|
Hicri sekizinci asırda (XIV) İran'da yetişen Hoca Hafızı Şirazi fikirlerindeki kuvvet, görüşlerindeki hususiyet, hele edasındaki rintlik bakımından bütün şarkın en lirik şairlerinden biri sayılmış ve şöhreti gün geçtikçe doğuya ve batıya yayılmıştır. Esefle söylemek lâzımdır ki şarkta yetişen birçok büyükler gibi Hafız'ın hayatı da bir belirsizlik perdesiyle örtülüdür. Hal tercümesine ait en eski vesika, onun şiirlerini, ölümünden sonra toplayıp bir divan haline getiren dostu Muhammed Gülendam'ın, bu divana yazdığı önsözdür. Muhammed Gulendam, Hafız'm Şiirlerini övmekte, zahir ve bâtın ehlinin, halkın ve ileri gelenlerin makbulü olduğunu, şiirlerinde herkesin, kendine göre bir mâna bulduğunu, bilgi sahibi olsun, bilgisiz olsun., herkes tarafından sevildiğini, gazellerinin az bir zaman içinde Horasan, Türkistan, Hindistan, Irak ve Azerbaycan ülkelerine yayıldığını, sofilerin semâ, padişahların zevk meclislerinde okunduğunu söylemektedir. Fakat Hafız hakkında Kuran'a düşkünlüğünden, padişah meclisine devamından, Keşşaf ve Mısbah'a haşiye yazdığından, ders kitaplarıyla Arap şairlerinin divanlarını elinden bırakmadığından,.. bu yüzden de şiirlerini bir divan halinde toplayamadığından ve nihayet 791 hicride vefat ettiğinden başka bir malûmat yok. Ne ailesinden bahis var, ne hususi hayatından. Hattâ vefat tarihi bile şüphelidir. Hafız'ın hayatına ait bilgimiz, hemen hemen yok denecek kadar azdır. Bu bilgi de menkabevi bir mahiyet göstermektedir. Hicri on birinci yüzyılın (XVII) ilk senelerinde yazılmış olan "Meyhane" ye göre Hafız'ın babası İsfahan köylüklerinden Bahaeddin adlı birisidir. Fars Atabekleri zamanında Şiraz'a gelmiş, orada ticaretle uğraşmaya başlamıştır. Anası Şiraz mülhakatından Kâzerun'ludur. Hafız, üç kardeşin en küçüğüdür. Babalarının ölümünden sonra bu kardeşler, birbirlerinden ayrılmışlar, anasiyle Şiraz'da kalan Hafız, geçim darlığına düşmüş, alnının teriyle para kazanmak için hamurkârlık hizmetine girmiş, fırsat buldukça da civardaki mektebe devama başlamıştır. Bu suretle Kuran'ı ezberleyip Hafız olan Şemseddin Muhammed, aynı zamanda şair bir dükkân komşusuna özenerek şiirler söylemeye de başlamıştır. Büyük bir yekûn teşkil eden gazellerine karşı kasideleri, birkaç tanedir. Gazellerinde bazan padişahlarla büyükleri, âdeta laf' olsun diye över. O, bütün ruhî hasletlerini, gazellerle ifade etmiştir. Divanında yer yer Arapça beyitler ve Arap şairlerinin tesiriyle yazılmış mülemmalar da onun derin bilgisini gösterir. Hafız olduğunu, yani Kur'an'ı ezbere bildiğini, hatta Kur'an'ı on dört rivayete göre okuyan ve kıraat bilgisine sahip olan bir hafız bulunduğunu da yine bir gazelinden anlıyoruz. Sevgilisiyle maceraları, sevgilinin gitmesi üzerine araya düşen ayrılık ve bu ayrılığın, Hafız'ın ruhunda hasıl ettiği derin teessür intibalar da yine gazellerinde görülmektedir. Hafız'dan önce gazel, daima aşkı terennüm ederdi. Hacu, gazele tasavvuf ve hikmeti katmış, Selman da estetik hünerleriyle kendini göstermişti. Hafız, bütün bu üstatların meziyetlerini nefsinde toplamıştır. Şiirlerinde şarap ve meyhaneden pek çok bahseder. O kadar ki âdeta Hayyam'da olduğu gibi insana usanç verir. Bu şarabı, yerine göre aşk, feyz, neşe, vahdet sembolü olarak kabul edenler, meyhaneye âlem, , yahut gönül diyenler, tevillerini yapadursunlar, bizce bu şarap, Şiraz'ın güzel üzümlerinden çekilmiş ve yıllanmış halis şaraptır ve Hafız bu şarabı, cennetteki tesnim ve selsebil ırmaklarının suyunu içer gibi içmektedir. Hafız'da yalnız şaraba değil, esrara da methiye vardır. Sadi Şirazi , Riyazi, Nizari, Azudüddin, Şemseddin Mahmud, Iraki, Zahîr-i Fâryabi, Celal, İftihar-ı Dâmganî gibi birçok şairlerden etkilenenmiş olan Hafız, bunların hepsine de nazireler yazmışsa da bilhassa Hâcu ve Selman'ın tarzını takip etmiş, onların mazmunlarını tasarruf eylemiştir. BuradabHayyam ında etkisinden bahsetmek gerekir Hafız, şaraptan ve kadehten bahsederken insan, daima Hayyam'ı hatırlar, birçok beyitlerinde Hayyam'ın rubailerindeki mazmunları bulur. Muhakkaktır ki Hafız, Hayyam'la pek çok meşgul olmuştur. Hafız'ın, edebiyatımızda tesiri pek şümullü ve pek süreklidir. Klasik edebiyatımızın birçok şairlerini tetkik ederken mutlaka onları Hafız'la karşılaştırmak lâzımdır. Hele XIV. ve XV. yüzyıllarda Hafız tesiri altında kalış, âdeta mütercimlik mahiyetini arzeder. Şeyhi , Ahmet Paşa , Fuzuli , Baki , Nefi , Nedim , Şeyh Galip gibi şairlerimiz üzerindeki etkisi tartışılmazdır. Kaynak:Abdülbaki Gölpınarlı
|