Smerdiakov, değişik nedenlerle babalarından nefret ederler. Ro­mandaki bütün olay bu nefret duy­gusunun çevresinde gelişirken, Gruşa'yla ilgili olarak Mitya ile yaşlı Fiodor'un, Katya'yla ilgili olarak da Mitya ile İvan'ın çekişmeleri belirginleşir. Mitya'nın babasını öldür­mesini engelleyen şey duygusallığı­dır; İvan'ın elini kolunu bağlayan şeyse, açık seçiklik, bilinçlilik duru­mudur. Ama Smerdiakov, hastalıklı sezgisiyle, İvan'nın içinden geçenleri kestirir ve onu önceleri bilinçsizce, sonra da isteyerek cinayete yöneltir. Ağır ağır gelişen drama, elinden bir şey gelmediği için seyirci kalan Alyoşa, kardeşlerinin gizlerini bil­mekte, ama kendinde onların kafa­larındaki kötü düşünceleri kovacak gücü bir an olsun bulamamaktadır. Smerdiakov sonunda babasını öldü­rür ve intihar ederek, cinayetinin gizini kendiyle birlikte yok eder. Bü­tün kuşkuları üstünde toplayan Mitya, kürek cezasına' çarpılır; İvan da onu kurtarmaya çalışır. 

BİLİNÇALTININ FELSEFESİ

Dostoyevski, insanın iç dünyasına yönelmiş, o ana kadar karanlıklar­da kalmış bilinçaltını aydınlatmaya çalışmıştır: Nietzsche "bana ruhbilim konusunda bir şeyler öğreten tek kişi Dostoyevski'dir" demiştir. Ger­çekten Dostoyevski, kişilerin yazgılarını dokurken, onların yalnızca davranışlarını, ilişkilerini, tepkileri­ni betimlemekle kalmayıp, bütün bunların altında yatan ruh durumla­rına da yer vermiş bir sanatçıdır (bu yaklaşımıyla, derinlikler ruhbiliminin kurucusu, öncüsü sayılır). Dostoyevski, yapıtlarında kompozis­yona ve biçime pek önem vermemiş, para gereksinimlerini karşılamak için hep çalakalem yazmış, roman­larında, önceden kurduğu çatıya çok ender uymuştur; üslubu karma­şık, hattâ yer yer baştan savmadır. Ama bir sözcükten, bir düşünceler ve duygular bütünü çağrıştırmayı ve sanat ile tutkunun birbiriyle kay­naştığı sahnelerde kusursuzluğa ulaşmayı başarmış bir yazardır. Bütün ulusların yazar ve düşünürle­rini etkilemiş yapıtları, dünya edebi­yatının başyapıtları arasında yer almıştır. 

Eserleri:  

Öykü: Beyaz Geceler (Belye Noci, 1848); Yer Altından Notlar (Zapiski iz Potpolya, 1889); vb.  

Anı-roman: Ölüler Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma, 1861);  

Roman: İnsancıklar (Bednye Ljudi, 1846); Netoçka Nezvanova (1849); Ezilenler (Unijennie i Oskorblennie, 1866): Kumarbaz (tgrok, 1863; yayımlanışı: 1867); Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie, 1866); Budala (İdiot, 1868); Ebedi Koca (Veçniy Nuj, 1869); Ecinniler (Besi, 1870); Delikanlı (Podrostok, 1875); Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi,1879). 'Ayrıca güncesi (Bir Yazarın Günlü­ğü [Dnevnik Pisatelyal),yazışma)an, çeşitli yazıları v.bvardır

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle