|
(d. 9 Eylül 1828, Yasnaya Polyana,Tula - ö. 20 Kasım 1910, Astapovo, Ryazan, Rus Çarlığı), dünyanın en büyük romancılarından sayılan Rus yazar, Hristiyan reformcusu ve ahlakçı düşünür. Başyapıtları olan Voyna i mir (1865-69: Harp ve Sulh, 1938,1993-96/ Savaş ve Barış 1971,1989, 4 cilt,1996) ve Anna Karenina'nın (1875-77; Anna Karenina, 1949, 1992 2 cilt, 1998) yayımlanmasından sonra yaşadığı ruhsal bunalım etkisiyle Hz. İsa'nın öğretisine yönelmiş, yaşamın anlamına ilişkin sorularının yanıtını Yeni Ahit'te aramıştır. Toprak sahibi soylu bir ailenin oğluydu. Çocuk yaşta anne babası öldüğünden akrabaları tarafından yetiştirildi. Özel öğretmenlerden ders aldıktan sonra 16 yaşında Kazan Üniversitesi'ne girdi. Resmi eğitime duyduğu tepkiyle 1847'de Yasnaya Polyana'ya dönerek topraklarını yönetmeyi ve kendi kendini eğitmeyi denediyse de fazla başarılı olamadı; Moskova ve Petersburg'un hareketli ortamını kırsal yaşama yeğledi. 1851'de Kafkaslar'da asker olan kardeşi Nikolay'ın yanına gitti; ertesi yıl da orduya katıldı. Boş zamanlarını yazmakla geçirerek yayımlanmış ilk kitabı olan Detstvo'yu (1852; Çocukluk, 1945, 2001/ Çocukluk Yıllarım;1991) tamamladı. Bu otobiyografik kitabının devamı olarak yazdığı Otroçestvo ( İlk Gençlik, 1946/Ergenlik Yıllarım,1991) 1854'te, Yunost (Gençlik, 1947/ Gençlik yıllarım, 1991) ise 1859'da (Türkçe toplu çevirileri Çocukluk ve ergenlik yılları,!970/ Çocukluk, Delikanlılık, Gençlik, 1985, 1988/ çocukluk ve Gençlik Yılları 1998) yayımlandı. Kafkaslar'daki deneyimlerine dayanan ''Nabeg'' (1853; Baskın, 1974, 1999) ve '2Rubka lesa'' (1855; Ağaç Kesmek) adlı ilk öykülerinde savaş temasını işledi. Askeri harekatı gerçekçi biçimde çözümlediği bu öykülerindeki yalancı kahramanlık eleştirisi Sevastopolskiye rasskazi'nin (1855-56; Sivastopol, 1966, 2001/ Sivastopol Hikayeleri, 1997) temel konusunu oluşturdu. 1854'te tuna cephesine alınan Tolstoy Kırım Savaşı sırasında Sivastopol Kuşatması'na katılmıştı. Savaştan sonra ise ordudan ayrıldı. 1857'de Fransa, İsviçre ve Almanya'yı kapsayan bir yurtdışı gezisine çıkan Tolstoy yolculuklarına dayanan öykülerinin eleştirilmesi üzerine edebiyattan soğuduysa da yazmayı sürdürdü. 1855-63 arasında yazdığı '' Dva gusara'' (İki Husar), ''Tri Smerti''(Üç Ölüm, 1953,1962,2000) , ''Semeynoye Sçastye'' ( Samimi sadet, 1934,200/ Aile Mutluluğu, 1977), ''Polikuşka'' (Polikuşka, 1946) ve ''Holstomer'' gibi öykülerinde daha çok ahlaki sorunlara ağırlık verdi; maddeci toplumun doğal insan üzerindeki kötü etkilerinden söz etti. insanın doğal durumuyla toplum tarafından bozulmuşluğu arasındaki karşıtlığı Kazaki ( 1863; Kazaklar, 1937,1989,1997) adlı yapıtında büyük bir ustalık işledi. Tolstoy 1850'lerin sonlarında köylülerin eğitimsizliğini sorun olarak görmeye başladı. Ülkesine dönüşünde Yasnaya Polyana'da köylü çocuklar için açtığı okulda ilerici öğretim yöntemlerini başarıyla uyguladı. 1860-61 yıllarındaki ikinci Avrupa yolculığu sırasında çeşitli ülkelerdeki eğitim kuram ve uygulamalarını inceledi. Bir eğitim dergisinin yanı sıra basitliği ve çekici yaklaşımıyla yaygın kabul gören ders kitapları çıkardı. 1862'de Sonya (Sofya) Andreyevna Bers'le evlendikten sonra ise eğitim etkinliklerini bıraktı. İzleyen 15 yılı mutlu bir aile babası olarak geçirdi; 13 çocuğu oldu; topraklarını başarıyla yönetti ve yeniden yazmaya döndü. Savaş ve Barış ile Anna Karanina'yı bu dönemde yarattı. Dünya edebiyatının en büyük iki üç romanından biri sayılan Savaş ve Barış'ı Tolstoy yaklaşık yedi yılda tamamladı. 1805-14 arasını kapsayan romanda beş soylu ailenin öyküsünü, arka planda Rus toplumsal yaşamına ve Napoleon'un ordularıyla mücadeleye yer vererek anlattı; soylularla köylüleri, subaylarla askerleri, Rus çarıyla Fransız imparatorunu, kentsel yaşamla kırsal yaşam ve gerçekçi savaş betimlemelerini dev bir panorama içinde sundu. İnsan yaşamındaki doğal aşamaların (doğum, çocukluk, olgunluk, aşk, evlilik, yeniden doğum ve ölüm) belirleyiciliğine duyduğu inançla savaş temasına aile yaşamına göre ikincil bir önem verdi. Romanın en çok eleştiri çeken bölümleri ise tarih felsefesini ve savaşla savaşın mimarları konusundaki görüşlerini ortaya koyduğu yerler oldu. Bu eleştirileri öngören Tolstoy 1868'de bir makale yayımlayarak görüşlerini açıkladı; tarihsel süreçte özgür seçime yer olmadığınıi tarih yarattıkları kabul edilen önderlerin eylemlerinin de başkaları tarafından önceden belirlendiğini ve tarihsel belirlemenin önceden belirlediğini ve tarihsel belirlemenin önüne geçilemeyeceğini savundu. Tolstoy'un Yaşam Felsefesi iki büyük romanı arasındaki dönemde değişmeye başladı. Savaş ve Barış gibi iyimser bir roman olmayan Anna Karenina'da, içlerindeki çatışmalar genellikle çözümsüz kalan karakterlere yer verdi. Yasak aşkı kaçınılmaz olarak trajik sona varacak olan Anna'yı ahlak kurallarına karşı çıktığı için degil, yüksek sosyetenin ikiyüzlülüğünü seçmediği için cezasını çeken bir karakter olarak çizdi. Romanda bu yasak aşk ile kendi yaşantasını anımsatan mutlu aşk ve evlilik arasında da bir karşıtlık kurdu. Mutlu evliliğine, romancı olarak kavuştuğu üne ve yüksek gelirine karşın Anna Karenina'yı bitirdiğinde Tolstoy kendinden hoşnut değildi. Gençliğinden beri yaşamın amacını kavramak için gösterdiği çaba bu yıllarda ruhsal bir bunalıma sürüklenmesine yol açtı. 1878-79 yıllarında yazdığı İspoved'de(İtikatname) yaşamın anlamını ararken çektiği manevi acıları dile getiren Tolstoy 1879'da bunalım doruğuna ulaştı. Bir ara intiharı düşündü. Filozofların, ilahiyatçıların ve bilim adamlarının yazılarını inceleyerek de çözüme varamadı. Sonunda aradığı ipucunu büyük yakınlık duydugu köylülerde buldu: onlardan insanın kendisi için yaşaması değil.Tanrı'ya hizmet etmesi gerektiğini öğrendi. Yeni Ahit'i özüne bağlı kalarak yeniden yorumladığına inanan Tolstoy bir tür Hristiyan Anarşizmini benimsedi ve kilisenin otoritesini reddetti. 1901'de de kilise tarafından afaroz edildi.Ayrıca varlığını zor uyğulamasına borçlu olduğu gerekçesi ile hükümete ve zorla ele geçirildiğine inandığı özel milkiyete karşı çıktı.Kendi topraklarını dağıtmak istediyse de ailesinin isteğine boyun eğerek mülkünü yasal olarak aile üyelerine devretti. 1900'den sonra zamanının çoğunu din, toplum, ahlak ve samat konularındaki görüşlerini açıkladığı çeşitli yazılara ayırdı. Kritika dogmatiçeskova bogoslaviya'da (1891:Dogmatik İlahiyatın incelenmesi) Rus Ortodoks Kilisesi'ni şiddetle eleştirdi. 1883'te yazdığı ve ertesi yıl yasaklanan 5. çyom moya vera da (Neye İnanıyorum) din konusundaki görüşlerini sistemleştirmeye çalıştı. Tak çto je nam delat? (1902; Bu Durumda Ne Yapmalıyız?) adlı çalışmasında yoksulluğun nedenlerini ele aldı. Hristiyan anarşizmini ise Tsarstvo bojiye vnutri vas'ta (1894; Tanrı'nın Ülkesi Senin İçindedir) ortaya koydu. 