Felsefe

Fotoğraf

Maksim Gorki PDF Yazdır e-Posta
Dünya Edebiyatları - Rus Edebiyatı

Dünya ölçüsünde büyük bir yazar olan Maksim Gorki, 28 Mart 1868 tarihinde, bugün «Gorki» adını taşıyan Nijni-Novgorod şehrinde doğdu. Asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov'du. Bir mobilya işçisi olan babasını, dört yaşında iken kaybetti. Bu durum karşısında o zamanlar bir boya imalâthanesi olan dedesi Kaşirine'e sığındı. Yedi yaşına gelince onu, bir sanat okuluna verdiler. Ama okul kayıtla­rına göre, «fukaralığından ötürü» beş ay sonra okuldan ayrılmak zorunda kaldı. Bir daha da okul yüzü görmedi. Bu sıralarda annesi veremden öldü. Dedesinin işleri de bo­zulduğu için, Gorki daha sekiz yaşlarında iken hayata atıl­mak zorunda kaldı.Gorki'nin çocukluğu, kaba, cahil, sert bir takım insan­ların çevresinde geçti.

Gorki çocukluğunun bu acı gün­lerini, dünya edebiyatına birer klâsik eser olarak giren «Çocukluğum» (1913) ve «Ekmeğimi Kazanırken» (1916) adlı eserlerinde bütün ayrıntılarıyla anlatır.Gorki'nin baştanbaşa acı ve yoksulluk içinde geçen çocukluk hayatının biricik avuntusu büyük annesi Akulina İvanovna'dır. Gorki'yi sonsuz bir sevgi ile seven, onu anla­yan, onu koruyan ve kayıran biricik insan, bu duygulu, bu iyi yürekli kadındı.Gorki, ninesine olan sevgisinin derinliğini, «Ekmeği­mi Kazanırken» ve «Benim Üniversitelerim» (1923) adlı eserlerinde çok güzel belirtmiştir.

Gorki'yi, on yaşında, bir kundura mağazasına çırak olarak verdiler. Ama ellerini kaynar çorba ile haşladığı için buradan ayrılarak yeniden ninesinin yanına dönmek zo­runda kaldı. Elleri iyileşince, uzak akrabalarından bir mi­marın yanına çırak olarak girdi. Gorki mimarın evinde, dü­pedüz hizmetçilik etti. Bu ağır iş şartlarına ancak bir yıl dayanabildi. Oradan kaçarak Volga'da işleyen gemilerden birinde aşçı yamaklığı ve bulaşıkçılık etti. Gemiden ayrı­lınca, bir süre başıboş dolaştı. Kuş avcılığı ile hayatını ka­zanmağa çalıştı. Sonra, yeniden mimarın yanına girdi. Oradan ayrılınca, bir İkon atölyesine kapılandı. Kutsal resim­ler (İkonlar) satan bir mağazada tezgâhtar yamaklığı etti. Üçüncü defa olarak yine mimarın yanına girdi. İnşaat işle­rinde mimara yardım etti.Gorki, bütün bu ağır iş şartlarına bakmadan, fırsat buldukça okudu. Bu yüzden başına olmayacak işler gel­di. Onda bu okuma aşkı, ölünceye kadar kendisini bırak­madı.İçini bir kurt gibi kemiren bu okuma tutkusu Gorki'yi nihayet Kazan şehrine sürükledi. 1884 yılında, bir arkada­şının teşvikiyle, Üniversiteye girmek üzere Kazan şehrine gitti. Ama Üniversiteye giremiyen Gorki, Kazan'da hayat denilen yüksek üniversitenin bütün fakültelerinden geçti. Gorki, hayatının bu bölümünü «Benim Üniversitelerim» (1923) adlı eserinde bütün ayrıntılarıyla anlatır.Gorki, Kazan'da bir süre çeşitli fırınlarda çalıştı.

