|
Babası bir şarap satıcısı olan Geoffrey Chaucer, burjuva kökenli olmasına karşın, sarayda görev almayı başardı. 1359'da Avrupa seferine katılıp tutsak düştü; 1360'ta kurtulmalığı (fidye) ödenince ülkesine döndü. 1366'ya doğru Lancaster düşesinin nedimesiyle evlendi. Diplomatik görevlerle yurt dışına gönderildi. 1374'te Londra limanında gümrük denetçisi olarak görev yaptı. Başyapıtı olan Canterbury Masalları nı (Tales of Canterbury) yazmaya başladığı 1387 yılında karısı öldü. Chaucer'in yapıtlarının önemi, herşeyden önce, yazarın tarihin ilgi çekicibir döneminde yaşamış olmasından kaynaklanır. Bir geçiş döneminde yaşamış olan Chaucer, eski ile yeniyi, yabancı etkisi ile ulusal özellikleri düzyazılarında kaynaştırmaya çalışmış, Guillaume de Machault, Jehan Froissart gibi Fransız yazarlarından, Dante, Petrarca ve Boccaccio gibi İtalyan yazarlarından etkilenmiş, ama bu etkileri bağdaştırarak kendine özgü bir edebiyat biçimi yaratmayı başarmıştır. CANTERBURY MASALLARI Tamamlanmamış olan Canterbury Masalları,Londra'dan kalkarak Canterbury'deki Thomas Becket'in mezarına topluca giden hacıların (aralarında yazar da vardır) art arda anlattıkları masallardan oluşur. Yapıt günümüze kalan biçimiyle yirmi masal içerir (bunların dördü bitmemiştir). Chaucer, giriş bölümünde, bir haçlı seferinden dönen şövalyeyi, Oxford papazını, hekimi, tüccarı, köylüleri, Kilise adamlarını, vb. betimlerken, birkaç sayfa içinde, çağının toplumunu iğneleyici bir gerçekçilikle dile getirir.
|