|
Soylu bir ailenin oğlu olan Aleksandr Sergeyeviç Puşkin, 1811'de imparatorluk lisesi olan Çarskoye Selo'ya girdi. Genç yaşta Fransız edebiyatını öğrendi; Fransız ozanlarının ve Voltaire'in yazdıklarından esinlenerek, şiirlerinde kendine özgü bir üslup oluşturdu. 1817'de liseyi bitirdiği zaman,dönemin önemli ozanlarının ilgisini çeken ünlü bir genç ozan olmuştu. Dışişleri bakanlığında görev aldı; aynı tarihlerde liberal düşünceleri dile getiren şiirler yazdı. Özellikle Gavriliada adlı manzum yapıtında geleneksel görüş ve kurumları sert bir biçimde eleştirdi. Bu yapıt Karadeniz kıyılarına sürülmesine yol açtı (1820); bunu fırsat bilen yazar, kendini yoğun bir okumaya verdi. Byron'ı keşfetti ve Rusya'da tanınmasına yol açtı; doğanın güzelliğini fark etti ve bu güzellik şiirlerine olduğu kadar düz yazılarına da yansıdı. Bu arada Ruslan ve Lyudmila (1820), Kavkazsh plennik (Kafkas Tutsağı, 1822) ve Bahçisarayski fontan'ı (Bahçesaray Çeşmesi, 1824) yazdı. Sürgün döneminin iki yılını Kişinev'de geçirdikten sonra Odessa'ya giden yazar, önce Tsıyganıy'ı (Çingeneler, 1823-1824),ardından başyapıtı sayılan ve manzum olarak kaleme aldığı Yevgeniy Onyegin adlı romanını (daha sonra yapıtı Çaykovski'nin müziğiyle operalaştırıldı) oluşturmaya koyuldu. Yapıtının yazımı sürerken, Rus tarihini yakından inceledi, aynı dönemlerde tarihsel oyun olan Boris Godunov’a ( Musorgski bu yapıttan esinlenerek bir opera oluşturdu) başladı ve bitirdi (1825) ayrıca birçok halk masalıyla halk türküsü yazdı. Odessa'daki tutumu (bir arkadaşına yazdığı ve Aleksandr Fin büyük suç saydığı ateizmden söz eden bir mektubu gizli polisin eline geçmişti) ve karısına yaklaşmaya çalıştığı valiye yönelik saldırıları; Puşkin'in Pskov ilindeki ailesine ait malikâneye sürülmesine neden oldu; burada 1826'ya kadar kaldı. Aynı tarihlerde, Petersburg'da Aleksandr Fin ölümü üstüne 26 Aralık 1825'te ülkeye meşruti monarşiyi getirmek amacıyla girişilen bir darbe başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Bütün dostlarının, dekabrist diye adlandırılan özgürlükçüler olarak tutuklanıp sorguya çekilmesi (5 kişi ölüm cezasına çarptırıldı, 120 kişi de Sibirya'ya sürüldü) üstüne Puşkin, korkuya kapıldı ve çok sayıda yazısını, özellikle de yaşamöyküsünün başlangıç bölümünü yok etti. 3-4 Eylül 1826 gecesi Moskova'ya götürülerek yeni çar Nikolay Fin huzuruna çıkarıldı (8 Eylül). Nikolay I, özgürlüğüne kavuşmasını sağladı ve kendisinin Puşkin'in denetleyicisi olduğunu açıkladı. Bundan böyle yazar Moskova'da denetim altında kalacaktı. Toplumsal ve siyasal sorunlarla ilgilenmekten vazgeçerek tarihsel konulara yöneldi (Büyük Petro 'nun Zencisi). BüyükPetro'nun Tarihi'ni yazmak için arşivlere ve kitaplıklara giriş iznini elde etti. Bu arada Natalya Gonçarova'yla evlendi; 1833'te Yevgeniy Onyegin 'i yayımladı, aynı yıl İstoriya Pugaçova 'yi (Pugaçov Tarihi), 1834'te Maça Kızı'nı (Pikovaya Dan), 1836'da da Walter Scott tarzındaki Yüzbaşının Kızı'nı (Kapitanskaya Doçka) yazdı. Para sorunlarından, saray ve salon yaşamından sıkılınca, çar Nikolayden mali destek istedi; 30 000 ruble ve altı aylık bir izin aldıktan sonra, Mihaylovski'ye çekildi. Ama annesinin hastalanması üstüne Petersburg'a dönmek zorunda kaldı. 1836'da, Nikolay Fin kendisine gösterdiği yakınlığın nedeninin karısından kaynaklandığını ileri süren imzasız bir mektup aldı. Karısıyla ilgili dedikodulardan dolayı sürekli tedirginlik içinde olan yazar, kıskançlığa kapıldı ve karısının hayranı olduğu söylenen Fransız subayı baron Georges d'Anthes'le düello yaptı ve karnından ağır biçimde yaralandı (27 Ocak 1837); çar kendisini Hıristiyan olarak ölmeye davet eden bir mesaj gönderdi, Puşkin bu olaydan kısa bir süre sonra öldü. Rus edebiyat dilinin yaratıcısı sayılan Puşkin biçim, ölçülülük ve dengelilik açısından en klasik olan ilk büyük Rus ozanı olarak kabul edilir. Lirik şiirin başlıca ustalarından biridir ve güncel sorunların da lirik şiirde işlenebileceğini göstermiştir. Kendinden sonra yetişecek olan Gogol, Lermontov, Dostoyevski ve Tolstoy gibi yazarların geliştirdikleri bir edebiyatın temelini atmış olan Puşkin gözleme dayalı olan düzyazılarında, yalın ve süssüz bir dil kullanmış, eleştiri alanında da edebiyat yapıtını bir bütün olarak benimsemesi ve bunu çözümlemeye yönelerek değerlendirmesiyle birçok eleştirmene yol göstermiştir.
|