|
Fransız oyuncusu, tiyatro yazarı ve ozanı (Paris, 1622-Paris, 1673). Asıl adı Jean-Baptiste Poquelin olan Moliere varlıklı bir burjuva ailesinin çocuğuydu. Kralın döşemecisi görevinde bulunan babası, Moliere'i 1636'da Cizvitlerin yönetimindeki Clermont Koleji'ne (günümüzde Louisle- Grand Lisesi) soktu. Sağlam bir klasik öğrenim gören Moliere daha sonra Orleans Üniversitesinde hukuk okudu ve avukat oldu. 1642'de babasının kral yanındaki görevini devraldı ama içinde tiyatroya karşı dayanılmaz bir istek vardı. Zengin bir tacir ya da avukat olabilecekken, aralarında Bejart kardeşlerin de bulunduğu gençlerle, bir oyuncular topluluğu olan "l'Illustre Theâtre"ı kurdu. FARS VE DRAM KONUSUNDA ÇIRAKLIK Jean-Baptiste Poquelin, Moliere adını işte bu sırada aldı. Topluluk Paris'te yerleşti, ama başarı kazanamadı, hatta yöneticisi, borç yüzünden birkaç hafta hapis yattı. Moliere toplulukla birlikte 1645'te taşraya gitti ve özellikle Languedoc'ta olmak üzere on üç yıl kentten kente dolaştı. 1650'den 1653'e kadar Conti prensinin himayesinde Pezenas'da bulundu ve burada İtalyan komedilerinin uyarlamalarını oynadı. 1655'te ilk manzum komedisi Şaşkın'ı (L'Etourdi) Lyon'da; 1656'daysa, Beziers'de Küskün Âşıklar'ı (Le Depit amoureux) ortaya koydu. Son olarak Lyon'da ve Rouen'de kaldıktan sonra kesin olarak Paris'e döndü (1658) ve topluluğuyla bu kentte yerleşti. 24 Ekim 1658'de, kralın önünde, Corneille'in Nicomede'ini ve metni kaybolmuş bir fars olan Docteur amoureux'yü (Âşık Hekim) oynadı. Trajedide başarılı sayılmadı, ama Fars’ta öylesine beğenildi ki, topluluğu Troupe de Monsieur (Kralın Kardeşinin Topluluğu) adını aldı ve Petit-Bourbon salonu (günümüzde Louvre sütunlarının bulunduğu yerdeydi) da onlara verildi. TİYATRO GEZGİNLİĞİNDEN SONRA Moliere 18 Kasım 1659'da Gülünç Kibarlar'la (Les Precieuses ridicules) büyük başarı kazandı. Kibarlık düşkünlüğünün alaya alınarak maskara edildiği bu Fars, bir modanın, gerçek kişilerin ve güncel bir gerçeğin yergisi olarak kendi türünün ilk örneğiydi. Bundan böyle, Moliere'in yaşam öyküsü, yapıtlarının öyküsü oldu. Gülünç Kibarlar''dan Hastalık Hastası'na (Le Malade imaginaire, 1673) kadar on beş yıl içinde Moliere, aralarında komedi türünün başyapıtları da bulunan otuza yakın oyun yazdı. Ama Moliere yalnızca yazar değil, aynı zamanda tiyatro ve topluluk yöneticisiydi. Kral tarafından himaye gördü, maaşa bağlandı ve topluluğu Troupe du roi (Kralın Topluluğu) [1665] adını aldı. Gerçi arkadaşları ve savunucuları arasında Boileau, Chapelle ve La Fontaine vardı ama oyunlarında alaya aldığı yapmacık konuşma meraklıları, hekimler, şişinenler, sahte dindarlar, ona sürekli olarak ve kimi zaman kinle ve şiddetle saldırıyorlardı. Tartuffe'ün oynanması iznini beş yılda alabildi. Ayrıca, kendisinden yirmi iki yaş küçük Armande Bejart ile yaptığı evlilik, onu, hayal kırıklığına ve yıkıma uğratmıştı. Nitekim düşmanlarını yenilgiye uğratmasına, İnsandan Kaçan ya da Adamcıl (Le Misanthrope, 1666), Kibarlık Budalası (Le Bourgeois Gentilhomme, 1670) ve Bilgiç Kadınlar (Les Femmes savantes,1672) ile dehasının en olgun dönemine ulaşmış olmasına karşın, sağlığı elli yaşında bozulmuş bulunuyordu. Son olarak "müzikli ve danslı bir komedi" olan Hastalık Hastası'nı yarattı. 17 Şubat 1673 günü Argan rolünü dördüncü kez oynadığı sırada kan tükürdü ve aynı gece öldü. Kralın ısrar etmesi üzerine din adamları, Saint-Joseph mezarlığına gece gömülmesine razı oldular. Daha sonra 1792'de Pere-Lachaise'e götürüldü ve onuruna bir mezar yaptırıldı. "TARTUFFE" VE "İNSANDAN KAÇAN" Moliere Tartuffe'te (1664), dinsel ikiyüzlülüğün bir aileye verdiği zararları canlandırır. Dürüst ve dindar bir burjuva olan Orgon, sahte bir dindar olan Tartuffe'e kapılmış ve onu evine bile alarak her şeye karışmasına neden olmuştur. Tartuffe, Valere'i seven ve onunla evlenecek olan Orgon'un kızı Marianne'ın kendisine verilmesini sağlamıştır, ama bu arada Orgon'un genç karısı Elmire'i de baştan çıkarmaya çalışmaktadır. Bunun üzerine bütün aile, bu sahtekâra karşı birleşir. Ama Orgon hâlâ hiçbir şeyi kavrayamamakta ve Tartuffe'e servetini bağışlayacak kadar ileri gitmektedir. Gözlerinin açılması için de, Elmire'in, Tartuffe'ün kendisine aşk ilan etmesini sağlaması ve masanın altına saklı olan Orgon'un da bunu işitmesi gerekecektir. İnsandan Kaçan'daki olaylar ise karmaşık değildir. Toplumun ikiyüzlülüğüne ve haksızlıklarına başkaldıran dürüst bir insan olan Alceste, dobra dobra konuşmakta ve her şeyi gülümseyerek kabul eden en iyi arkadaşı Philinte'e bile kızmaktadır. Bu arada, şiirler yazmakla övünen soylu Oronte ortaya çıkar ve onlara en son sonesini okur. Philinte, ayıp olmasın diye şiire hayranlık duyduğunu belirtir. Alceste önce sıvışmak ister ama sonra sonenin iğrenç olduğunu büyük bir kabalıkla söyler. Oronte kızar ve Alceste'i düelloyla tehdit eder. İnsanlardan nefret etmesi yüzünden zaten gülünç hale düşen Alceste, uçarı bir kadın olan Celimene'e de âşık olmuştur. Onun gerçek niyetini açıklamasını ister, ama Celimene, ikiyüzlülüğü ortaya çıkana kadar kendini belli etmez ve alaycı tavırlar takınır. Celimene'in bütün "âşıkları" onu terk etmişler ve yalnızca, kendisiyle birlikte gelmesi koşuluyla onunla evleneceğini söyleyen Alceste ortada kalmıştır. Celimene, onunla evlenmek istemekte, ama "yalnızlık, yirmi yaşındaki bir kimseyi korkutmaktadır." Umutları kırılan Alceste, yalnızlığa çekilmek ister. Philinte de, onu tasarısından caydırmayı umar. "CİMRİ" 9 Eylül 1668'de oynanan Cimri (L'Avare) bir sabit fikrin doğurduğu