|
Boulogne'da başladığı öğrenimini on dört yaşında Paris'e giderek sürdüren Charles Augustin Sainte-Beuve, önce tıbba (1823-1827) yöneldi ama, kısa bir süre sonra edebiyatla ilgilenmeye başladı. Daha sonra Fransız bilgini ve siyaset adamı Daunou'nun aracılığıyla Globe gazetesine girdi. 1828'de, romantizm akımını Pleiade geleneğine bir dönüş biçiminde sunarak açıklamaya çalıştığı Tableauhis-toriçue et eritique de la poâsie fran-çaise au XVIsiecle (XVI. yy. Fransız Şiirinin Tarihsel ve Eleştirel Açıdan Görünüşü) adlı kitabını yayımladı. Cenacle topluluğundaki ozanlarla rekabete girerek, önce Vie, poesies et pensees de Joseph Delorme'u (Joseph Delorme'un Yaşamı, Şiirleri ve Düşünceleri, 1829), sonra da Les Consolations'u (Avuntular, 1830) çıkardı. Bu şiirsel denemelerden sağladığı görece başarı ve Victor Hugo'nun eşi Adele Hugo'yla arasındaki fırtınalı ilişki, Volupte (Şehvet, 1834) romanını yazmasında etkili oldu ama, bu roman beklediği etkiyi uyandırmadı. Bu olaydan sonra Sainte-Beuve eleştiriye yöneldi ve yeteneğini gerçek anlamda bu türde ortaya koyabildi. Gerçekten de, otuz yıl süreyle gazetelerde ve dergilerde yayımladığı yazıları, büyük bir etki uyandırdı. 1837'de Lozan Akademisinde Port-Royal tarihi üstüne dersler verdi; bu dersler 1840-1859 yılları arasında yayımlayacağı Port-Royal adlı yapıtının taslağını oluşturdu. 1840'ta Mazarin Kitaplığı'nın yöneticisi oldu ve 1843'te Fransız Akademisi'ne üye seçildi. Daha sonra Liege Üniversitesi'nde, College de France' da (1855) ve Ecole Normale'de (1857-1861) ders verdi. 1865'te de senatör seçildi. ELEŞTİRİ ANLAYIŞI Sainte-Beuve ilk yazılarında romantik akımı savunur görünmekle birlikte, bu bağımlı eleştiri anlayışından giderek uzaklaşıp yazarların yapıtlarını anlamayı ve anladığını başkalarına anlatmayı amaç edinen bir eleştiri anlayışını benimsedi. Balzac yöntemini örnek alarak, yazarın yaşamını, fiziksel yapısını, huyunu, kişiliğini, eğitimini ve ailesini inceledi. Sonunda yöntemini geliştirerek insan düşüncesine egemen olan genel yasaları ortaya koymaya çalıştı ve tıpkı biyoloji ile hayvanbilimde olduğu gibi bir sınıflandırmaya yönelerek, çeşitli düşünce öbekleri bulunduğunu ve bu öbekler arasında da bir aşamalanmanın yer aldığını ileri sürdü. Amacı, "düşüncelerin doğal tarihi"ni oluşturmaktı. Ama, eleştirinin her şeyden önce bir sanat olarak kaldığını ve kesin bir yöntem benimsemenin sezginin ve beğeninin payını gözden çıkarmak olmadığını anımsatarak, Taine'in yaptığı gibi katı kurallara dayanan bir eleştiri sistemi kurmaya yönelmedi. Ne var ki, Portraits'lerindeki (Portreler) çözümleyici ve betimleyici eleştiri anlayışının Pazartesi Konuşmalarıve Nouveaux Lundis (Yeni Pazartesiler, 13 cilt, 1863-1870) adlı yapıtlarında yerini daha dogmatik bir eleştiri anlayışına bıraktığı görüldü: "Yazarların uzun süre savunuculuğunu yaptım, şimdi artık onları yargılamak istiyorum" diyordu. Sainte-Beuve için bundan sonra her şey ölçütlerin değerine bağlıydı. Bu ölçütleri Proust sonradan Contre Sainte-Beuve (Sainte-Beuve'e Karşı) adlı yapıtında sert bir dille eleştirmiştir. Sainte-Beuve her ne kadar çağdaşlarını değerlendirmede kaygısız kalmış ve hatta Stendhal ile Baudelaire'in değerlerini kavrayamamışsa da, olağanüstü bir zekâya, derin bir bilgiye ve kendinden önceki dönemlerde yaşamış yazarlar söz konusu olduğunda son derece doğru bir yargılama gücüne sahipti. Geliştirdiği tarihsel eleştiri yöntemi, Fransız eleştirmenlerini olduğu kadar başka ülkelerin eleştirmenleri de derinden etkilemiştir.
|