|
Coopersıown'u kurmuş zengin bir çiftlik sahibinin oğlu olan James Fenimore Cooper, özel bir öğretmenden ders aldıktan sonra Yale Üniversitesi'ne girdi ama bir süre sonra kovuldu. Daha sonra deniz subayı olarak görev yaptı; 1826'da Paris konsolosluğuna atandı. 1828-1830 arasında Almanya, İsviçre ve İtalya'da yolculuklar yaptı. 1833'te A.B.D'ne dönünce, ülkesinin izlediği demokratik siyaset karşısında düş kırıklığına uğrayarak, yazdığı serüven romanları aracılığıyla Amerikan törelerini eleştirmeye girişti ve Leather Stocking Tales (Meşin Çorap Öyküleri) dizisini oluşturan beş romanın (The Pioneers [Öncüler, 1823]; Mohikanlarm Sonuncusu [The Last of the Mohicans, 1826]; The Prairie [Çayır, 1827]; The Pathfinder [Tuzakçı, 1840]; Deerslayer [Geyik Avcısı, 1841]) kahramanını yarattı. Yaşamı çocukluğundan ölümüne kadar anlatılan ve insan olduğu kadar bir yarı-tanrı da olan bu kahramanın serüvenleri, A.B.D. tarihinin efsaneleşmiş bir döneminde geçer: Kızılderili saldırılarına ve iklimin sertliğine artık karşı koyabileceğine inanan İngiliz topluluğunun A.B.D' nin Batı bölgelerine yayıldığı XVIII. yy'in ikinci yarısı ile XIX. yy'm ilk yılları arası. Uygar yaşamdan kaçıp tek başına yaşayan, ozan ve düşünür ruhlu usta bir avcı olan kahramanı aracılığıyla Fenimore Cooper, Amerika kıtasına yerleşen beyaz öncülerin özgürlük özlemini yüceltmiş, beyaz avcı ile Kızılderili arasında bir daha kurulmamak üzere kopan bağı dile getirirken, Kızılderililerin törelerini, alışkanlıklarını ve dünya görüşlerini de betimlemiştir. Leather Stocking Tales'in önemi, edebiyat değerinden çok, uygar insanın kurbanı olan Kızılderilinin acıklı öyküsünden kaynaklanır. Altmıştan çok kitap (otuz dördü roman) yazmış olan Fenimore Cooper, Henry Thoreau'dan beatnik'lere kadar uzanan ve doğaya dönüşü öven bir Amerikan geleneğinin öncüsüdür.
|