|
1920'de Paris'e giden Antonin Artaud, tanıştığı Lugne-Poe'nun etkisiyle tiyatroda oynamaya başladı. Dullin, Pitoeff, Jouvet gibi tiyatro yönetmenleriyle çalıştı. Son derece hareketli oyun üslubu, unutulmaz sesi ve yüz hatlarıyla dikkati çekti. 1923-1924 yıllarında önemli bir sinir bunalımı geçirdi (o yıllarda Fransız yazarı Jacques Riviere'e gönderdiği mektuplarda, "ruhsal bir çöküntü" içinde bulunduğunu yazmıştır); 1924'te gerçeküstücülere katıldı. 1926'da Roger Vitrac ve Raymond Aron'la birlikte Alfred jarry Tiyatrosu'nu kurdu; ama, Strindberg'in Rüya Oyunu'nu (Ett Drömspel) sahneye koyduğu sırada, İsveç elçiliğinden para almış olması Breton tarafından eleştirilince, gerçeküstücülerle ilişkilerini kopardı (1927). Paranoya belirtileri göstermeye başlayınca, birkaç kez akıl hastanesine girdi. 1936 yılında Meksika'ya yaptığı bir yolculuk, "kalıplaşmış,hareketsizleşmiş"diye nitelediği Batı uygarlığından kopması için bir bahane oldu. Meksika yaylalarında yaşayan Tarahumaraların canlı kültürünün, kalıplaşmış saydığı Batı tiyatrosundan son derece farklı olduğunu gördü ve Batı tiyatrosuna karşı "Vahşet tiyatrosu" diye adlandırdığı tiyatro anlayışını ortaya attı. Metafiziğe yönelen bu tiyatro, bir eğlence, bir gösteri değil, "tehlikeli ve korkunç bir eylemin alıştırmasıdır; bu tiyatroda tiyatro düşüncesi, her çeşit bilim, din ve sanattan uzak tutulmuş olacaktır".Bali adası tiyatrosundan esinlenen, oyuncunun yoğun çalışmasına dayanan, metnin yerini bedenin, anlamın yerini çığlığın aldığı Vahşet tiyatrosu, pek etkili olamamıştır; bununla birlikte. Fransız tiyatro yönetmeni Roger Blin'in açtığı çığırda yürüyen yönetmenler, günümüzde Artaud'un yöntemlerine başvurmaktadırlar. BAŞLICA YAPITLARI Le Pese-Nerfs (Sinir-Ölçer, 1927); L'Art et la Mort (Sanat ve Ölüm, 1929); Heliogabale (1934); Le Theâtre et son double (Tiyatro ve Sureti, 1938); Au pays des Tarahumaras (Tarahumaralar Ülkesinde, 1945); Van Gogh(1947);vb.
|