Felsefe

Fotoğraf

Sovyet Edebiyatı PDF Yazdır e-Posta
Dünya Edebiyatları - Rus Edebiyatı
SOVYET EDEBİYATI

İç savaştan sonra, edebiyat yaşamı yeni koşullarda canlandı (ilk olarak Büyük Dergi, Kızıl Tarlalar' yayım­ladı, 1921-1922). İktidar başlangıçta estetik zorunluklar getirmek istemedi ama edebiyat sıkı bir denetim altına girmişti, öyle de kalacaktı. 1932'den başlayarak (bu tarihte bütün edebiyat hareketleri dağıtılarak bir Sovyet Ya­zarlar Birliği oluşturuldu), edebiyat güdümlü duruma getirildi ve "sosya­list gerçekçilik" denen bir resmi es­tetik saptandı. Resmi estetik görüşle­re boyun eğmeyerek yurt dışında Mıy (Biz, 1924) adlı bir önceleme romanı yayımlamış bulunan Yevgeni Zamyatin'e (1884-1937) ülkeden göç etme iz­ni verildi. 1930 yıllarının büyük bas­kı hareketleri edebiyatçılara büyük bir darbe indirdi. Birçok yazar yok edildi,birçoğu da bir daha seslerini du­yurmamak üzere susturuldular (Miha-il Bulgakov [1891-1940]; bu yazarın Usta ile Margarita [Master i Margarita] adlı fantastik romanı ancak 1967'de, bazı bölümleri çıkartılarak yayımlanabildi; ozan Zabolotsi [1905-1958]; öykücü Yuris Oleşa [1899-1960]; Zoşçenko) ya da bir sü­re engellendiler (Boris Pasternak; Anna Ahmatova).

  

Stalin'in ölümü (1953) ve "kişinin putlaştırılması" olgusundan vazgeçil­mesi (1956) "buzların çözülmesi"ne (romancı, gazeteci ve anı yazarı İlya Ehrenburg'un [1891-1967] bir öyküsü­nün başlığından) yol açtı; Novi Mir (Yeni Dünya) dergisinin eğilimi ve 1962'de Kruşçev'in izniyle Aleksandr Soljenitsin'in İvan Denisoviç'in Haya­tında Bir Gün (Odin den iz jizni İvana Denisoviça, 1962) adlı romanının ya­yımlanması bunun kanıtı aldu. Bu ya­pıt Sovyet toplama kamplarındaki ger­çeği ilk kez sansürsüz olarak tanıtı­yordu. Ama 1958'de Nobel Edebiyat Ödülü'nün Doktor Jivago (1957) adlı romamyla Pasternak'a verilmesi, libe­ralleşmeye karşı direnişi daha belir­gin ve kesin bir hale getirdi. 1964'ten başlayarak durum yeniden sertleşti. Yazarlar yeniden toplama kampları­na gönderildiler (1965'te Andrey Sinyavski ve Yuri Daniyel, ozan Yosip Brodski, Andrey Amalrik), ülkeden atıldılar (1974'te Soljenitsin), sürgün edildiler.

  

Edebiyat yapıtları bu gerilimden etki­lendi. Bununla birlikte, Sovyet edebi­yatının en zengin dönemi 1920 yılları oldu. Edebiyat okulları birbirini izle­di: İmajinizm; konstrüktivizm. Karşıt gruplar gelişti: "Proletarya" yazarla­rı "Serapionov kardeşler"; Solcu Sa­nat Cephesi. Ağırlıklı tür gene şiirdi. Vladimiroviç Mayakovski (1894-1930) duyarlığını, dilsel yaratıcılığını dize­leri ve yergili oyunlarıyla (Tahtakuru­su [Klop, 1920] ve Banya [Hamam, 1929]), devrimci düşüncelerin hizme­tine verdi. Sergey Yesenin (1895-1925), bir kır ozanıydı. Yaşamın  şiddetini dizelerine aktaran, geleceğin lanetlenmiş romancısı Boris Paster­nak (1890-1960), içsel yaşamın ozanı Anna Ahmatova (1893-1966) ve temiz­leme hareketinin kurbanı ozan Osip Mandelştam (1892-1938) devrim hare­ketinin uzağında kaldılar. Düzyazı alanında da birçok okul ve birbirine karşıt birçok topluluk görül­dü. İç savaş öykülerine (1923'te Furmanov'un Çapayef'i; Serafimoviç'in Jeleznıy Potok'u [Demir Irmak, 1924]: Aleksandr Fadeyev'in [1901-1956] Razgrom'u [Bozgun, 1929] ve Mihail Şolohov'un [1905-1984] Ve Durgun Akardı .Don'una [Tikhiy Don, 1928-1940])karşılık daha klasik ro­manlar da yazıldı (Leonid Leonov'un Barsuki'si [Porsuklar, 1924]). Başlangıçta kendine özgü bir tür olan (1925'te Fiyodor Gladkov'un [1883 1958] Çimento'su [Tsement]) ve çalış­mayı yücelten "üretim romanı" türü, İzak Babel'in (1894-1941) pikaro türü anlatılarında ya da Mihail Zoşçenko' nun (1895-1958) mizah anlatılarında işlenenden ayrı bir dünyadan kaynak­lanmış gibiydi ve giderek Sovyet ede­biyatının en aşınmış türlerinden biri haline geldi.

  "Buzların çözüldüğü" döneme kadar geçen yirmi, yirmi beş yıl içinde ger­çekten özgün olan yapıtlara pek Tas­lanmadı. Ama bu süre içinde gene de bazı yapıtların, öbürlerinden ayrıldık­ları görüldü: Bunlar arasında özellik­le Aleksey Tolstoy'un (1883-1945) 1920 yıllarında yazmaya başladığı bü­yük üçleme Hoj denize po Mukam (İş­kenceler Yolu, 1921-1941) ile tarihsel roman Piyotr Pervıy (Petro I, 1929-1945); Nikolay Ostrovski'nin Ve Çeliğe Su Verildi'si (Kak zakalyalas Stal, 1932-1935); Şolohov'un kolektif­leştirmeyi anlatan Uyandırılmış Top­rak (Pödniyataya tselina, 1932-1936) ile Ve Durgun Akardı Don 'un sonu sa­yılabilir. İkinci Dünya savaşı yeni yeteneklerin ortaya çıkmasına yol açtı savaş romanları yazarı Konstantin Simonov (1915-1979); V Okopah Stalingrada' nın (Stalingrad Siperlerinde, 1946) ya­zarı Viktor Nekrasov (doğ. 1911); Vasiliy Tiyorkin (1941-1945) adlı savaş kitabının yazarı ve Novi Mir dergisi­ni en parlak döneminde yöneten Alek­sandr Tvardovski (1910-1971). 1954-1956 yıllarındaki "buzların çözülmesi" dönemi, yalmzca bedenle­re ve ruhlara özgürlük sağlamakla kalmadı, aynı zamanda etkinlik alan­larını canlandırdı, XIX. yy'dan miras kalmış kurallarla donmuş edebiyat türlerine de serbestlik sağladı. Son otuz kırk yıl içinde, özgün edebi­yatçılar ortaya çıktı: Abramov, Tendriyakov, Bikov, Zaligin, Soloukin, Aksionov gibi yazarlar; Yevgeni Yevtu-şenko, Andrey Voznesenski, Zinoviy Rojdestvenski, Bulat Okucava (aynı zamanda gitarist ve şarkıcı) gibi ozan­lar. Bu dönem Batılıların gözünde Sol­jenitsin'in (doğ. 1918) buyurgan kişi­liğinin damgasını taşır; bu yazarın ya­pıtları yoğun bir ruhsal yaşamın ve gi­derek artan bir verimliliğin kanıtıdır. Öte yandan, S.S.C.B'nde öncü nitelikli yapıtların yayımlandığı da bilinmek­tedir.
 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle