Felsefe

Fotoğraf

Voltaire PDF Yazdır e-Posta
Dünya Edebiyatları - Fransız Edebiyatı

Asıl adı François Marie Arouet olan Voltaire bir noterin oğluydu ve Cizvitlerin yanında Louis-le-Grand Lisesi'nde parlak bir öğrencilik dönemi ge­çirip, burada 1711'e kadar kaldı. Eği­timini bitirdikten sonra, babasının is­teğini yerine getirmek için bir hukuk­çunun yanma girdi. Edebiyatı seviyor ve "sosyete" yaşamından hoşlandığı için özgür düşünceli kişilerle ve kral naibi Philippe d'Orleans ile Temple tarikatını (Vendöme başrahibi) eleşti­renlerle ilişki kuruyordu.

  

FRİEDRİCH HNİN YANINDA

 

Kral naibine karşı aşağılayıcı sözler söylediği ileri sürülerek Mayıs 1717'den Nisan 1718'e kadar Bastille'e hapsedildi. Oedipe (1718) adlı tra­jedisinin başarı kazanmasından son­ra Voltaire adını alarak yazmaya başladı.Aşağılayıcı sözlerinden ötürü Louis Rohan'la çatıştı, onun tarafından dövdürüldü ve yeniden Bastille'e düş­tü. Bunun üzerine İngiltere'ye gitmek zorunda kaldı; orada hem edebiyat çalışmalarını, hem de pratik zekâsı dolayısryla başarı kazandığı "işlerini" yürüttü. 1729-1734 yılları arasın­da Paris'teydi ve Lettres philosophiçues'ia (Felsefi Mektuplar) yayımlan­masının yarattığı skandal yüzünden Chatelet markizinin ("Güzel Emilie") davetini kabul edip Cireysur-Blaise'e (Lorraine) çekildi. Burada yoğun bir biçimde çalıştı ve Paris'e gelip kaldı­ğı zaman (1744 ile 1749 arasında), Argenson'un, Richelieu dükü ve Madame de Pompadour'un kendisini takdim ettiği saray çevresinde el üstünde tu­tuldu. Bu dönemde gerçekleştirdiği yapıtları arasında şunlar sayılabilir: Histoire de Charles XII, trajedi türünden Zaire (1732), Merope (1743); bir yergi olan Mondain (1736), Discourssurl'homme (İnsan Üstüne Söylev, 1738), Zadig (1747). Bu sonuncu yapıtta, insanların kendilerini büyük görmeleriyle alay eder, toplumsal sakatlıkları eleştirir ve alınyazısına boyun eğmek gerekti­ğini ileri sürer.

  

Voltaire, 1746'da Fransız Akademisi' ne üye kabul edildi. Yeniden gözden düşünce, Cirey'in yolunu tuttu ve markizin ölümüne kadar (1749) ora­da yaşadı. 1750'de Prusya kralı Friedrich II'nin davetini kabul etti ve Berlin'de iki yıl kaldı. Ama koruyucusuyla kavga ettikten sonra Fransa'ya döndü (Ağustos 1753). Bu dönemde de şu yapıtları yazdı: le Siecle de Louis XIV[Loms XIV'ün Yüzyıl,1751),Micromegas (1752) ve Poeme surla loinaturelle (Doğa Yasası Üstüne Şiir, 1752'de kaleme alınmıştır).

 

FERNEYDEKİ ÜSTAT

 

Voltaire, Paris'e gitmeye cesaret edemiyordu. Rahat edeceği bir yer düşün­dü ve burasının İsviçre olacağına ka­rar verdi. Önce Lozan'a, ardından da Cenevre'ye gitti. Ama Cenevre'nin Calvincileri kendisini rahatsız ettiği için Fransız-İsviçre sınırında, Tournay'deki mülkünü, başkan De Bros-ses'a kiraladı ve Gex yöresinde Ferney'i satın aldı (1758) ve son yirmi yı­lını burada geçirdi.Oradan, kamuoyu­nun yöneticisi haline geldi; kurduğu ipekçilik ve saatçilik ticaretiyle yöre­nin zenginleşmesine katkıda bulun­makla kalmayıp ünlü ziyaretçiler ka­bul etti ve tanınmış kimselerle yazış­malarda bulundu. Bu etkisinden ya­rarlanarak Calas'nın (1762), Sirven' in (1764), La Barre şövalyesinin (1766) ve Lally-Tollendal'ın (1766) savunucu­luğunu yaptı. Yaşamının en verimli çağı diyebileceğimiz bu yıllarda şu önemli yapıtları verdi: Essai sur les moeurs et l'esprit des nations (Ulus­ların Töreleri ve Düşünce Biçimi Üs­tüne Deneme, 1756); Poeme sur le de-sastre de Lisbonne (Lizbon Felaketi Üstüne Şiir, 1756), Candide (Candide ou l'Optimiste, 1759); Traitesurla to-lerance (Hoşgörü Üstüne İnceleme, 1763); Felsefe Sözlüğü (Dictionnaire philosophique, 1764). Voltaire'in ünü artık doruğuna ulaş­mıştı. 1778'de, gelmesi istenen Pa­ris'e gitti ve büyük bir coşkuyla kar­şılandı. Trajedisi İrene'in başarıyla temsil edildiğini gördü ve bu sırada büstü, sahnede çelenklerle süslendi. İki ay sonra da öldü. Evrensel bir kafa olan Voltaire, çeşitli alanlarda savaşıp durmuştu. Çok zen­gin olan veriminde, felsefe, tarih, ede­biyat denemesi, trajedi, şiir, anlatı ve mektup gibi farklı türleri aynı kolay­lıkla kullandığı görülür.

 

FELSEFECİ

 

Voltaire'in felsefesinde pratik yan ağır basar ve bundan ötürü verimin­den, genel bir öğreti çıkarmak olanak­sızdır. Voltaire yaradancıdır ve bili­nemeyen, ama ilk neden olarak varlı­ğı zorunlu olan ve ahlakın vazgeçilmez temeli olarak gördüğü bir tanrı fikri­ni kabul eder. Ama bu tanrı, ancak felsefi açıdan vardır ve bu tanrıya Ki­liselerin (özelikle Katolik Kilisesi'nin) insan düşüncesine korku salan ve dü­şünmenin ilerlemesini engeleyen uy­gulamalarıyla ulaşılamaz. Bunun dı­şında öğretisi, temeli bakımından bir ahlak öğretişidir; eylemi "insanlık" kavramına bağlıdır ve bu kavram adı­na, besbelli, yalın ve yararlı reform­ların yapılmasını ister. Voltaire, iler­lemeye inanır. Özgürlükten yana oldu­ğu, için de, hoşgörünün ve adaletin sa­vunucusudur.

  

İNSAN DÜŞÜNCESİNİN TARİHİ

 

Voltaire, tarih bilimine ilişkin anlayış­ları ve yöntemleri yeniledi. Tarih ça­lışmalarında, belgenin önemi ve sağ­lam olmayan kaynakları bir yana bı­rakmak gerektiği üstünde durdu. Bun­dan ötürü, kendi tarih yapıtları üze­rinde uzun süre çalışmıştır. Le Siâcle de Louis XIV (Louis XIV'ün Tarihi, 1751)için,bir "Benedikten rahibi gibi çalıştım" demiş ve gerçekten de, ta­nıklıkları, anıları, belgeleri ve arşiv­leri titizlikle incelemiş; böylece, yal­nızca prenslerin ve savaşların öykü­sü olmayan tarih bilimi alanını zenginleştirmiştir.Genel bir bireşim çabası­na girerek, bir dönemin bütün günlük yaşamını ve uygarlığını yeniden can­landırmıştır. Saydam bir düşünceyle, kör tutkuların ve kimi zaman da bir dâhinin kişisel eyleminin etkilerini in­celemiştir. Titiz neden incelemeleri, tarih yapıtlarının saydam ve net, ama kuru üslubunun kaynağıdır. Nitekim hem bir romanın ilgi çekiciliğini, hem de tarihe sadakati dile getiren Histoirede Charles XII[l73l) içerdiği anlayışın yeniliği dolayısıyla, bu türde, bir başlangıç olmuştur. Le Siecle de LouisXIV Voltaire'in yalnızca "tek bir insanın eylemlerini değil, parlak bir çağın insanlarının düşünüş biçimi "ni betimlemeye yöneldiği cesurca bir gi­rişim olarak ortaya çıkar.

 

ANLATILAR VE YAZIŞMALAR

 

Üsluptaki canlılık, Voltaire'in anlatı­larının ayırt edici bir özelliğidir. Bu anlatılarda Voltaire'in hayalgücü bü­tün fantezilere açıktır: Ama bu, anla­tılara sürekli olarak yerleştirdiği fikir­lere zarar vermez ve anlatının yalın yapısı ve gereksiz ayrıntıların olma­yışı, bu fikirleri daha da değerli hale getirir. Candide, olabilecek dünyala­rın en iyisinde her şeyin en iyi oldu­ğunu söyleyen üstadı Pangloss'la bir­likte, bütün dünyayı dolaştıktan başına birçok felaket geldikten sonra, elinde kalan biricik mutlulukla, yani bahçesiyle uğraşmakla yetinmek zo­runda kalır. Ve sonunda insanlar bir­birleriyle gerektiği gibi anlaşırlarsa, yaşamın daha iyi duruma getirilebile­ceğini düşünür.

  

Voltaire'in çok hacimli olan Correspondance'ı (Yazışmalar) [Fransız edebiyatında bir başka örneği yoktur], aynı canlılık ve saydamlık nitelikleriy­le dikkati çeker. Burada, onun, keskin zekâsını ve hem ince hem de kapsayı­cı olan düşüne esinin desteklediği ada­let aşkını açıkça görürüz. Yazışmala­rında, Voltaire'in siyaset adamı ve fel­sefeci olarak düşüncelerini buluruz. Voltaire bu düşüncelerini, öteki yapıt­larında olduğundan daha büyük bir açıklık ve sertlikle dile getirir. Bundan ötürü, yapıtlarıyla olduğu kadar, yazışmalarıyla da çağdaşlarım ve kamu­oyunu etkilemiştir.

 

VOLTAİRE'İN ZAYIF YANI

 

Edebiyat eleştirisi yapıtlarında, Voltaire'in daha az başarılı yanlarının açıklandığını görürüz. Verdiği yargı­lar, her zaman hakça değildir; bir ra­kiple karşılaştığını ya da karşısına da­ha fazla ün kazanacak ve kendisini karanlıkta bırakacak birinin çıktığını düşündüğü zaman şiddetle taraf tu­tar. Bundan ötürü Corneille'i gözden düşürmeye çalışmış, Rousseau'nun dehasını tanımamış, Bouffon'la kavga etmeye yönelmiş ve Montesquieu'yü küçümsemiş; Marmontel ve La Harpe gibi ikinci dereceden kimseleri gökle­re çıkarmıştır. Ama Voltaire gene de bir klasiktir; açık anlamlılığı, ölçüyü, doğal olanı savunur; yalın bir dille ya­zı yazmak gerektiğini ileri sürer. Bun­lar, onda bulunan en güçlü yetenek­lerdir. Ama beğenisinin kısıtlı olduğu söylenebilir.

  

HER ALANA EL ATAN BİRİ

 Voltaire, pek güçlü olmayan şiir yete­neğini çeşitti alanlarda denedi. Şiirin, felsefi ve bilimsel fikirleri dile geti­rebileceğini düşündüğünden, onu, öğ­retisinin bir aracı olarak kullanmaya yöneldi ve kuru öğreticiliğe düşmek­ten de kurtulamadı. Buna karşılık, taş­lamalarda, yergilerde, madrigallerdeçok başarılı oldu. Ama bunlarda da iç rahatlığıyla davranmadığını hissede­riz. Nitekim, Vergilius'un Aeneis''ine bir öykünme olan Henriade'mda (1728), hoşgörünün büyük savunucu­su Henri IV'ün düşmanlarım yenilgi­ye uğratmasını on bölümde dile geti­rir. Pek eski olmayan olaylara ilişkin bu tarih ve fantezi karışımını, Voltai­re'in çağdaşları büyük bir başarı ola­rak görmüşlerdir. Oysa yapıt, bugün bizi ilgilendirmemektedir. Dramatik yapıtları günümüzde unu­tulmuş olmakla birlikte, Shakespeare'in etkisinde kalan Voltaire'in bazı yenilikler uygulamaya çalıştığını ka­bul etmek gerekir. Voltaire, her şey­den önce Eski Yunan ve Latin dünya­sından uzaklaşarak trajedinin çerçe­vesini genişletmişti. Konularını da, bü­tün zamanlardan ve ülkelerden almış­tı. Oyunlarında olayların hızlı ve canlı bir ritimle aktığı görülür. Voltaire, sah­nelemenin, dekorların ve kostümlerin güzelliğiyle seyircilerin ilgisini çekme­ye çalışır. Öte yandan, oyunlarını bağ­lanmış olduğu fikirleri yaymak için bir araç olarak görür. Ama bu nitelikler, tasarlama zayıflığını, insan yüreğini derinlemesine tanımayışını, tarihsel gerçeklere sadık kalmayışını ve hep­sinden daha kötüsü, nazmının yeter­sizliğini ve tiyatro duygusu yokluğunu unutturamaz bize. 
 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle