|
1887'de Guadeloupe'da doğan Saint-John Perse, asıl adıyla Alexis Leger, hukuk öğreniminden sonra sınav kazanarak dışişlerinde görev aldı. Bu yüzden birçok yabancı ülkelere gitti, birçok yabancı kentler tanıdı. Bir ara Fransız vatandaşlığından çıkarıldı. Amerika'ya yerleşti, orada bir sürgün gibi yaşadı. Barıştan sonra yeniden bütün haklarına kavuştu. Fransa'nın güneyindeki Hyres yakınlarında yaşayan ozan 1975'te öldü. 1360 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan Saint-John Perse'de, Fransız şiiri bugün doruk noktasını bulur. Perse, şiirlerinde yoğun olarak yaşanmış bir çocukluğu bütün renk ve yönleriyle durmadan işlerken, kişioğlunun evrensel serüvenine ışık tutar, onun ruhunun bütün karanlıklarını alaca bir aydınlığa çıkarır. Şiiri, «bir tanıma yolu olmaktan çok, bir yaşama, hem bütünüyle bir yaşama yolu» olarak görür ve onu, kişide, sonsuzca yaşayıp duracak «ayrılmaz bir parça» sayar. Onca, şiirin görevi, «kişideki gizlerin derinliklerine inmek» tir. Böyle bir şiirde «oyuna yer yoktur artık. Hepten estetik bir şey de yoktur bu şiirde. Bir güzel kokular saçmak, ya da güzel dekorlar çizmek sanatı değil bu artık. Yapmacıkla, büyük sözlerle alıp vereceği yoktur onun. Sanatı yaşantıdan, sevgiyi bilgiden ayırmaz; iştir o, tutkudur o, hep güç, hep yeniliktir o. Yuvası sevgi, yasası baş eğmemektir onun». İşte, Saint-John Perse'in şiirierindeki o kapalılık, o karanlık, «şiirin, aydınlatmak olan doğal özelliğinden değil, içine girdiği gecenin kendi karanlığı» ndan ileri gelmektedir. Yapıtları: Eloges, Exil, Poeme â f'Etrangere, Piuies, Neiges, Vents, Chronigue. Sen, elleri çırılçıplak yaşlı kişi Yeniden kalabalığa karışmış, Crusoe! Tasarlıyorum, ağlıyordun, Abbaye kulelerinden kabaran bir deniz gibi, boşanırken tüm Kent üzerine çanların hıçkırığı... Sen ey giysileri alınmış! Düşünüp ağlıyordun ay altında dalgakıranları; daha öte kıyıların ıslıklarını; doğup kesilen tuhaf ezgileri, o kapalı kanadı altında gecenin, benzeyen, midyegillerin o iç içe halkalarına, o kat kat büyümesine deniz altındaki gümbürtülerin...
|