1897'de tamamladığı Çto takoye iskusstvo? (1898; Sanat Nedir?, 2000) adlı kitabında toplumsal ve dinsel görüşleri ile uyumlu bir estetik kuramı geliştirmeye çalışarak bir yapıtın ancak sanatçının ruhunu okura ya da izleyiciye "bulaştırabilmesi" koşuluyla sanat sayılabileceğini ileri sürdü. Tanrı ve insan sevgisini "bulaştıran" dinsel sanatı, sanatlar sıralaması içinde en üst derece olarak kabul etti. O zamana değin yazdığı roman ve öykülerin yanı sıra Shakespare ve Wagner'in bazı yapıtlarınıda yeni kuramını ahlaki koşulunu yerine getirmedikleri için sanat saymadı. Tolstoy ruhsal bunalımının ardından gene ahlaki amaçlı bir çok masal ve öykü de yazdı. Bunlardan ''Çem Iyudi Jivi''(1881;İnsan Ne İle Yaşar?,1934-1996), ''Mnogo li çeloveku zemli nujno?'' (1886; Bir İnsana Ne Kadar Toprak Gerek?) ve ''Tri voprosa''da (1903; Üç Soru) yalın bir üslup kullandı ve eski yapıtlarındaki zengin ayrıntılara yer vermedi: köylü yaşamını temel alan bu öykülerini ''iyi, evrensel sanat'' saydı.Eğitimli Okurlara seslendiği ''Smert İvana İliça'' (1886; İvan İlyiç'in Ölümü, 1935, 1997) gibi öykülerinde ise eski üslubuna daha çok yaklaşır. ''Kreytserova Sonata''da ( 1891 Kreutzer Sonatı, 1936/Kröyçer Sonat, 1958, 1992) cinsellik konusunu ele alan Tolstoy 71 yaşındayken yeni bir roman yazdı, ama Voskreseniye (1899;Ölümden Sonra Dirilme, 1949-50, 3 cilt / Diriliş, 1959,1990,2001) adlı bu romanında Savaş ve Barış ile Anna Karanina'nın sanatsal düzeyine ulaşamadı. Günlük yaşamına da yeni görüşleri doğrultusunda değiştirmeye çalışan Tolstoy içki ve tütünü bıraktı; basit köylü giysileri ile dolaşmaya, kendi işini kendi görmeye başladı. Görüşleri ülke içinde yayıldıkça izleyicileri ve ziyaretçileri arttı. Bütün bunlara şiddetli tepki gösteren karısının 1880 öncesi yapıtlarının yayın haklarını ele geçirmesi üzerine ( ve belki kendisi de beğenmediği için) son dönem yapıtlarının bir bölümünü yayımlamaktan kaçındı. En iyi yapıtları arasında yer alan bu dönem ürünlerinden 1904'te yazdığı Hatjii Murat (1911; Hacı Murat, 1943,1991,1999) adlı romanında cesur bir Kafkas savaşçısının öyküsünü anlattı. 1898'de yazdığı Otets Sergi (1911;Serge Baba, 1942) keşişliği seçen bir soylunun. ''Alyoşa Gorşok''ise (1911) her türlü olumsuzluğa teslim olarak kendi kabında (Rusça gorşok:''kap'')mutluluğa ulaşan genç bir köylünün öyküsündü. Tiyatroyu sanatın en etkili alanı olarak gören Tolstoy'un 1888'de sahnelenen en başarılı oyunu Vlast tni (Karanlığın Kudreti,1945) gerçekçi bir trajedi. Plodi pros veşçeniya (Eğitimin Meyveleri) ise Aristokrasi yeren bir komediydi. Tamamlayamadığı,otobiyografik nitelikli I Svet to tme svetit'nin (... Ve Işık Karanlıkta Parlıyor, 1999) kahramanı ailesine kendi inançlarını benimsetemeyen biri, 1902'de yazdığı Jivoy trup'unki de (Yaşayan Ölü,1943) bir sarhoştu. Tolstoy'un oyunlarında son dönem yapıtlarında ki ahlakçılığından iz yoktu;bunun yerini insanoğlunun kusurlarına anlayışla bakan sıcak bir yaklaşım almıştı.Ailesinin rahat yaşamıyla inancının gerektirdiği basit yaşam arasındaki çelişkiye daha fazla katlanamayan Tolstoy doktoru ve küçük kızı Aleksandra'yla birlikte bir gece gizlice evini terk etti. Birkaç gün sonra da ıssız bir tren istasyonunda zatürreden öldü. Sonra 2000 yılın tarihini bireylerin ahlaki gelişmesiyle hükümetlerin ahlaki çöküşünün belirlediğine, azınlığın çoğunluk üzerinedeki baskısının halkın ahlaki gelişmesi sonucunda ortadan kalkacağına inanan Tolstoy yalnızca dünyanın en büyük romancılarından değil, aynı zamanda 19. yüzyılın en etkili ahlakçılarından sayılır. Türkçeye çevrilmiş öbür yapıtlarının arasında birçok çocuk öyküsü. Gde Lyubov, tami Bog (Nerede Sevgi Orada Allah,1934). Katya (1901; Katya,1940) Hozyain i rabot nik (1885; Efendi ile Uşak, 1936). Posle Bala (Balodan Sonra, 1848). Rasskazi dıla Naroda (Halk İçin Hikayeler, 1946) ve Skazka ob İvane durake (Budala İvan,1947/Akılsız Oğlan,1960,1963) yer alır. Yapıtlarının Rusça yayımlanmış en eksiksiz baskısı doğumunun 100. yılında başlanarak 30 yılda tamamlanan 90 ciltlik Lev Nikolayeviç Tolstoy, Polnoe sobranie soçineniy'dir.
|