|
İtalyan ozanı ve hümanisti (Arezzo, 1304-Arqua, 1374). Floransalı bir noterin oğlu olan Francesco Petrarca, babası, siyasal düşmanları tarafından sürülünce, İtalya' dan ayrılarak Avignon'da bulunan Papalık Sarayı'na gidip yakınındaki küçük Carpentras kentine yerleşti (1312). İlk öğrenimini burada yaptıktan sonra Montpellier ve Bologna üniversitelerinde 1319'dan 1325'e kadar, hukuk ve tanrıbilim okudu. Anne ve babasının ölümünden sonra, Avignon'a döndü.Orada,tarikata girmesine karşın, sivil yaşamdan kopmadan Colonna ailesinin yanında kaldı. Aynı dönemde Laura adlı kadına rasladı ve ona şiddetli ama umutsuz bir sevgiyle bağlandı; en güzel düşüncelerini yönelttiği bu kadını Soneler 'iyle ölümsüzleştirdi. Bu arada Petrarca yolculuk yaptı: Bir yıl süreyle gene Colonna ailesinden olan Lombez piskoposu yanında kaldı (1330]. Paris'i ve Ren kıyısı boyunca yer alan kentleri gezdi. 1336'da İtalya'ya döndü. Avignon'a geri geldiğinde dizeleriyle ün yapmıştı bile. Artık yalnız kalmak istiyordu. Fontaine-de-Vaucluse yakınlarındaki küçük evine yerleşti. Çalıştı, çeşitli incelemeler yaptı, durmadan yazdı ve kısa sürede çeşitli ülkelerde tanındı. Artık bütün zamanı Fransa ile İtalya arasında geçiyor. Eski Roma'nın büyüklüğünü canlandırmayı düşlüyor, ulusal birliği kurmayı, papaları yeniden Roma'ya döndürmeyi diliyordu. Ama uzlaşma yolundaki çağrıları boşa gitti. Ozanın en güzel sonelerinin esin kaynağı olan Laura'nın ölümü (1348), insanlardan uzakta yaşama kararını pekiştirdi. Bunun üstüne Fransa'dan bir daha geri dönmemek üzere ayrıldı, İtalya'da kalabileceği bir yer aradı (1353). Önce Visconti ailesi, ardından dukalar kendisini birkaç yıl Milano' da ve Venedik'te konuk ettiler. Sonunda, 1370'te Padova yakınlarında Arqua'ya yerleşerek kendini bütünüyle edebiyata ve dine verdi. Evlilikdışı bir ilişkiden doğmuş olan kızıyla damadı ozanın yanında kaldılar ve ona büyük bir özenle bakülar. Bir söylentiye göre doğum gününde (20 Temmuz 1374), onu, kitaplığında, başı bir kitabın üstüne düşmüş olarak ölü buldular. LATİNCE VE İTALYANCA YAPITLARI Petrarca'nın yapıtları, yalnız yazıldıkları dil değil, konuları ve amaçları bakımından da birbirinden çok ayrı bir öbek oluşturur. Latince olarak kaleme alman birinci öbek, yazarın kanısına göre kendisine ölümsüz bir ün sağlayacak olan yapıtları içeriyordu; ozan bu yapıtlarıyla İtalya Rönesansı'na büyük katkıda bulundu. Ama asıl ölümsüzlüğünü sağlayan ürün, iki derlemeden oluşan, italyanca ve pek o kadar önem vermediği ikinci kitaptır. Latince yapıtlarında başlıca amacı "dünyaya Eskiçağ'ın edebiyat hazinesini tanıtmak"tı. Eski büyük yazarların elyazmalarını bulup güruşığına çıkarabilmek içinürçok ülkedeki kitaplıklarda uzun ve yararlı araştırmalar yaptı. Bulduğu yapıtlar arasında Quintilianus'un DeInstitutione Oratoria 'sı (Bir Hatibin Yetişmesi Üstüne) ve Cicero'nun mektupları da (Ad familiares) vardı. İtalyanca yapıtlarıysa Canzoniere (Dizeler) ile Trionfi'yi (Zaferler) içeriyordu. Petrarca Canzoniere (ya da Rime) gibi belirsiz bir başlık altında, sevgilisini yüceltmek üzere yazdığı tüm italyanca şiirlerini toplamıştır. Bu derlemede 366 şiir yer alır; bunların 317'si sone, 29'u şarkıdır; aralarında birkaç tane de balad ve madrigal bulunur. Birinci bölümde (Rime in vita di Laura [Laura Yaşarken Yazılmış Dizeler]) güzellikleriyle insanı coşturan aşk şiirleri vardır. Laura öldüğünde, ozan gene onun düşüncesine sığınarak avunur. Kitabın en güzel dizelerinin yer aldığı ikinci bölümün (Rime in morte di Laura [Laura Öldükten Sonra Yazılmış Dizeler]) tüm şiirleri Laura'ya adanmıştır. 1356-1374 yılları arasında Roman de la Rose (Gülün Romanı) ve alegorili destanların (Aşk, Lekesiz-lik, Ölüm, Zafer, Zaman, Tanrı) havasında yazılmış bulunan Trionfi (Zafer Alayları) ozanın Vaucluse'de uykusunda tanık olduğunu anlattığı görüntüleri dile getirir. Petrarca'nın şiirlerinin ünü İtalya'da iki yüzyıl boyunca sürekli artmıştır. Bu şiirler XV. yy'ın sonlarına varmadan önce otuz kez yayımlandı, daha sonraki kuşaklara örnek oldu. "Petrarca'yı incelemek, Petrarca'yı yorumlamak, Petrarca'yı taklik etmek" tek uğraş haline geldi. Başlangıçta olumlu yöndeki etkisi Boccaccio gibi yazarlarda kendini gösterdi. Ama yavaş yavaş, yapıtında doğallıktan uzaklaşan öğeleri taklit eden tilmizleri "marinoculuk" gibi doğrultulardan kurtulamadılar. Petrarca ülkesi dışında da çok beğenildi: XV. yy'ın ortalarından başlayarak Fransız ozanları tarafından taklit edildi. Clement Marot, Petrarca'nın şiirlerini fransızcaya çevirdi. Maurice Sceve ve Louise Labe ile Lyon okulu ondan esinlendi. Pleiade'ın önde gelen ozanları işe Petrarca'dan alıntılar yaparak başladılar. Ama kendi beğenilerine güvenmeye başlayınca Petrarca'dan uzaklaştılar. Bunun üstüne Petrarca'nın ünü gölgelendi. Daha sonra romantikler Petrarca'yı yeniden onurlandırdılar ve onu bir öncü gibi gördüler, ama "Petrarca taklitçiliği" yapmaktan sakındılar.
|