|
Fransa'da 1894-1906 yılları arasında vatan hainliği suçuyla hüküm giyen, sonra suçsuzluğu ortaya çıkan yüzbaşı Dreyfus'ün başından geçen ve çeşitli siyasal sonuçlar doğuran bir dizi adli olaya topluca verilen ad. 1894'te genelkurmayda görevli topçu yüzbaşı Dreyfus, Paris'teki Alman elçiliğine askerî bilgiler vermekle suçlanınca, bu suçu yadsıdı (ortada ne somut bir neden, ne de açık seçik kanıtlar vardı); ama Savaş Konseyi, bir elyazısı karşılaştırmasına ve kurallar, çiğnenerek zanlının avukatlarına gösterilmeden yargıçlara verilen bir gizli dosyaya dayanıp, Dreyfus'e ömür boyu sürgün ve rütbesinin geri alınması cezasını verdi. Oysa Dreyfus yalnızca bir kuşkunun kurbanı olmuştu; yahudi olduğundan,kuşku çekmesi de o dönem için doğaldı. Gerçekten, Edouard Drumont'un 1886'dan, başlayarak La France Juive (Yahudi Fransa) adlı kitabıyla ve La Libre Parole (Özgür Söz) adlı gazetesiyle yaptığı yahudi düşmanlığı propagandası, soylular ile katolik ve kralcı büyük burjuvalar arasında yayılmıştı. Söz konusu propaganda, eski dinsel temele dayandırılmamıştı: Drumont yahudi inanışına karşı çıkmıyor, ama yahudilerin kozmopolit ve açgözlü olduklarını ileri sürüyor, yurtseverlik ve onur duygularından yoksun olduklarını savunuyordu. "SUÇLUYORUM" Dreyfus'ün söz konusu propagandanın da etkisiyle hüküm giyip Guyana'daki Şeytan adasına sürülmesinden sonra da genelkurmaydan bilgi sızması sürünce, Fransız Haber Alma Servisi bir başka subaydan kuşkulandı: Macar kökenli, sefahat düşkünü, borca batmış komutan Esterhazy. Üstelik Esterhazy ile Paris'teki Alman askerî ataşesi arasındaki bir yazışma da ele geçirildi. Ama genelkurmayın ileri gelen subayları, bu yeni öğeleri göz önüne almak istemediler ve suç Dreyfus'ün üstünde kaldı. Dreyfus dosyası konusundaki kuşkularını dile getiren komutan Picquart kınanıp, Tunus'un güneyine gönderildi; albay Henry, Dreyfus'ü suçlu gösteren ve Esterhazy'yi temize çıkaran bir belge düzenledi. Bunun üstüne, Paris'in yahudi çevrelerinde etkili olan zengin Dreyfus ailesi, davayı kamuoyunun gözleri önüne serip, Esterhazy'yi yüzbaşı Dreyfus'e yüklenen suçların gerçek suçlusu olarak gösterdi. Esterhazy buna karşı çıkıp,üstlerinin desteğiyle bir Savaş Konseyi'nde yargılanmayı istedi ve 1898'de beraat etti. Bunun üstüne "Dreyfus Olayı", ilerici görüşleriyle tanınan romancı Emile Zola'nın gürültüler koparan girişimleriyle bir siyasal soruna dönüştü. Zola,Clemenceau'nun gazetesi L 'Aurore 'da yayımladığı"Suçluyorum" başlıklı ateşli açık mektupta, Dreyfus'ün suçsuzluğunu belirtip, hüküm giymesini genelkurmay subaylarının çoğunun yahudi düşmanı, gerici ve kilise yanlısı olmalarına bağladı ve bu mektup yüzünden kendi de hüküm giydi. O sırada cumhuriyetçi üniversiteliler, "İnsan Hakları Birliği"ni kurarak Dreyfus yanlısı bir kampanya başlattılar; amaçları Dreyfus'ü savunmak, ama aynı zamanda da, cumhuriyete bağlılığından kuşku duyulan orduya ve cumhuriyetçilerin doğal düşmanı Kilise'ye karşı çıkmaktı. Dreyfusçülerin propagandası karşısında, "Fransız Vatanı Birliği" diye adlandırılan bir hareket oluştu (hareketin temsilcileri, Dreyfus'ün suçluluğuna inanıyor, haksız yere saldırıya uğradığını düşündükleri orduyu ve Kilise'yi savunuyorlardı). Böylece tartışma, Dreyfus'ün suçlu mu suçsuz mu olduğu konusunu aşıp, büyük siyasal ilkeler ve tutkular tartışılmaya başlandı. Zola, açılan iftira davasında hüküm giyince hapse girmemek için İngiltere'ye kaçmış, ama mahkeme sırasında, Dreyfus'ün yargılanmasında yapılan yasadışı işlemler de ortaya çıkmıştı. 1898 Temmuzunda Henry' nin düzenlediği sahte belge, Meclis mahkemesine Dreyfus'ün suçluluğunun başlıca kanıtı olarak sunuldu; ama ağustos ayında, sahte olduğu anlaşıldı. Bunun üstüne tutuklanan albay Henry, intihar etti. 1899'da Dreyfus dâvasına yeniden bakılması yolundaki bir dilekçe yargıtaya iletildi; yargıtay, özellikle Dreyfus'e karşı çıkarılmış bir yasa uyarınca, bütün üyelerinin katıldığı bir toplantı yaptı ve Dreyfus'ün suçluluğuna inanıldığını açıkladı. 1899'da yargıtayın Ren Savaş Konseyi'ne çıkardığı Dreyfus, on yıl hapis cezasına çarpıldı. Bunun üstüne Cumhurbaşkanı Loubet tarafından bağışlandı ve 1906'da yeni bir soruşturmadan sonra, suçsuzluğu anlaşılarak saygınlığı geri verildi. "Dreyfus olayı" Fransa'yı iki kampa ayırmış, aşırı sağcılara ve solculara, kamuoyunda duruşma çerçevesini aşan kampanyalar yürütme olanağı vermiş bir davadır. Sağcı milliyetçiler bu fırsattan yararlanarak rejimi sarsmaya ve yıkmaya çalışmışlar, Kilise düşmanı solcular da Kilise'ye saldırmışlardır.
|