zararları anlatır. Konusu, Plautus'un oyunlarından alınmış, ancak Moliere, Harpagon'u, çok zengin, ama zenginliğini her biçimde daha da artırmaya çalışan bir kimse olarak canlandırarak özgün bir oyun ortaya koymuştur. Harpagon, oğlu Cleante'ı, zengin bir dul kadınla, kızı Elise'i de, onu drahomasız alacak olgun yaşta bir erkekle evlendirmek istemektedir. Kendisi de, yoksul bir genç kız olan Marianne ile evlenmek niyetindedir. Ama Elise, Valere'i sevmekte ve Cleante da Marianne ile evlenmek istemektedir. Ne var ki, bunların hiç önemi yoktur ve hiçbir şey Harpagon'u yolundan çeviremez. Pintiliği, babalık sevgisini silecek ve çocuklarım hiçe sayacak dereceye getirmiştir onu. Acaba Harpagon, bu kurtulamadığı tutkudan acı çekmemekte midir? Aslında Harpagon, bu tutkunun birinci kurbanıdır. Nitekim durumların gülünçlüğünün, konuşmaların neşeli havasının ve kahramanların canlılıkla dile getirdikleri özelliklerin ve nüktelerin ardında, trajik bir gerçeğin kendini gösterdiği her zaman hissedilmektedir. Bundan ötürü de Goethe, bu oyundan söz ederken, onun insanın yüreğini buran bir dram olduğunu haklı olarak söylemiştir. "BİLGİÇ KADINLAR" Beş perdelik manzum bir komedi olan Bilgiç Kadınlar'da Gülünç Kibarlar' ın konusu yeniden ele alınır. Böylece, Moliere'in dehası doruk noktasına varmış ve bir perdelik düzyazı komedi, beş perdelik manzum bir başyapıta dönüşmüştür. Oyunun konusu şudur: Dürüst ve gösterişsiz bir burjuva olan Chrysale, evinin, bilimlere ve düşünceye âşık karısı Philaminte, kızkardeşi Belise ve kızı Armande tarafından bir edebiyat salonu haline dönüştürüldüğüne tanıklık eder. Yalnızca ikinci kızı Henriette bu modaya aldırmamakta ve Armande'ın geri çevirdiği Clitandre ile evlenmeyi düşünmektedir. Armanda ise, hem felsefeye önem vermediği, hem de âşığını elinden aldığı için Henriette'e sitem etmektedir. Ama her şey bu kadar basit değildir. Moliere bu komedisinde, bilgiçliği ve kültürel feminizmi gülünç hale getirmekte, aile yaşamının uyumunu bozmaktan başka şey yapmayan bir saplantının, yani kadınların bilgi edinme saplantısının iç yüzünü açığa vurmaktadır. KOMEDİ VE DERİNLİK Komedi, Moliere'le hiçbir zaman ulaşamadığı bir yetkinlik edindi. Bunun nedeni, onun oyunlarının ahlaksal ve felsefi kapsamı ve dilinin olağanüstü bir güldürü gücü taşımasıdır. Moliere'in felsefesi, doğalcılıktan esinlenir. Ona göre, doğaya saygı duymak gerekir. Bundan ötürü, yapmacıklı konuşanlara, bilgiçlere, şişinenlere, oyun oynayanlara, yani doğayı yozlaştıran ve ona karşıt davranışta bulunmak isteyenlerin tümüne saldırır. Ama, toplumsal yaşamın vazgeçilmez kurallarına ters düştüğü zaman, doğayla mücadele etmek gerektiğini de kabul eder. Bundan ötürü Alceste'in davranışını (İnsandan Kaçan) eleştirmekten geri kalmaz.
Edebiyat anlayışı da aynı düşüncelere dayanır ."Klasik kuralları dar bir biçimde göz önünde tutmaz. Ona göre yalnızca akıl yol göstermelidir bize. Her şeyden önce de hoşa giden yapıtlar ortaya konmalıdır. Bundan ötürü, Fars’tan komediye kadar her tür iyidir onun gözünde. Cimri gibi bazı oyunları, hem komedi hem de dram özelliği taşır. Öte yandan, Moliere'in tiyatrosunun "gereci" çok yalındır. Bu "gereci" daha önce birinin kullanmış olması ya da entrikaların yapaylığı onun gözünde önem taşımaz. Onun için önemli olan, kişilerin karakterlerinin iyi canlandırılmış olmasıdır ve oyunlarının özünü de bu oluşturur. Kahramanlarını, çağının insanlarından seçer: Harpagon, Tartuffe ya da Philaminte, onun çağdaşlarıdır. Çeşitli özellikleri içinde onları daha iyi tanıtmak için, aile ya da toplum yaşamı içinde ele alır, hareket ettirir ve yoğun bir yaşamla canlandırır. Ama aynı zamanda, her zaman var olan insansal öğeyi ortaya çıkarır ve belirginleştirir. Böylece, her yüzyılda görülen tipler yaratır. Dehasının başarısı, insan yüreğine ilişkin bu derin bilgidedir. METNİN CANLILIĞI Fenelon, La Bruyere ve daha sonra Vauvenargues, Moliere'in üslubunu ve nazım tekniğini şiddetle eleştirdiler. Ama, bir oyuncu olan Moliere'in, oyunlarını, doğrudan doğruya sahnede oynanmak için yazdığını unutmamak gerekir. Bundan ötürü, akademik bir dil kullanmak pek önemli değildi onun gözünde. Moliere'in tiyatro üslubu, çeşitlilikle, canlılıkla, güçle doludur ve güldürü türündeki başarısı da buradan gelmektedir. Komedi üstündeki etkisi çok büyük olmuştur. XVIII. yy.da Regnard, Lesage, Beaumarchais, doğrudan doğruya onu izlediler. Voltaire, onun, en büyük komedi yazarı olduğunu söyledi. Goethe ise, onu okurken her zaman hayranlık duyduğunu belirtti. Gerçekten de Moliere'in çeşitli ülkelerdeki komedi yazarları üstünde büyük etkisi olmuş, yapıtları birçok dile çevrilmiş ya da çeşitli uyarlamaları yapılmıştır. BAŞLICA YAPITLARI Hekim Uçtu (Le Medecinvolant,1645); La Jalousie du Barbouille (1645); Şaşkın (L'Etourdi, 1655); Küskün Âşıklar (Le Depit amoureux, 1656); Gülünç Kibarlar (Les Precieuses ridicules, 1659); Sganarelle (1660); Dom Garcie de Navarre (1661); Münasebetsizler (les Fâcheux, 1661); Kocalar Mektebi (L'Ecole des maris, 1661); Kadınlar Mektebi (L'Ecole des femmes, 1662); Kadınlar Mektebinin Tenkidi (la Critique de l'Ecole des femmes, 1663); Versailles Tuluatı (L'İmpromptu de Versailles, 1663); Zorla Evlenme (Le Mariage force, 1664); La Princesse d'Elide (Eleia Prensesi, 1664); Tartuffe (1664); Sevda Hekimi (L'Amourmedecin, 1665); Don Juan (Don Juan ou le Festin de pierre, 1665); Zoraki Hekim (Le Medecin malgre lui, 1666); Melicerte (1666); İnsandan Kaçan ya da Adamcıl (Le Misanthrope, 1666); La Pastorale comique (Gülünç Pastoral, 1667); Sicilyalı yahut Resimli Muhabbetle Sicilienou L'Amour peintre,1667); George Dandin (1668); Cimri (L'Avare,1668); Amphitryon (1668); Mösyö de Pourceaugnac (Monsieur de Pourceaugnac, 1669); Les Amants magnifiques (Şanlı Âşıklar, 1670); Kibarlık Budalası (Le Bourgeois gentilhomme, 1670); Scapin'in Dolapları (Les Fourberies de Scapin, 1671); Kontes Escarbagnas (La Comtesse d'Escarbagnas,1671); Psyche (1671); Bilgiç Kadınlar (Les Femmes savantes, 1672); Hastalık Hastası (Le Malade imaginaire, 1673).
|