1888 yılında, yine bu şehirde, Romas adlı bir halkçı-devrimci ile tanıştı. Bunun teşvikiyle, köylüler arasında çalışmak ve on­ları aydınlatmak üzere Volga nehri kıyısındaki Krasnovidovo köyüne gitti. Burada, Rus köylüsünün hayatını yakından incelemek fırsatını buldu.Gorki, hayatının bu döneminde, Hazer Denizi kıyıla­rına kadar gitti. Orada bir balıkçı dalyanına girdi. Bir ara­lık şimendifer bekçiliği, sonra da kantar memurluğu yaptı.1889 yılında Nijni-Novgorod'da devrimci çalışmaların­dan ötürü ilk defa tutuktandı. Yine bu sıralarda, devrin ta­nınmış yazarlarından Korolenko ile tanıştı. Korolenko'ya, o zamanlar yazmış olduğu «İhtiyar Meşenin Şarkısı» adlı şiirini okudu. Korolenko yazıyı beğenmedi, düşüncesini de Gorki'ye açıkça söylemekten çekinmedi. Gorki bunun etki­siyle, iki yıl eline kalem almadı.Gorki bu sıralarda Lapin adlı bir avukatın yanında sek­reter olarak çalışıyordu. Gorki, hatıralarında bu avukattan sevgi ve saygı ile söz eder, öğrendiği şeylerden bir çoğunu bu zata borçlu olduğunu söyler.1892 yılı 25 Eylülünde Tiflis'de çıkmakta olan «Kaf­kas» adlı gazetede, «Makar Çudra» adlı bir hikâyesini ya­yınladı. Gorki'nin edebiyat çalışmalarına başlangıç olarak bu tarih kabul edilir.Büyük yazar, ilk defa bu hikâyesinde, onu dünya ede­biyatında ölümsüzleştiren «Gorki» takma adını kullandı.Gorki,

1901 yılında, Çehov'la tanıştı. 1902 yılı 23 Mar­tında ise «Moskova Sanat Tiyatrosu»nda «Küçük Burju­valar» piyesi oynandı. Piyes büyük bir başarı sağladı. Aynı yılın Nisan ayında da «Ayak Takımı Arasında» adlı eseri oynandı. Bunu izleyen yıllar içinde Gorki'nin en,güzel eserleri birbirini kovalamağa,, şöhreti de gün geçtikçe büyümeğe başladı. 1906'da «Ana» romanı, 1913'de «Çocukluğum», 1916'da «Ekmeğimi Kazanırken», 1923'de «Benim Üniver­sitelerim» gibi eserleri; 1925'de «Artamanov'lar» 1926'da ise en büyük romanı olan «Klim Samgin'in Hayatı»nın bi­rinci cildi çıktı.Gorki'nin ne kadar çabuk ün saldığını, eserlerinin çı­kar çıkmaz ne kadar çabuk başka dillere çevrildiğini daha iyi anlayabilmemiz için, şu küçük noktayı belirtmemiz ye­ter: Dünya çapında meşhur bir romancı olan Turgenyev" in en ünlü eseri olan «Babalar ve Çocuklar» (1860), çıkı­şından 77 yıl sonra, 1937'de; Dostoyevski'nin ise «Suç ve Ceza», «Karamazof Kardeşler»", «Budala» gibi şaheserleri, çıkışlarından ancak 60-70 yıl sonra dilimize çevrildikleri halde, Gorki'nin «Ana» romanı 1906-1907 yıllarında yayım­lanmış, hemen iki yıl sonra da, yani 1909 yılında Türkçeye çevrilerek, Tanin gazetesinde tefrika edildikten sonra ki­tap halinde çıkmıştır.Gorki'nin kitap halinde çıkmış ilk eseri olan iki cilt­lik hikâyeleri, 1898 tarihini taşıdığına göre, bu büyük yaza­rın bize kadar gelebilmesi için, ancak 10 yılık bir zaman geçmesi yetmiştir. Halbuki Turgenyev ile Dostoyevski, Gor­ki'nin 10 yılda aldığı yolu, ancak 40-60 yıl içinde alabil­mişlerdir

Gorki'nin eserlerinde göze çarpan sosyal yön, olay kişileriyle sosyal şartlar arasında çelişme ve çatışmadır. Gorki'nin bütün sosyal şartlara, kendi istek ve eğilimlerine göre bir yön vermeye çalışmalarıdır.Gorki'nin eserlerinde bu sosyal yön üç türlü belirtil­miştir; a) Masallar ve efsaneler, b) Gazete makaleleri, c) Nihayet olayların realistçe açıklanması ve hikâyesi biçi­minde. 

a) Gorki ilk yazılarını tercihan masal ve efsaneler bi­çiminde yazmıştır. Yazarın dilimize de çevrilmiş olan “Stepte” eserindeki (Kocakarı izergil, Makar Çudra, Şahin Üzerine Türkü, Han ve Oğul) gibi masal ve efsanelerde gö­rüldüğü üzere içinde yaşanılan acı gerçeğe karşı, idealize edilmiş bir gerçek çıkarılmıştır. İçinde yaşanılan ha­yatta realize edilemeyen, gerçekleştirilemeyen istekler, idealize edilmiş bir hayatta gerçekleştirilmiş gibi gösteril­miştir. Gorki'nin bu tip eserlerindeki bütün kişilerde göze çarpan şu özellik var: Güçlü insanlar zayıflara, serbest ve bağımsız insanlar kölelere; mağrur insanlar alçalmıs in­sanlara karşı konmuştur.Gorki'nin başıboş insanların, serserilerin hayatım tas­vir ettiği Malva, Çelkaş, Konovalov, Yol Arkadaşım gibi hikâyelerinde de aynı hali görmekteyiz! Bu hikâyelerin ki­şileri de «olağanüstü» insanlardır.Hiç şüphe yok ki Gorki, bu çeşit eserlerinde romantik­tir. Ama Gorki'nin bu romantizminde, geçmişe, geriye dö­nüşten çok, ileriye, iyiye ve güzele bir akış vardır.Gorki'nin birçok eserlerinde, içinde yaşadığı gerçek ve sıkıcı hayatı, hayal gücüyle daha çekici bir hale ge­tiren, hayale tapan kişilere de rastlıyoruz. Hayali cennet­ler yaratmak, hayal gücüyle daha geçici hayat şartları ya­ratmak, içinde yaşanılan kötü şartlara karşı bir mücadele vasıtası olmasa bile bir avuntudur.Nitekim bu hayali cennetlere rağmen kötü hayat şart­ları yine olanca ağırlığıyla devam etmektedir. Kısa bir za­man sonra hayat kanunları, bütün ağırlığıyla kendilerini duyurmağa başlıyacaklardır. Biraz olsun avunmak için bu hayalî cennetler belki faydalıdır, ama bunlar kötü hayat şartlarını büsbütün yok eden ilâç değildir. Gerçek hayatı yalancı hayalî bir hayatla değiştirmeğe çalışmak, olsa olsa, âciz, güçsüz insanların işidir.Gorki'nin «Boles» hikâyesindeki Teraza'sı bu çeşit insanlardan biridir. Bu muhayyel hayatın filozofları, vaizleri de vardır. Meselâ «Ayak Takımı Arasında»ki Lenka bunun güzel bir örneğini teşkil eder.

b) Ama Gorki, masal ve efsaneler içinde canlandırı­lan hayali cennetlerle yetinemezdi. Bunun için daha başkayollara da başvurmak gerekiyordu. İşte bu yollardan biri de gazete makaleleri ve gazete fıkralarıdır. Burada kişiler yok, gerçekler vardır. «9 Ocak», «Amerika'da», «Rus Ma­salları» bu çeşit yazılardır. Gorki bu çeşit eserlerde hayatı açıkça mahkûm etmektedir.

c) Gorki'nin insanla sosyal şartlar arasındaki çeliş­meyi ve anlaşmazlığı belirtmek için çok başvurduğu yol, doğrudan doğruya olayların gerçekçi bir metodla hikâye­sidir. Gorki'nin eserleri çoğunlukla bu biçimde yazılmıştır. «Foma Gordayev», «Üç Kişi», «Ana», «Matyev Kojemyakin'in Hayatı», «Benim Üniversitelerim», «Klim Samgin'in Hayatı» gibi romanları bu çeşit eserlerden sayılmaktadır. Gorki'nin, sayıları 10-15'i buian tiyatro eserlerini de bu türe sokmak kabildir.

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle