|
Osaka dönemi ile Edo (günümüzdeki Tokyo) dönemi arasında yaşayan Ueda Akinari, ilk yazılarında Osaka okulunun son büyük yazarı özelliğini taşırken, hem Ugetsumonogatari (Ay ve Yağmur Masalları) yapıtıyla, hem de filoloji çalışmalarıyla, Edo edebiyatının öncüsü oldu. XVIII.yy'm ortalarından başlayarak, Japonya'da ticaret, kültür ve sanat yaşamı Osaka'dan Edo'ya doğru kaydı. Bunun sonucunda, hem yeni bir ticaret burjuvazisi ortaya çıktı, hem de kültür etkinliklerinde büyük bir gelişme görüldü. Çince yapıtların yanı sıra, Japon klasiklerinin de incelenmesiyle yeniden temel kaynaklara dönüldü. Bir sokak kadınının oğlu olan Akinari'nin babası belli değildir. Dört yaşındayken annesi bırakıp kaçınca, asker kökenli bir aileden geldiği sanılan Ueda adlı bir tüccar tarafından evlat edinildi. 1738'de çiçek hastalığına yakalandı; parmaklarının çoğu felç oldu. Bu hastalıktan sonra, babalığına göre iyileşmesini borçlu olduğu tilki-tanrı İnari'ye derin bir sevgiyle bağlandı. Gençliğinde burjuva tüccarlar arasında başıboş yaşadıysa da, içine düştüğü zevk ve eğlence yaşamından çabuk kurtulup, kültürünü geliştirmeye girişti; bu arada "hayku"lar (17 heceli üçlükler) yazdı. 1760'ta evlendi; 1761'de babalığı ölüp ticarethanesini ona bırakınca, 1771 yılına kadar hiç hoşlanmadığı bu ticaret yaşamını sürdürdü. O tarihte çıkan bir yangında dükkânı yanınca, 1773' te tıbba yöneldi ve küçük bir kız çocuğunun yanlış teşhis koyma sonucu ölümüne yol açtığı 1778 yılma kadar hekimlik yaptı. O sıralarda bir yandan da klasik yapıtlarla ilgili yorumlar, şiirler ve masallar yayımlamıştı ama, kendini bütünüyle edebiyata adaması o tarihten sonra oldu. FANTASTİK SANATIN USTASI Akinari edebiyat yaşamına "ukiyo-zoşf'ler yazarak başladı. Buddhacılıkla ilgili bu terim, "dalgalanan dünya üstüne", yani ölümlü dünya üstüne yazılmış öykü derlemeleri anlamına geliyordu. Bu öykülerde (sözgelimi Seken makake-katagi [Nikahsız Kadınların Karakterleri], 1776) toplumu alaycı bir dille betimleyerek şimşekleri üstüne çekti. Ayrıca çok tutulan romanlar yazmasının ve çinceden çeviriler yapmasının yanı sıra, ülkesinin klasik kültür kaynaklarıyla ilgilendi ve filoloji alanındaki bu çalışmalarıyla "büyük düşmanı" Motoori Norigana'yı aştı. "Ukiyo-zoşi"yi bırakıp yeni bir tür olan "yomibon"a yönelmenin gerektiğini ilk anlayanlardan biri oldu ve 1776'da Ay ve Yağmur Masalları'nı yayımladı. Dokuz fantastik masaldan oluşan Ay ve Yağmur Masalları'nda tilki-tanrının yanı sıra, Japon folklorunda rastlanan bütün hayaletlerden söz edilir. Ama, Ay ve Yağmur Masalları' nı yalnızca Japon tiyatrosu no'dan esinlenmiş klasik bir tür olarak görmemek gerekir: Akinari bu yapıtında, eski öğelerden yararlanarak yeni bir tür yaratmıştır ve kitap, bir fantastik masal antolojisinden çok, yeni bir türün ilk örneğidir. Yazarın, 1800'e doğru yazdığı Harusume-monogatari'yi (İlkbahar Yağmurları Üstüne Masallar) de aynı tür doğrultusunda değerlendirmek gerekir. Öğrenme tutkusu ve derin bilgisiyle tam bir XVIII. yy. yazarı olan Akinari, Japon fantastik sanatının en özgün ustasıdır.
|