Felsefe

Fotoğraf

George Berkeley PDF Yazdır e-Posta
Dünya Edebiyatları - İngiliz Edebiyatı

Anglikan inancına bağlı varlıklı bir ailenin çocuğu olan George Berkeley, Dublin'de öğrenim gördüğü sı­rada, felsefenin ve bilimin yanlışla­rından arındırılmaları ve kuşursuz-laştırılmalarıyla, hıristiyanlığa tıpa­tıp uyan bir bilgeliğe ulaşılacağını düşündü ve ömrünü bu amacın ger­çekleştirilmesine adadı. Önemli fel­sefe yazılarını yayımladıktan sonra, A.B.D'ne giderek, geziler yaptı. 1731'de yurduna döndü. 1734'te, İrlanda'nın güneyindeki Cloyne ken­tinin piskoposluğuna atandı. Göre­vini büyük bir başarıyla yürüterek, bölgesinde halkın altıda beşini oluş­turan katoliklere anlayışla davran­dı. 

İDEALİST KURAM

Varlığın maddesel olmadığını ileri süren öğretinin kurucusu olan Berkeley, genç yaşta yazdığı The Theory of Vision (Görüm Kuramı, 1709) adlı kitabında uzam kavramı­nın oluşumunu açıklamaya çalıştı. Ertesi yıl, Treatise Concerning the PrincipJes of Human Knovvledge (İn­san Bilgisinin İlkeleri Üstüne İncele­me) adlı yapıtında, felsefesinin özünü geliştirdi. Eski soyutlama kuramlarına aşırı güvendiğini dü­şündüğü Locke'un deneyciliğini eleştirdi. Özellikle, kendi başına var olan ve algılarımızın gerçeğini temellendiren madde kavramım çü­rütmeye çalıştı. Berkeley'in, açık se­çik ve sağlam biçimde ortaya koyduğu idealist kuram, şu ilkeye dayanır: "Nesnelerin özü, algılan­mış olmalarından başka şey değil­dir". Berkeley'e göre nesneleri dü­şünceler olarak tanırız. Nesneler düşünceden başka şey olamazlar, çünkü duyumlar,katışıksız düşünce­lerdir. Nesneler kendilerini yaratan Tanrı'da bile, birer düşüncedirler. Kendisiyle ilgili edindiğimiz düşün­celer dışında, madde diye bir şey yoktur. Genel bir düşünce elde etmek için, özel düşünceleri birbi­riyle karşılaştırız: Soyutlama. Yan­lış soyutlamalardan arındırılmış bi­limin bütün değeri, duyumsal kesin­liğe dayanır. Duyumsal kesinliğe dayanarak Tanrı'nın varlığına iliş­kin özgün bir kanıt ileri süren Berkeley, bu konuda şunları yazmıştır: "Bence, duyumsal şeylerin, bir anlayışgücünden başka bir yerde var olamayacakları apaçıktır. Bu­radan, onların gerçek bir varlıkları olmadığı sonucuna değil, benim düşünceme bağlı değillerse ve be­nim tarafından algılanmış olmak nitelliğinden apayrı bir varlıkları varsa, onların, içinde var olmaları gereken bir manevi varlık bulunma­sı gerektiği sonucuna varıyorum. Demek ki, duyumsal dünyanın var olduğu ne ölçüde kesinse, onları kapsayan ve destekleyen sonsuz ve her yerde bulunan bir manevi varlı­ğın var olduğu da o ölçüde kesindir". Dolayısıyle Berkeloy'e göre dünya, Tanrı'nın, insanlarda uyandırdığı düşüncelerin tümünden başka şey değildir. Ama Tanrı, insanlara, kendi düşüncesini ya da düşünce­sinden herhangi bir şeyi böylece iletiyorsa, bunun amacı, insanların gönlünü kendine çekmektir. Öyley­se, dünya aslında Tanrı'nm insan­lara yönelik dilidir. Tanrı tarafın­dan düşünülmüş sözdür.    

Eserleri: 

The Theory of Vision (Görüm Kuramı, 1709); Treatise Concerning the Principles of Human Knovvled­ge (İnsan Bilgisinin İlkeleri Üstüne inceleme, 1710); Three Dialogues Betvveen Hylas and Philonoüs (Hylas' la Philonoüs Arasında Üç Konuşma, 1713); Alciphron (1732); Siris (1744); vb.

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle