Felsefe

Fotoğraf

Virginia Woolf PDF Yazdır e-Posta
Dünya Edebiyatları - İngiliz Edebiyatı

Çocukluk ve ilkgençlik yılları, hatta bütün yaşamı sürekli sıkıntı ve üzün­tü içinde geçen Virginia Woolf un ruh sağlığı da hep tehdit altındaydı. On dört yaşında annesini yitirdi. Ünlü bir eleştirmen olan ve edebiyata tutkuy­la bağlanan babası Leslie Stephen'ın Virginia üstünde derin ve kesin bir et­kisi vardı; ancak 1904'te ölümü, Virginia 'nın ruhsal açıdan solup güç­süz düşmesine ve giderek zayıf bünyeli bir insan haline gelmesine yol aç­tı. Virginia 1912'de Leonard Woolf la evlendi ve kocasının ruhsal ve dü­şünsel desteğinin Virginia Woolf'un yaşamında son derece olumlu bir et­kisi oldu. Birlikte Hogarth Press adlı yayınevini kurdular, Katherine Mansfield ve T.S. Eliot'ın kitaplarını yayım­ladılar. Virginia Woolf bu tarihten sonra, zamanının bir bölümünü yayın­evi yöneticiliğine, bir bölümünü de eleştirmenlik ve romancılık etkinlikle­rine ayırdı.  

Virginia Woolf’un romanlarında olay örgüsü yoktur, kişiler hiçbir zaman betimlenmez ve tümü de bir "iç süre"de yer alırlar. Roman zamanı, duygu­sal zaman yararına ortadan kaldırıl­mıştır. Yazar, anlatının süresini, "an"ı bütün karmaşıklığı, zenginliği ve boşluğu içinde betimleyerek, par­çalamaya çalışır. Bellek açıklığı ve kapalılığı, algılamadaki şimdiki an, bi­linç akışı, sınırsız süre, Virginia Woolf'un yapıtlarında işlediği başlıca te­malardır. Dolayısıyla Virginia Woolf un romanı ben'in romanıdır, saatle öl­çülen zaman dışındaki zamanın, an­cak kahramanın bakışı sayesinde var olabilen uzamın (bu durumda uzam, Londra ya da deniz, hemen hemen so­yut olan, yalnızca algılanan ve içe atı­lan bir uzamdır) romanıdır. Böyle olunca da, düşünceyi (yavaş yavaş bi­çimlenir), anıyı ya da yalnızca yaşa­ma kaygısını, sıkıntısını doğurur. İki roman (The Voyage Out [Dışarı Yolculuk], 1915; Night and Day [Ge­ce ve Gündüz], 1919) yazdıktan son­ra Jacob's Room'a (Jacob'un Odası, 1922) başladı. Burada işlediği Jacob adlı kişi, anlatılan bir konu ya da kişinin cisimleşmesinden çok, sayısız ve hareketli bir izlenimler dizisinden olu­şuyordu; bunların yanı sıra, hayal ya da boş düşünce parçaları, düşler ve kişinin katıldığı konuşmalar da ekle­niyordu. Yirmi altı yaşında olan Ja­cob, ortadan kalkıyor ve olay örgüsü görünmez hale geliyordu. Yapıtta öykülenen hiçbir şey yoktu, ama "var ol­ma anları" vardı; çünkü hiçbir şey bü­tünlüğü ve yetkinliği içinde yakalana­mazdı.  

Woolfun 1925'te kaleme aldığı Mrs. Dalloway bir günün görüntülerinin ve görünümünün sürekli akışı içinde an­latımıdır. Orlando, A Biography''dey­se (Orlando, Bir Yaşamöyküsü, 1928) yazar, bir kişi (önce erkek, sonra kadın) tasarlar; bu kişi üç yüz yıldan uzun süre yaşamıştır; yapıtta düşün­celer, anlar, duyumlar, izlenimler yı­ğınlar halindedir. Romancı, yaşamın akışkanlığının, kaçıcılığının canlı bir görünümünü sunarken zaman ve uzamdan kurtulmak ve böylece varlı­ğın yaşamöykülerini saptamak ister. Deniz Feneri'nde (To The Lighthouse, 1927), hiçbir anlatı kişisi yoktur, za­man kendi kendini, terk edilmiş evde, bir hava akımı gibi hissettirir. Başyapıtı olan Dalgalar (The Waves, 1931) ise uzun iç monologlarla insan yalnızlığının aynı kesintilik, tutarsız­lık izlenimini vermeye çalışır. 28 Mart 1941'de intihar eden Virgi­nia Woolf ardında pek çok yayımlan­mamış yapıt bırakmıştır. Bunlar ara­sında bir günlük (A Writer's Diary [Bir Yazarın Ânı Defteri], 1963) ve bit­memiş bir roman (Between the Acts, 1941) ölümünden sonra yayımlanmış­tır

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle